29 Ocak 2009 Perşembe

Tatilde



Çok şükür bu tatilde de öğrenebileceği farklı bir
uğraşı buldum:))Uzun sürmüyor ama kendi yapmış
olduğu için keyif veriyor..Optimum AVM
ebru programı hazırlamış.
efe yaparken videoya çektim ama buraya yüklenmedi
bir türlü.
Şimdi Ankara'da olupta ne yapabilirim diyenlere
bir kaç fikir..
Galileinin yaşamı, Kanlı nigar,fosforlu cevriye,sokrates'in
son gecesi ve
Hüzzam görülmesi gereken tiyatro oyunları
ancak 15 gün önce bilet almadıysanız
ne yazık ki doğru dürüst yerler kalmamıştır...
Hatta şimdi hepsini kontrol ettim
seyredilebilecek yerler yok..
Bu arada tiyatro salonları o kadar önemli ki
mesela Şinasi sahnesinde yeriniz uzaklardaysa
oyuna dahil olamıyorsunuz komedi izlerken bile
orada var olduğunuzu unutturacak kadar ağırlık basıyor.
Çayyolu tiyatrosu ki benim favori salonum
her yerden oyuna hakim. Ancak çocuklarla gidilecekse
önlerde oturmak çok mühim..
Bol bol fotoğraf çekmek için ulus' a gidilip
eski binalar görülebilir.Resim heykelmüzesi gezilip
Prinçhanda antikacılar
bakılıp içindeki cafede sosisli sandiviç
ve gözleme yenilebilinir.Kız çocuklu anneler
yapalak ayşenin üreticisi ya da yaratıcısı
olan Lale kayıhanın mağzasına uğrayabilir..
Eski br fotoğrafınızı götürüp kendi bebekliğinizi
bile bir bez bebeğe dönüştürebilirsiniz.
Ordanda Rahmi Koç Müzesini gezip evinize dönebilirsiniz:))
Çocuklarla gidilebilecek bir başka sergi
Niçin matematik konulu sergi 05 Ocak-05 Şubat 2009
günleri arasında bir ay boyunca
İDV Özel Bilkent İlköğretim Okulu’nda açık kalacak sergi,
27 manipüle edilebilecek obje, 8 tane enteraktif obje ile
27 tane panodan oluşuyor ve toplam 10 ayrı tema içeriyor.
Eğer çocuklar daha önce hiç gitmediyse
mutlaka CSO da bir senfoni dinlemeliler ama ne yazık ki
onun da biletlerini önceden almak gerekiyor
önümüzdeki üç beş günlük sürede yine yer yok
olanlarda çok arka:((
Tatiller için sadece yüz boyama dışında etkinlik
yapan AVM ve belediyecilik anlayışı oturur inşallah
bir gün..Şimdi fimo hamuru aldım bir kaç gün içinde
çalışacağız bakalım ne çıkaracağız:))
Başka fikri olanlar yazsın lütfen..

27 Ocak 2009 Salı

Kapris Tünel Sendromu


Boyun fıtığı ameliyatı olacaktı ama
doktor öncelikle "Karpal Tünel Sendromunu"
giderelim deyince ameliyat yön değiştirdi.
Uzun yıllar daktilo sonra da bilgisayar kullanınca
sinir sıkışmadan olmazdı:))
Okunan haberlerin sıkıcılığı ve asap bozuculuğu
düşünülürse bu yıla kadar sinirlerin durması bile iyi:))
Evett eşimden bahsediyorum..
Basit sayılabilecek bu ameliyat
önceki evresinde insanı delirtecek kadar ağrı yapıyor..
uyuyamaz hale gelmişti..3 ay içerisinde de diğer elinden
ameliyat olacak. Aman dikkat edin diyorum..
Gelelim kapris tünele
Ameliyat olup geleceği gün oturma odasına
rahatça yatabileceği, dinlenebileceği
bir düzen kurdum..
Fakat yatmak istemedi:((
Sen bilirsin!
Çorba içmek istemedi:((
Sen bilirsin!
Bir gömlek ve bir kazağın kolunun
sol kolunu terziye kestirdi..
damacanadan suyu tek elle doldurmayı başardı.
kıymalı makarna istemiş canı
yaptı..20 gün izne ayrıldı.
Geçmiş olsuna gelenlere
gayet iyi olduğunu, hasta psikolojisine
girenlerden olmayacağını söyledi
ahh kafam yarıldı:)))
Diyeceğim o ki kapris tünelinden geçiyorum:)
İlk defa da burdan şikayet ediyorum:))
Aksini idda eden var mı?
Resmen hasta psikolojisine girdi dimi??

