24 Haziran 2012 Pazar

Hiç bir işi askıya almamak


Erol Evgin konserini izledik çok eğlendik çokça gülümsedik. Babalar gününde Evgin' e Sultan Süleyman'ın bire bir kopya, el işçiliğiyle yapılan kavuğunu hediye ettiler. Koca alışveriş merkezi bundan daha orijinal bir hediye bulamamış mıydı ? Mutlaka  Gökçeğe yaranmışlar dı,  mühim olan da buydu.
''Namazın kazası olur keyfin kazası olmaz'' diyormuş Evgin' in  ataları, biz de öyle yaptık ...

Perşembe günü staja başladım.

Bugün oğlumun başarısını Leman Kültürde  yemek yiyerek,  sohbet ederek,  gelecek planları yaparak kutladık.
Sonra da Kuğu Gölü Balesi' ni 3. kez izlemek üzere yerimize oturduk.
Bale gösterisine bizi davet eden hanımefendi

Prof.Dr.
Pınar Aydın O'Dwyer, 55 yaşında (soldan 4)
 Bir bale fanatiği: , hayatta  çok şeyden zevk alan bir adım öteye götürüp mutlaka konuyla ilgili bilgi sahibi olan bir göz hekimi , hayranlıkla kutladım onu.
 Baş dansçı Bahri Gürcan gözetiminde Ankara'da faaliyet gösteren bir merkezin yetişkinler kategorisinde öğrenci.
10 güne kadar da bale kitabı piyasada satışta olacak.
Umarım bir gün ideallerini herkes gerçekleştirir, askıda kalmayan güzellikler yaşamak dileğindeyim.
Sağlıcakla...

Kuğu Gölü denince bu dörtlüyü hatırlamayan olur mu?
Adile Naşit, Asuman Arslan, Ayten Erman ve Belkıs Dilligil

-

4 Haziran 2012 Pazartesi

Akıyor zaman


Dönem sonları hep bir koşturmacanın içinde geçiyor.
Oğlumun ressam Hikmet Çetinkaya ile beraber yaptığı bu tablo gibi,
barış dolu olsun bu dünya. Çetinkaya , Gelincikleri çok seviyor. Hakikaten özgürdür gelincikler istedikleri yerde boy gösterirler. İsterdim ki o tablo evime gelsin ama okulda kalacak.

Dün uçurtma şenliği vardı. İzlemek güzel, ah içinde olamadığım o zaman
ah gençliğim diye dövünmelerle dolu iç sesim.
Sonra dönen dünya

ıslatma klasiği, gözümüzün önünden geçti de bizi görmedi bile.

Sonunda beraberiz.

Eldeki patatese gelince, orada satış rekoru kıran yiyecekti. Bu kadar uyduruk bu kadar kötü ama çocuklar, büyükler kapış kapıştı. Patatesteki bu vazgeçilmez koku. Tek patates 5 liraydı. Sanırım 4-5 çuval patates sattılar.

1 Haziran 2012 Cuma

Akıbeti

30 mayıs 2012,
Yarım dönemdir, bireysel projeler hazırlıyoruz.
Çoğu çalıntı fikirler yapıyor, sosyal proje kapsamında 7-8 yaş çocukları için bilinçli tüketici kitabı hazırladım . Öncelikle tez yapar gibi tüm araştırma evrelerini tarihçesinden başlayarak kağıda döktüm. Projelerimizi
geri iade edecekleri için sadece bir adet kitap bastırdım. Güzel oldu.
sunum yaparken, daha da albenili olsun diye annemin Viyana' dan getirdiği bu solfej anahtarı kalemi içine ekledim. Sunumum bitince
Hocam-
Bu sunum ben de kalsın dedi .Sevinemedim...İlk fırsatta vermesini umuyorum.

Gönlümün götürdüğü yere..

