
Benim sınavlarım bitti.Ara tatile girdim.
Az önce Abimm filmini izledim.Film boyunca
zeka özrü olan abi, abi olmasına rağmen, kardeşine abimm dedikçe
çok tuhaf yerlerde, tuhaf duygular içine gittim. Abi eğer bir uzuv olsaydı
önce göz, sonra da sağ kol olurdu diye düşünüyorum.
Çok ufak yaşlarında annemin eline emanet edilmiş
3 abim var benim.
Sonra
annemle babam ayrılınca onlar İstanbul'da ben Mersin'de
ayrı evlerde büyüyen ama kanın hep çektiği, bir türlü
özlemimizi uzun sevinçlere bırakmayan kavuşmalarımız oldu.
En büyük abim, benim en çok özlediğim
babamdan bile daha çok özlediğim...
uyumam için kulağıma hep şarkılar söyleyen
biraz daha büyük olduğu için diğer ucu tutulmuş battaniyenin,
iki ucundan tutup beni sallayan...
Sanki özlediği sıcaklığı annem de
bulduğu için minnettarlığını bana olan sevgisiyle göstermeye çalışan,
garip bir kuş.
Ondaki yeteneği fark eden babam ve annem,
desteklerini o okulunu bitirinceye kadar sürdürür.
Onu sahnenin üzerinde izlerken ne kadar kanatlandığım, ne kadar uçtuğum, gün gibi aklımda.
O günden sonra bir daha görme şansım da olmadı. Devlet Tiyatrosu sanatçısı olan abimm,yurtdışına giden tiyatrocular kervanına katılmak istiyor, bunu gözyaşları içerisinde ta İstanbul'dan Mersine gelen sevdiceği, arkadaşı sanatçı T.S anneme anlatırken öğreniyorum."Lütfen lütfen bir tek siz ikna edersiniz gitmesin"...
Yıldız Kenter'in öğrencisi Genco Erkal'la sahne paylaşmış önemli rollerde oynamış
mesleğinde iyi çizgisi olan bu genç, gittiğine göre çok önemli sebebleri vardı.
aklımda hep o genç ve güzel hali, bana anlatıldığından dolayı güzel sesi,
yumuşacık kalbi,bana benzeyen huyları ve mis kokulu boynuna sarıldığım abimm olarak kaldı...Öz ya da üvey iyi insan hep iç titretir. Hiç söyleme fırsatım olmadı,
seninde bunu okumaya hiç imkanın olmayacaktır.Daha da ertelemek istemedim.
Ben kulağa fısıldıyayım, sana kadar gelecektir özlemlerimle seni çok seviyorum Abimm..