25 Ocak 2009 Pazar

AşK Her Yerde


Tuhaf bir sakinlik içindeyim.
Doya doya AŞK'tan bahsetmek istiyorum.
Sonra içimi garip bir hüzün kaplıyor.
17 yaşında aşık olan dilek geliyor gözümün önüne,
miğdemdeki sancı başlıyor yeniden,
gözlerinin içindeki yitikliğim, beğenimin karşısındaki
acizliğim geliyor gözlerimin önüne..
sonra gücünü hatırlıyorum ellerimi sıkışından
ağzıma geliveriyor kalbim, omuzunda ağlıyorum.
kumsal bir bir siliyor aşıkların adını,
Dalga-geçiyor zamanın içine
zaman seni bana hatırlatıyor.
İçimi garip bir hüzün kaplıyor
doya doya AŞK'tan bahsetmek istiyorum..
Ve beni ne çok büyültüğünü..
Seni Seviyorum.
Doya doya anlatamıyorum.
40' a gelmişim miğdem ağrıyor..
bir yorgunluk çöküyor
anımsadıkça yaşıyorum...
...............
Pazar günü Emre Kınay ve Duru tiyatrosu
oyuncularını Aşk Her Yerde isimli oyunlarıyla
izledim..Komedi idi..Güldüm ama bu dizeleri de
yazdıracak kadar hoş bir lezzet bıraktı..
Oyun oldukça uzun sürdü,fiyatı çok normaldi.
kutlarım dürüstlüklerinden ve emeklerinden
ötürü...
Aşk her yaşta olabilir mi?
Sevgi ile karışmasın lütfen:))

24 Ocak 2009 Cumartesi

4 cevaplı sorular

Yaptığım 4 iş

-Tiyatroya gitmek:))
-Yemek yapmak, temizlik
-El beceri ve blog tutmak
-Efe ile uğraşmak:))

Defalarca izleyebileceğim 4 film

-Bu mümkün değil! Devamını bile bile izleyemem
ancak defalarca izleyeceğim tiyatro oyunu var.
Her seferinde ayrı lezzet alıyorum çünkü..
Örnek mi:Yıldız Kenter BEN ANADOLU

Yaşadığım 4 yer

- Ev
- Ankara
- Mersin
- Hayallerim :))

İzlediğim 4 tv programı

- e2 Elen (bayılıyorum)
- Melekler korusun
- Yaşamdan dakikalar
- Kanal b,

tatil için gittiğim 4 yer

- Mersin
- İzmir
- Yeni keşifler
- Ilgaz

En sevdiğim 4 yemek
- Nohutlu pilav
- Kısır
- Dolma (patlıcan,kabak)
- ıspanaklı yumurta

Hemen şimdi olmak isteyeceğim 4 yer

- Deniz kenarında olmak,
- Tiyatroda olmak,
- Amasra da olmak, mendirekte yürümek,
- İstanbul'da vapurda güvercinlere simit atmak,(Mavianne ile:))

Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer

- ormanlık bir alan
- denizin üstüne
- Balkahvenin omuzu,oğlunun elleri
- kurumuş bir dal
hiç düşmek istemeyeceğim bir yerse
camını yeni silmiş bir hanımın evi:))

mimlemek istedigim 3 kisi

- Rüzgarcığım yoğunsun ama
bir çeşni olur hani:))

- yeni tanıdığı için hakkında
bir kaç kelime bir şeyler
öğrenmek adına, hep süslüyüm:))

- Arzu eden birisi

Birde ricam var..
sevgili lale şöyle değişik bir mim hazırlasan
kesin bulursun sen bir şey...
lütfennnnnnnnnnnnnnnnn
ricamı kırmayınız...
Sevgili mavianneciğim mim için teşekkürler
her daim zevkle cevaplarım..