29 Mayıs 2012
Zor bir sınav sonrası,
kendine zaman ayırmalısın dedi. Kim? Gizli özne :)
önce bir anasınıfının mezuniyeti varmış hiç tanımadığım çocukları gelecek nesli alkışladım bir süre.
Bir kadeh kırmızı ile aparatif birşeyler almak istedi canım.
Sonra çıktım. Karşıda 14 Milyar yaşında olduğumuzu söyleyen afişi gördüm.


Karanlık yuvarlak bir alanda anlatılan bu evrenin yolculuğunu ve bu sergiyi hazırlayanları hayranlıkla izledim.
elimizin son halinden başlayıp ilk halini dizilişini resimlemişler.
Nerede olacağımı bilmeden arabaya bindim. Önüme liseli gençlerin
ingilizce münazara yaptığı bir salon çıktı.
Büyük büyük alkışladım.
Sonra bir çok ilden gelmiş ilköğretim çocuklarının çalışmalarının, sergisini gördüm.
Tek tek, önemseyerek izledim.
Serginin bir yerinde oğlumun bir çalışmasını gördüm. Doğrusu beni haberdar etmediği için biraz içerledim. Sonra öğrendim, haberi yokmuş
Marc Chagall resmi.
Mersin' den gelen bu çalışmayı çok beğendim, bunlar da chagall sembolleri
Bu kadar güzel geçen saatlerden sonra da oğlumu aldım.
Bir şükür, bir teşekkür ederek, güzel bir akşama doğru yola çıktık.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Dingin insanlar

25 Mayıs Cuma, adam gibi adam Suavi' nin konserindeydim. Gümüşay'ın daveti ile yemeğimizi sakin keyifli sohbet eşliğinde yedik.Mezunlar derneğinin cafe kısmında oğlumun çektiği bir resmi duvarda görünce çok mutlu olduk, şaşırdık.
Gümüşay mezuniyetine neden beni çağırmadın diye sitem etti . (Bu unutulmasın diye yazıldı buraya)
BANANA SPLİT , TİRAMİSU neden büyük yazdım bunları ben de bilmiyorum . Yedik.
Hava gerçekten soğuktu. Değerdi...
Suavi çok akıcı,  cümleleri birbirine  sevdirerek konuşan, vurgusu mükemmel
kelime dağarcığı çok geniş bir adam. Her konuşmasında hop oturuyor hop kalkıyor yüreğim. Duru tertemiz bir ses. Ruhun gıdası olsa olsa böyle bir sesi ima eder. Nihayetinde de öyle dinlenmiş uyandım sabahına.Mümkün değildirki her fikrini doğrulıyayım. 
Birilerinin sizin yerinize söylemesi, adabınca kelimeleriyle güreşmesi çok güzel ...
Hayatım boyunca, herşeyini abartısız yaşayan insanları çok sevdim.
Eğer o soğukta, bir okul yapımı için bağışlanan bu konsere bu kadar emek veriyorsa, kendine insana
canlıya cansıza ne kadar özenli ve inançlı olduğunu görüyorum. O zaman onun inandıklarına saygıyla eğiliyorum.
Sınavlarım devam ediyor.
Bir devi daha kaybettik. Oraya götürdüğün anıların ve kalplerde bıraktığın sevgi ve saygılar ışık olsun sana...Nur içinde yat Orhan Boran iyi, güzel, doğru insan.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Öğretmen Dilek...