23 Ocak 2009 Cuma

Teşekkürler moonishciğim:))


Moonishciğim,
Gönderdiğin cicileri aldım...
Mutluluğumu anlatırken, kelimelerin içinden çıkamam gibi geliyor.
Ayrı ayrı hepsinden bir anlam buldum...
Broadway Bridges' den aldığın, hem de beni düşünerek aldığın
rozet beni çok heyecanlandırdı. İlk Tiyatro festivalinde
takacağım. Kitap ayracının üzerine eklediğin, arı' ya
bayıldım..Bal-kahve çok mutlu oldu. Takvime ise
dolu dolu bir program sığsın istiyorum..(Tiyatro programı)
Kartlar ve kolye çok şık...Tatil biter bitmez yani
En kısa sürede sana döneceğim:))
.............
Sevgili blog arkadaşları,
içinizde moonishi tanımayan yoktur..
eğer varsa tavsiye edeceğim bu yazıyı mutlaka okuyun..
Ben en çok onun aşkına olan bağlılığını,
aşkının da ona olan bağlılığını
yüzündeki gizli hüznü, heyecan ve yaratıcılığını
ayrıntılara olan özenini,
çok ama çok seviyorum. Teşekkürler moonishciğim.
http://moonsun11.blogspot.com/search/label/Moonish%20Kim

21 Ocak 2009 Çarşamba

Canım benim.


Allah,cümlesinin evladını içinde bizimkilerinde
hep iyi günlerini görmeyi nasip etsin.
Her böylesi olayda anneme yaşattıklarım
ya da yaşatamadıklarımı :)) o kadar iyi anlıyorum ki
Efe' ciğimi Fen Bilimleri Şenliğinde görmek
Onun bir proje içerisinde yer aldığını bilmek..
Ne mutlu şey..Mesleğini eline alınca, kimbilir
ne yaparım ben:)))
Gıda mühendisi ayarlayarak projemize katkı sağlayan
mavianneye de burdan teşekkür ederim..
Hatta Sende yolla köşesi için birde fotoğraf gönderdim..
paylaşmak çok güzel bir duygu..
Yıllar sonra bakılacak bir albüm gibi bloklarımız..
Efemede bu duyguları yaşattığı için çok ama çok teşekkür ederim..
you're my sunshine.

19 Ocak 2009 Pazartesi

15 Ocak 2009 Perşembe

Çok seviyorum.


Bir kaç saat önce Beyazıt ile Meral Okay'ın programını
izliyordum. Konuklar Müşfik ve Yıldız Kenter, Hakkı Devrim.
Bir süre sonra Beyazıt' ın ağzından şu cümleler dökülüyor
Üçünüzü bir arada görünce aklıma geleni ifade etmek istiyorum
Başlıyor anlatmaya
"Yaşadığımız günler zor ve beni mutlu etmeyen günler
en azından benim fikrim böyle.Böylesi günlerde insan bir büyüğe
ihtiyaç duyuyor..Ben de üçünüzü bir arada görünce bu gücü gördüm
kolunuzun altında olmak istedim gibi bire bir aynı olmasada
bu ifadeleri kullanıyor".. Onlar da verdikleri cevapla
kanat açıyorlar..
Birden aklıma Zeya'nın
8 OCAK Tarihli Umut yazısına yazdığım yorum geldi..
Zeyacığım,
işte istenen oluyor. Ben gibi, sen gibi daima gelecekten umutla bahseden insanların, bir bir
umutlarını kırıyorlar. Kendimi, sesini çıkartırsan gebertirim diyen acımasız bir anne babanın
kollarında gibi hissediyorum…Sinmediysemde, sindiriliyorum…Çözümsüz gibi hissediyorum.
Kanatlarının altında rahatlayacağım büyük bir güce ihtiyaç duyuyorum.. Herşeye rağmen
böyle hissettiğim için üzülüyor, aldığım eğitime sığınarak güçlü olmaya çabalıyorum.
Çünkü, neredeyse aynı kaygıları yaşayan ama adını koyamadığı için gözlerimin için bakan
bir evlada verilecek cevabım olmalı…Ben sana gelince çok yazıyorum ya
anlaşılmaya ihtiyacımız var anlaşılan.....

Sanırım bu yorumu oraya yazarken Zeya'nın dedesinin
gücüne sığındım..Kendi bloğuma bile böyle açık yazmamıştım..
İşte büyükler hayatımızda hep var olmalı..Saygıyla yaşamalı
yaşatmalıyız...
Ancak, bir an önce bu ürkek halimizden sıyrılıp, özgürce ifadeler
kurmayı, telefonda rahat konuşmayı istiyorum..
Mücadeleci büyüklerimizi örnek alarak yaşamak...
Hukuk Devletinin üstünlüğüne inanmak istiyorum..
Bu yazıyı buraya yazarken arkadaşlarım yorumlarında zor durumda
kalırlar mı diye düşünmek istemiyorum:))
Bir de ÜLKEMİ ÇOK SEVİYORUM

14 Ocak 2009 Çarşamba

.))

Bilgisayarımın (laptopumun) KAPAGI KIRILDI..
Tamire gitti..Akşam olsun eşim gelsin diye hasretle bekliyorum:)
Sınav dönemimiz o nedenle akşamları ders tekrarı yapıyoruz...
Efeciğim, masa tenisi turnuvasında 4. oldu..
birinciye altın, ikinciye gümüş, üçüncüye bronz madalya verdiler
bana da şöyle renkli renkli bir şeyler verselerdi keşke
dedi..Katılım sertifikası istiyor anladığım kadarıyla.
19 Ocakta bilim şenliğine katılacak heyecanlıyız:))
22 Ocakta eşim boyun fıtığı ameliyatı için gün aldı:(
yarıyıl tatilimiz biraz naneli geçecek anlaşılan
2 gün önce arkadaşım Gülay'daydık çocukları aynı
sınıfta okuyan cici bir arkadaşı ile tanıştık
eski bir blogcuymuş...bitpazari adlı bloğunu iki arkadaş
hazırlıyorlaşmış ama bırakmışlar..böylece (tesadüfen) bir blogcu
ile tanışma isteğim yerine geldi:))
Bilgisayar başkasının olunca çabuk davranmalıyım:))

12 Ocak 2009 Pazartesi

histanbul




Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran, 1995 yılından beri politik tavırlarını, sanatsal seçimlerini, ürettikleri işlere taşıdılar. Kendilerini ulusal ve uluslararası platformda bağımsız yapıtlar üzerinden var etmeyi seçtiler. İçinde bulundukları zaman, çalıştıkları disiplinler arası platform, yaşadıkları toprak, o toprağın sosyo-politik olayları ve bunları anlatma ihtiyacından hareket ederek; göç, azınlık, kadın, öteki olmak gibi kavramları kendi kişilikleri üzerinden derinleştirdiler.

Her yeni proje ile kullandıkları dili, seçimlerini, bazen tüm üretim araçlarını yeniden gözden geçirerek sorguladılar. Seçtikleri fikrin, dilin ihtiyaçlarına göre kendi metinlerini oluşturdular, ya da oluşumuna aracılık ettiler. Dramaturgi, ışık, müzik, hareket anlayışını sorgulayıp, projenin hangi disiplinler ile ilişki kurabileceğini araştırdılar.