Başlığı böyle atmamın sebebi var elbette,
izlemeye gelen onlarca ailenin gururu oldu evlatları, bende durum tam tersi idi. Öğretmen andı
 ve diploma töreni tüyleri diken diken yapmış, ismimin başına eklenen Öğretmen sıfatı o an oğlumun küçük kalbini pır pır ettirmişti. Üst üste gönderdiği öpücük ve o mesafede hissedilen gururlu bakışını gördüm. , Öğretmen andını canlı canlı telefonda anneme dinlettim. Diplomalarımızı almak için davet anonsu yapan hocanın Öğretmen Dilek ! Dediği anı hıçkırıklarla dinlendi.İyi ki iyi ki gelmesini istemedim , aramızda çok  restleşmeler oldu ama ben dayanamazdım. Benim için gücün sembolüdür ve yanında aciz kaldığım tek insan. Allah ona uzun ömürler versin. Ailem ve okul dışından hiç bir arkadaşıma mezuniyetim var demedim. Tuhaf bir durum var bende hep zahmet verirmişim, benim için insanlar külfete girerler de ben de gereken ilgiyi gösteremesem çok ayıp olurmuş gibi hissediyorum, bu nedenle talepte dahi bulunmuyorum.
 Ummadığım, beklemediğim bir gelişme oldu  Mavianne gelmek istediğini söyledi ...

Sevgili Fatma (Maviannemiz) çok büyük bir jest yaparak diploma törenime katıldı.
Bu geliş öyle basite alınacak,öyle es geçilecek, öylesine vız gelir bir mevzu değil ...
Kendisine nasıl ve ne kadar teşekkür etsem az. Oğlumun deyimiyle ''Fatmaanne''  sağduyusu ile
yanımızda olarak bir anne gibi sevincimizi , bir arkadaş gibi heyecanımızı, bir dost gibi
yüreğini, ve bir kardeş gibi gururumuzu paylaştı.
Dilerim o da evlatlarının en güzel okullardan mezuniyetini görür, aynı heyecanı beraber paylaşırız.

Tüm yüreğiyle coşkumuza ortak olan dostlara ve Mavianne' nin bu güzel jestine binlerce kez teşekkür ediyorum.

18 Mayıs 2012







13 Mayıs 2012 Pazar

Tiyatro bahane oldu, muhabbet şahaneydi ..

12 mayıs 2012












Öncelikle,  tiyatro davetimi kırmayıp kabul eden mavianneye çok teşekkür ediyorum.
Sezon kapanmak üzere olduğu için biraz acele ettim.
Ne iyi ettik daha fazla sohbet etme şansı bulduk. Zaten o kadar samimi geçti ki çoğu kez özelimizden muhabbetleri yaparken buldum kendimi.
Geçirdiğimiz blogcu döneminin bıraktığı iz bu...

Hepinizin bir bir kulağını çınlattık. Mavianneye henüz elime geçmeyen kitaptan bahsediyordum ki
bana imzalısını getirdiğini söyledi, hem de ne şartlarda bir imzalatma, beni unutmayacak yazar.
Ardından da mezuniyet hediyesi verdi bana mutlu oldum.
Doğrusu mezuniyet törenime gelmek istemesi bile benim için hediye, ben kimseciklere söylemedim bile, güzel bir tören olmasını umuyorum.

Çok sevdiğimi bir mekandır Kırmızı Rouge orda tavuk dürüm pek güzel olur bugün de öyleydi.
Bu keyifli sohbet için ,ciciler için çok çok teşekkürler
En kısa süre de tekrarı dileğiyle ....

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Huzur

9 Mayıs Çarşamba
http://www.dogaicincal.com/index.asp?sayfa=caldiklarimiz&id=60
doğa için hazırlamışlar nasıl hoş ,bu türküler eşliğinde bekledim Yankı Yazgan'ı
Pek bir beğenirim kendilerini:) Yaşlanmış gerçi :))
konu 'Değişim'di  bir psikiyatristen değişimi dinlemenin, bir psikologdan dinlemekten farklı
yönleri vardı. En çok ilgimi çeken de bir annenin bebeğine baktığı anda çekilmiş kan akışının beyindeki seyriydi. Bu yöntemle çekilen resimlerde hata payı yok denecek kadar azmış.
İşin ilginci babalara yapılan testte babada hiçbir değişiklik olmaması:)
tam 6.aydan sonra babalarda bu değişiklik görülüyormuş:)) Algılama süreçlerimi acaba  ?
Değişen bu kan basıncı neye eş değermiş peki...İşte bu biraz tuhaf, kaygı evet
anne o baktığı an korku ve endişe taşıyormuş kaybedersem korkusu uff ya çok  garip bizim dururumumuz.
Bir başka bilgi
özellikle çocuklarının altını değiştiren mamasını yediren vb.ilgileri gösteren babalar
kesinlikle ne kendi çocuklarına ne de başka çocuklara tacizde bulunmuyormuş.