Ne söyledikleri , nasıl söyledikleri hep öncelikli oldu.

Yeni projeleri Histanbul'da, Kemal Gökhan Gürses'in aynı adlı çizgi romanından yola çıkarak besteci Evrim Demirel ile ortaklık kurdular. Bu işlerinde de farklı disiplinlerden yaratıcılarla bir araya geldiler.

Zemin etüdleri yapan mühendis Ali Bora’nın bir sokak arasında karşılaştığı kadının İstanbul mu, yoksa bir tahayyül mü olduğunu anlaması için yedi tepeyi dolaşması gerekiyor. Yedi meze tarifi, yedi şarkı, yedi episod, yedi animasyon... Şarkılar, şiirler hep İstanbul için söylenmiş ama, acaba hangi İstanbul için? Oyun, toprakları çiğnene çiğnene iğdiş edilmiş bir kentin karmaşasında depremin tedirginliğiyle ilerliyor.
......................
Öncelikle oyunun sıradışı anlatımı, karikatürün tiyatroyla uyumu
oyuncuların sahne kullanımı çok farklıydı..
Bazı oyuculara oynadıkları dizi karekteri çok
yapışıyor. Memolide öyle oldu malesef.
Fakat Roza Erdem'e bayıldım...4 şarkı söyledi
mükemmel bir ses..
İstanbul' a Hisli bir bakış yaptık...
İyi bir akşamdı....
İstanbul'la bir öyküsü olmayan var mı acaba?

10 Ocak 2009 Cumartesi

resim böyle de anlatılır;


Resimlerimde kendime özgü enstrümanlar kullanarak insanı, daha doğrusu kendimi anlatırım.
Bana göre insanın iki adet dünyası vardır.
Birincisi yaşadığımız "reel dünya" ikincisi ise: Duygu, düşünce, ideal ve hayallerin oluşturduğu "sanal dünya"dır.
İnsanlar bu iki dünya arasında gider gelirler. Bazen hangisinin gerçek, hangisinin sanal olduğunu karıştırırlar.
Resimlerimde mozaik ve karolarla kurduğum bu sanal dünyamı anlatırım. Kimi zaman kalabalık otobüslerden,
caddelerden, trafikten sıkılıp uçsuz bucaksız çayırlarda tek başına yalın ayak koşturmak isterim, kimi zaman ise, yatak odası,
misafir odası, yemek odası diye bölünen yaşam mekânımdaki eşya bolluğundan ve tıkış tıkışlığından sıkılıp yabani at sürüsünde
bir at olup her yöne sonsuza kadar koşmak isterim. Bazen sevgisiz dünyada "sevgi"nin sonsuz gıda olduğuna karar
verebilirim. Bazen bir av kanalını izlerken hayvanlarında yaşam hakkının olduğunu ve avcılığın yasaklanmasının ne
kadar doğru olacağını düşünürken; avcılıktan başka yapabileceği bir şey bulunmayan Afrikalıya avcılığın yasaklanmasının
doğru olmadığını düşünüp nedenlerini irdeleyebilirim.

9 Ocak 2009 Cuma

Mimim


1. Herhangi bir kişinin en favori insanı mısın? Neden?

Kesinlikle evet:) Arkadaşlarım genellikle fikrimi sorarlar. Bunca yıldır hiç yanıltmadım onları

2. Şu anda yaptığın işin dışında (hayattaki tüm işler kanuni olsaydı) ne iş yapmak isterdin?

Tiyatro oyuncusu olmak isterdim:) Yasal olurmuydu bilmiyorum ama şu an cumhurbaşkanı olmak isterdim:))

3. Yalan söylemenin sence uygun olduğu durumlar nelerdir? Beyaz yalan söyler misin, ne söylersin?

Yalanla hiç işim olmaz, söyleyeni anladığım an hayatımdan çıkarırım.Nezaketen
güzel olmuş dediklerimizde insan hayatını etkilemeyecek durumlardır.