Aynı yöntemle bir matematik problemini 3 ayrı yaş grubundaki algılamayı kan dolaşımı fotosu ile gösterdi.
Hani şu, ne var bunu anlamayacak  dediğimizde onun kafasındakileri.Yok yok demeyelim bir daha algılanmıyormuş gerçekten.

Bu sohbetten sonra;




GENÇLERİN ARASINDA KAYBOLDUM.BİLİNÇLERİNE,O GÜNKÜ HEYECANLARINA ORTAK OLDUM . 
Önceden ne korkardım değişim bu mu acaba?
Yani kendimi iyi hissettiğim yerdeydim:) Bir de yılların geleneği ''Devrim Ateşi '' (ateşle devrim) yaktılar .

  Bir yıl olmadan yeniden  Şevval Sam ile eğlenceli 
biraz hüzünlü güzel bir akşam geçirdim....

8 Mayıs 2012 Salı

Laylay lom

Çok çok tatlı telaşlar içerisindeyim.
Gözüm hiç bir kötüyü görecek ,kalbim de hissetmeyecek kadar mutlu...
On gün sonra, kep atma heyecanı içimi kıpır kıpır ediyor,yıllar sonra kocaman
bir göbekle, anne olarak onca işin içerisinde, bir başarının altına üstüne çizgi çekmekten çok mutluyum.
Nasıl yorgunluklarım oldu,  tuhaf duygularla savaştım,  ne zor dersleri aştım bazen ben de inanamadım nasıl bir istekti beni besleyen.

Hiç bir işimi şansa bırakmadım o yüzden şansta beni bırakmadı.
Başarısız olduğunu düşündüğüm işlerden dahi başka güzel sonuçlar elde ettim.
Yirmi yıllık dostum, komşum Ferda,
ona en çok ihtiyacım olduğunu düşündüğüm bir zamanda
taşınmak zorunda kaldı , gel gör ki öyle bir ders saati programım oldu ki,  okuldan her seferinde oğlumdan önce evde oldum. (şans)
Şehir trafiğini hiç sevmediğinden  Gölbaşı' na taşınmış olmasına okulumun ne çok sevindim.
İhmal ettim bazı şeyleri onlar, zaten ihmali hakkedecek değerde olduklarını zaman içinde kendiliklerinden ispatladılar.

Derler ya, '' Bir görünen , bir de görünmeyen yüzü var'' diye.
Şimdi o görünmeyenlerle hesaplaştım. Löng diye söyleyemediklerimi söyledim . Bu alemin de perde arkasındakilerini gördüm..
İdrak ve gönül vazgeçilmez iki iyi dost
Ve nihayet
Yine baş başayım düşündüklerim ve ben.  Kibarlığın da var bir cabası
olacak o kadar fiyakası.  Hep mutlu kal.


Mavianne'cim, cumartesi gününe biletimiz hazır sen de hazır mısın?:)
Asisciğim kitabın elime henüz geçmedi . Olmayan olmaz da umarım en kısa süre de sende olur:)
Leylak dalı, Ahmet Ümit  Antalya  mı ?Ankara'ya mı gelsin?



24 Nisan 2012 Salı

Güzel bir güne

Hayallerimizi gerçekleştiren, belki hiç hayal etmediklerimizi bize yaşatan çocuklarımız hep var olsunlar.
Kutlayacak bayramları hiç bitmesin bitirilmesin.
Çok uzun zamandır izleyemediğim kadar coşkulu bir bayram hazırlığı yapıldığını ve kutlandığını gördüm.
Hem öğrenci, hem öğretmen (hem hem bu böyle gider.. ) heyecanını kaybetmezse neler olabileceğini
biliyoruz.  Ne görkemli bayramlar kutlamış milletiz.
Bu yıl  bugün doğum günü olan anneciğimin yanında olmak niyetiyle, biletlerimizi de almışken
oğlumun törende görevli olduğunu son gün öğrenince tüm planları suya yatırdık.
Trombon çalarken onu izlemek kocaman nefes alırken onu görmek munzırca yanına yaklaşıp
yanagındaki havayı pufflatmak, işte böyle bir döngüde ruhumu gençleştirmek ve elbette
evrene şükretmek.. :)
Kutlu olsun var olma sebebi(m) annemin yeni yaşı ve 23 Nisan

Sevgili blog arkadaşlarım,
Geçtiğimiz günlerde mezuniyet tezi ile ilgili kaynak arayışımdan bahsetmiştim.
Hepinize teşekkür ederim.Leylak dalının mail adresime gönderdiği kaynaklar benim birebir ihtiyacımı karşıladı hatta umduğumun üstünde bir kaynaktı, kaynak sahibi
sevgili SEVİ 'ye  verdiği bu güzel akademik destek için çok çok teşekkür ederim.
Leylakdalına tekrar tekrar çok teşekkür ederim.

Şimdi de http://mezuniyettezi.blogspot.com/ adresin de küçük ölçekli , karmaşıklıktan uzak toplamda 9 sorudan oluşan mini anket hazırladım.  Soruları kopyalayıp yorum  yapacak şekilde yapıştırıp
aralarına cevaplayacaklar.
Anketi ve ödülü duyurmanızı hatta cevaplamanızı çok çok istiyorum.

Bize mi güvendin? Diyen olur mu bilmem ama cevabım EVET güvendim elbette....:)
Çok teşekkürler blog arkadaşlarım :))
 Unutmadan!

işin bir de ödülü var blog adresini bırakan ve anket sorusunu cevaplayanlar arasından üç kişiye
üç ayrı hediye vermek istiyorum. Bunu bir teşekkür ve anı amacıyla yapacağım.
Ahmet Ümit' in son kitabı ,
Bahri Gördebak' ın  ''Olmayan'' isimli kitabı
Bir Tiyatro bileti

hadi görüşürüz sevgiler ve kocaman teşekkürler gönderdim güzel yüreklerinize:))








8 Nisan 2012 Pazar

Biz bugün evde


DOĞUM GÜNÜ MACERASI (Biz bugün evde)
Bu, belki de hayatınızın en kötü doğum günü.
Maureen, Oona ve Shona isimli üç kız kardeşinizle öğle yemeği randevunuzu, son anda çıkan bir iş
görüşmesi yüzünden iptal etmek zorunda kaldınız. “SHOOM!” adlı yeni müşterinize, iş yaşamında yaratıcı 
çözümler sunan şirketinizi tanıtmak için bir sunum yapmanız gerekiyor. 
İstasyona doğru giderken üzerinde
SHOOM! yazan bir limuzin kenara çekiyor. İçindeki kadın şoför, sizi sunuma götürmek için gönderildiğini 
söylüyor.