4. En son “… özelliğinden dolayı senle gurur duyuyorum” lafını kime söyledin? Hangi özellikti o?

En son " Azminden ötürü seninle gurur duyuyorum anneciğim dedim"

5. Aynı lafı en son sen ne zaman duydun? Hangi özelliğindi göklere çıkartılan?

En son "Ben de senin gibi bir evladım olduğu için gurur duyuyorum dendi" Sanırım cevaben söylenmişti:))) Çaktırmayın biz bunu çok sık yapıyoruz...

6. Yaşayamadığın için pişmanlık duyduğun ne var?
Epeyce bir şey var ama toparlıyamıyorum şimdi:))
Yazmak mı istemedim acaba:)))

7. Lisedeki takma adın neydi? Adını sevmiş miydin?
papatya derlerdi ve Farrah Fawcett
hahah:))Ciddi bir sarışındım ben ancak şimdi
koyu bir kumralım yani hiç alakam kalmadı sarışınlıkla:))

8. Bir okul yaptırsan adını ne koyarsın? Neden?

Annemin adını koymak isterim. Fakat şu an açıyorsam okulu
kesinlikle CUMHURİYET ilköğretim okulu koyardım...

9. Ulaşamadığın biri ile tanışıp sohbet etme olanağın olsaydı bu kim olurdu? Ondan neler öğrenmek isterdin?

Ulaşıpta konuşmak isteyeceğim kim olur diye pek düşündüm ama o da aklıma gelmedi.

10. Yaptığı işte mutlu ve aynı zamanda başarılı olan birisini tanıyor musun? Onu örnek olarak alıyor musun?

Son üç beş yıla kadar yaptığı işten mutlu bir çok insan tanıyordum:))

11. Hiç kimsenin göremediği bir özelliğin var mı? Varsa neden bugüne kadar gizli kaldı?

Çok iyi arya okurum. Dermişim! Mutlaka var ama gizli kalmasını ben istedim..

12. Seni en çok ne kızdırıyor? Bu kızgınlıkla baş edebiliyor musun? Edemiyorsan, neden?

Haksızlık, yalancılık, kıymet bilmemezlik, bencillik. Aynen..

13. Bugüne kadar yaşadığın en büyük hayal kırıklığın ne? Tekrar yaşama ihtimalin var mı?

O kadar uzun bir mevzu ki... Bloger yetmez..

14. Hangi markalar sinirlerini bozuyor? Neden?

heralde şu sıra israil ürünleri bozuyor sinirimi.

15. Hangi markalara tutkunsun?
Yalana gerek yok. Sevdiğim markalar var ve ben kullanmaktan çok keyif alıyorum..

16. 10 sene sonraki hayatında bugünden farklı neler olacak?

aman allahım 49 yaşında olacağım,Efe 20 yaşında olacak
inşallah çok güzel şeyler olur,,,

17. Seni benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan ne var?

Sanırım bir adım sonrasını düşünen yapım, çocuksuluğum ama illaki kalbim:)))

18. Yakın bir arkadaşın kanunsuz bir iş yapsa polisi arar mısın?

Vallahi ararım. İki kere uyarırım olmadı mı başkasının canını yakmasına izin vermem..

19. Hangi filmdeki hangi karakterin hayatının senin hayatın olmasını isterdin?

Ay aklıma hiç bir şey gelmiyor, az sonra misafir gelecek ve ben oturmuş:))