Öyle şaşırıyorsunuz ki bütün kişisel eşyalarınız içinde olmasına rağmen elinizdeki çantayı, şoförün
uzattığı eline bırakıveriyorsunuz. Çantanızı bagaja koyarken “Yüzü tanıdık geliyor.” diye düşünüyorsunuz.
Ardından şoför kapıyı açıyor, binmenize yardımcı oluyor, kapıyı ardınızdan kapatıyor ve kilitliyor. Sonra 
da kendi yerine geçiyor.
Limuzin trafikte yol alıyor. Şoföre sorular sormaya çalışıyorsunuz; ama sizi duymazdan geliyor. Kısa 
bir yolculuktan sonra SHOOM!’un bulunduğu semte geliyorsunuz; ancak şoför beklenmedik bir yola sapıyor ve kendinizi hiç bilmediğiniz bir yerde buluyorsunuz. “Kayıp mı olduk?” diye soruyorsunuz. 
Şoför müzik açıyor. Teypte ünlü “Moon River” şarkısı çalıyor.
Kenar mahallelerden geçiyorsunuz, etrafta bol şortları ve atletleriyle kaykay yapan gençler var.
Birkaçı size bakıyor, aralarından biri çaldıkları rap müzikle dans ediyor. Şoför terk edilmiş bir katlı
o toparka giriyor ve limuzini aşağıya doğru sürüyor. Büyük bir hızla binanın en alt katına ulaşıyor, bir asansörün yanında aniden duruyor ve tam o sırada çalan şarkı bitiyor.
Kontağı kapatıyor ve “Yukarıda görüşürüz!” diyip arabadan çıkıveriyor.
Bagajdan çantanızı alarak,hızla karanlığın içinde uzaklaşıyor.

Arkasından gitmek için arabadan çıkmaya çalışıyorsunuz; ancak
kapınızın kilitli olduğunu fark ediyorsunuz. Panikle etrafınıza bakıyorsunuz. Otopark terk edilmiş. 
Sakin olmaya çalışıyorsunuz, birkaç dakika gözlerinizi kapatıyorsunuz ve sonra etrafınızı incelemeyebaşlıyorsunuz.

Ön koltukta üzerinde isminizin yazdığı bir zarf görüyorsunuz.
İçinden SHOOM! Şirketine ait bir kağıt çıkıyor.
Üzerinde  “Konuştuğumuz gibi saat 11.00’de sizi bekliyoruz. Bir kenar mahallede bulunan ve
kullanılmayan bir katlı otoparkı farklı bir işlev kazandırarak değerlendirmek istiyoruz. Lütfen yanınızda yaratıcı fikirlerle geliniz.
Kağıda, üzerinde “Moon River” yazan bir vestiyer fişi zımbalanmış.
Saatinize bakıyorsunuz ve 10.30 olduğunu görüyorsunuz. Toplantıya gitmek için 30 dakikanız var.
Dışarıda, arabanın yanındaki asansörün kapısında, üzerinde rakamların ve harflerin yer aldığı bir tuş paneli görüyorsunuz.
Belki de giriş kodu içindir. Üzerinde küçük bir LCD ekran var ve ekranda yeşil harflerle art
arda şu cümleler geçiyor:
“Buraya nasıl geldin? Neden buradasın?”
Arabadan nasıl çıkacaksınız? Ofisin yerini nasıl bulacaksınız? Toplantıya gidebilirseniz, katlı
otoparkla ilgili yaratıcı fikirleriniz neler olacak? Ne yaparsınız ya da daha doğrusu nasıl
düşünürsünüz?
Bu soruların cevaplarıyla uğraşıyoruz :))

1 Nisan 2012 Pazar

Onca yoksulluk varken

Oh! Nasıl özlemiştim tiyatro salonunun kokusunu, bu yıl ne yazık ki az gidebildim.
''Onca yoksulluk varken'' verilen emeğe itafen konmuş bir isim,
Oyunun konusu ırkçılık,  öyle özel, öyle özenli seçilmiş
ince,  hassas konularla da desteklenmiş.
Doğrusu oyun seçimlerimde Tiyatro Kare önemli bir yerdedir
Nedim Saban' ın  seçimlerini hep keyifle ve öğretiyle izliyorum.
 Orjinal adı La vie devant soi  (söylemesi pek güzel)
Fransız yazar Romain Gary  Emile Ajar kod adıyla yazmış.
 Kitaptan uyarlanan oyunlar genelde kitaptaki lezzeti vermekte zorlanır
birde ''Kişilik arayışı'' gibi, zor bir konuysa...
akıcı ve başarılıydı.
Oyuncular Rüçhan Çalışkur, Oyunda ,hem sinema hem dizilerde harikalar yarattı.