20. Bir film yapmaya karar versen adı ve konusu ne olurdu?
Kesinlikle komedi ama eğitici olurdu..
Ah kafam vah kafam...

7 Ocak 2009 Çarşamba

ehlen ve sehlen


Uff yaa kasvetli bir ruh halim var.
Hiç bir şey iyi gitmiyormuş gibi hissediyorum..
İyi giden şeyler olduğunu bilmeme rağmen böyle düşünüyorum.
Ülkemin ve diğer ülkelerin durumları, haberler,
sosyal ilişkiler, eş dostun başına gelenler
yaşanılması ne zor bir dünyaymış bu dedirtecek cinsten
dalevereler...
Bu konudan çıksam daha iyi olacak.
Beden dilinizi kullanıyor musunuz?
ya da
“Hey, sanki zihnimi okuyor gibisin!...” gibi hissettiğiniz
birileri oldu mu? ya da siz iyi bir zihin okuyucu musunuz?
Yordular bizi yordular....
şöyle sımsıcak bir selam göndereyim hepinize:))
Tiyatroya gidemiyorum ya, onun içinde sıkılıyor olabilirim:))

5 Ocak 2009 Pazartesi

Her ev bir adadır aslında


Uzun ama epeyce uzun zamandır okuduğum her kitabın yarım kaldığından
bahsetmiştim. Kafamın yorgun olması ile çok ilgisi var diyordum.
Son ada isimli kitaba başlayınca gördüm ki uzun zamandır
bu kadar sade bir dille yazılmış bir kitap okumamışım.
Hem de kitabın her satırı ince ince düşünülerek yazılmış.
Bu tür sıkıntı yaşayan arkadaşlarıma tavsiye ediyorum..
Zihnim yeniden açıldı:))
Dün pek bereketle bir gün oldu.
-Efe
Anne salon sırıl sıklam halıya kim su döktü dedi?
- Efe ne suyu oğlum:((
Derken peteklerden akıntı yok tavandan akıntı yok
15 katlı bir binanın 10. katında oturuyorum bu su
neyin nesi derken dış cepheden şakır şakır evin içine
dolan su ile boğuşuyorum..Halı bünyan, yün kokusu bütün
evi sardı. Felaket kokuyor. Duvar kabardı...
yani bir sürü iş çıktı..Ama dua ettim, allahım
yaşıyorum ve bu işleri yeniden yapabilirim dedim:))
Bu sıra canım makinemi açıp ciciler biciler yapmak istiyor
dikiş dikmeyi sevmem de nakış yapmak istiyorum...
günler günleri kovalıyor...Bakalım sizlerde ne var ne yok.

2 Ocak 2009 Cuma

Hoşgeldin 2009


Yeni yıla girdim...
1- Ayşegül Aldinç gibi, sesi buğulu kadınları pek beğenirdim.
Bu yıla pek buğulu girdim:)))
2- Milli piyango biletime hiç bir şey çıkmadı.
3- Yeni yıla TRT ile girdim.
4- Hadise' yi çok beğendim.(Daha bile iddalı olabilirdi)
5- Ankara' da ki can kayıplarına çok üzüldüm.
Avrupada bu bakımlar rutin bir şekilde belediye tarafından
bakımı yapılıyormuş. Ücretinide paşa paşa ödüyormuşsun
ama canını bu nedenle kaybetmiyormuşsun:((Gelişmişlik farkı
6- Beterin beteri vardı.İ.Gökçek adaylığı kazandı.
İspat edilmesine rağmen, her şey legalleştiriliyor.
Avrupada olsa çoktan istifa etmişlerdi:((
(gelişmişlik farkı
7- 2009' da da prensipleriyle yaşayacak olmaktan
hoşgörümünde bir sınırı olduğunu bilmekten
gelmeyene gidilmeyeceğini, sevmeyenin sevilmeyeceğini,
almayanın veremeyeceğini anlayarak devam etmekten
dolayı mutluyum...
8- Hadi hadi derken eşeğin hoşşaftan anlamadığını düşünecek
yeni tadlarla yaşayacağım...
9- Ruhumun değil, bedenimin zayıflaması için uğraşacağım.
Zira bugün AA haberlerinden öğrendiğime göre çok düşünen
insanlar şişmanlıyorlarmış:(Zayıflar kızmasın)
10-İyilik daima kazansın...