 Rami Çakır ' ı hayranlıkla izledim...

Uzun lafın kısası hayata SAHİP ÇIKIN dediler. Ne güzeldiniz...





23 Mart 2012 Cuma

Not


Yorgun yoğun,zor ama sonu güzel olacak günler geçiyor.
Emek'de Gülen Muharrem İlköğretim Okulu' nda stajyer öğretmenlik yapmaya başladım:.
8. sınıfların Teknoloji Tasarım derslerine giriyorum.



Ancak blog serüvenimi çok seviyor ve özlüyorum.İllede dost duruşlarınızı
ilgiyle yaklaşımınızı,bir selamı
İyi ki varsınız gönlümde....

25 Şubat 2012 Cumartesi

Acil


Merhabalar,
çok çok çok acil mezuniyet tezi için konuya ihtiyacım var:)
Ben bloglarla ilgili yapmak istiyorum...
Fakat bloglar ya da blogerlarla ilgili kaynaklara ihtiyacım var
bilgisi olandan bilgiye, ilgisi olandan ilgiye,ileriki günlerde yardım ederim diyenden duaya ihtiyacım var:))))
Sevgiler

22 Şubat 2012 Çarşamba

:))))

Yazacak bişey bulamadım:)
Gülesim var ağlamaktan öte ;
Biraz hüzün,pek alasıyla da karışık anlayacağın
çığlık çığlık bir sevinç:))

..........
Bugün hayatıma bir şekilde değmiş insanlar hüzünlendirdi
beni, göz yaşları canlı yayındaki Orhan Boran'la ....
seste en ufak bir değişiklik yok,sen çok yaşa ..
Can anne için çok duygulandım bugün hayatınıza değmesi
yetiyor bazılarının
kaybetmeden dedikleri işte....
kayıpları olmasa,  ben seviyorum ya bu hayatı ....

13 Şubat 2012 Pazartesi

Bir pazartesi


Cuma akşamı yalan dünyayı beklerken filmi izlemeye başladım
Tiyatro oyununu başarıyla sinemaya çevirmişler
özellikle öğretmenin velisine tavsiye edeceği, iyi bir PDR filmi.

Sevgili Lale ablanın hepimize tavsiyesi için teşekkür ederim.
Diyaloglar ne kadar güzeldi.
demek ki aksiyon kelimelerde de olabiliyor.
O nedenle bizim entel dantel filmlerimizde, uzun sessiz sahneleri sevmiyorum.
Bir şey anlatma çabasına girince bocalıyorlar. Örnek:NAR
Filmde ne kadar hoş imgeler, simgeler vardı. Hamster bakımı, ikramlar, ışık ve laleler
laleler orda umutsuz aşk ve gerginlik anlamında imiş.

Yarın okulum başlıyor, Gülay'la beraber ahşap kursu maceramız var.
Türkiye çapında tanınmış ayrıca blogger arkadaşımız kurs hocamız,
sırf onun teknikleri ve bilgisini istediğimiz için başladık kursa
fakat, hakikaten güzel olan atölye için yazılan hiçbir şey doğru
çıkmamaya başladı, hayal kırıklığı yaşadık.İsmi için gittiğimiz
arkadaş ortada yok bir kere karşılaştık ve yok oldu.
Aman efendim ilgi yok alaka yok hele bir hata yap azar var,
öncesinde öğretme gibi hiçbir şey yok sadece ürünü sattıkları an
panoya ücretini yazma çabası var piyasada bir, orada beş fiyatlar.

Aman dedik fiyat önemli değil de nerde bu cicili bicili dostluklar arkadaşlıklar
neyse üzüle, bozula iki ay gittik .Alternatif yerler aradım ama yok.
Bu iki ayın sonunda nihayet öğrendik, bizim istediğimiz hocayla yollarını ayırmışlar,birbirlerine girmişler.
En az dört senedir bu kursun planını yapıyordum seçtiğimiz iki ayda olanlar olmuş.
Sonra blogger da olan bu arkadaş yeni bir yer açtı, geçenlerde Gülayla uğradık
kısmetse gideceğiz, fakat hoca yine orda yoktu içten içe işgillerimiz var:)
Markalaşmaya başladıkça yoğunluk, yoğunlukta ihmalleri getiriyor:(

Enerjiniz bol, sevgileriniz daim olsun arkadaşlarım:))

10 Şubat 2012 Cuma

Bir ziyaret


Çok laf çok zaman kaybı ,ben bir yorum yazamadım bile...

http://atakan310309.wordpress.com/2012/02/03/seyahate-giden-anne-gibiyim

Gül dediğin nedir senin; Üç beş diken biraz yaprak, ömür var ya çok sevdiğin; Üç beş nefes sonra toprak! Hz. Mevlana

4 Şubat 2012 Cumartesi

Mrb :)


Oh! Misler gibi güzel bir tatil geçirdik.
Eş dost, farklı kültürlerin bir arada olduğu dost meclisleri,
farklı kültürlerin yemekleri ve bu farkların yarattığı hoş sohbetlerle
dolu Mersin çıkartması yaptık.

İki kez yağmur yağdı , kış bitti oralarda
Efe paşam,gittiğimiz köy evinde saç üstünde,
sıcak ekmek kokusunu içine çekerek derin bir oh çekince
bu kokunun büyüsünü artık biliyor olmasına sevindim.
Dedemin ninemin bir köyününün olup o doğanın işleyişini bilmemek
hayatımda önemli bir eksikliktir diye düşünürüm. Şanslıydm
Annem öğretmendi,  bende etrafımla ilgiliydim, içinde yaşayan
gibi olmasada bir şeyler öğrendim.
Edebiyatta en başarılı isimler kırsalı yaşayarak bilenlerdir.
Ne ektiğini, hangi aşamalar geçeceğini, zamanı bilirler
ve herşeyi bir diğerine benzetebilirler.

Bizim mağzamızda farklı kültürlerin sohbetlerinin
geçtiği hoş bir sohbet daima vardır.Her gelen iyi ya da
kötü mutlaka bir tecrübe bırakmıştır.


Yeni bir döneme başlıyoruz,pek heyecanlı değilim
nedensiz fakat yorgun gibiyim. Kış bana ağır geldi :)

Haberler tabletten bahsediyor,üzülüyorum:(

Atatürk'ün geçliğe hitabesi ayet değildir
kurduğu bu ülkede yaşamak da farz değildir
istediğiniz yere gidin...

Bir kaç gün içimi avuttu bu söz çare değil elbette
bir bardak su niyetine:)


19 Ocak 2012 Perşembe

Onun bakışından Gelibolu ve askerler


Yaşamın içinde en sevdiğim duygudur empati,
bir hareket varsa bir de sebep vardır.
Karekter özelliklerimden biri geçmişe ait
ne varsa sahiplenmek, merak içinde araştırmak, dinlemek ,öğrenmek
gezdiğim bir şehir, orada yaşamış bir aile, bazen de bir bidonun yapısı
beni cezbedebilir.
Bu nedenle yüzeysel geçilmiş hiçbir şey beni memnun etmez.
İçinde kendimi bulduğum ufacık bir toka tasarımı bile mutlu olmam
için bir sebeptir.

Yapmış olmak için yapılmış, bir işle kimseyi memnun edemezsiniz,
kimse de sizi memnun edemez.

Bazen bir selam vermek bile zul gelir insana,
oysa hatır için yenmiş kaç tavuk var miğdemizde.
Hep bir sebep vardır, eğride de doğruda da ,kayıpta da kazançta da

Okul kapanır kapanmaz heyecanla başladım bu kitaba,
Robın Prıor, savaşa katılan ülkelerin sağlam kaynaklarından,
kaybedenlerin,  dünyasından ele almış Gelibolu' yu...
Tam benlik sayfalar, empati kurmak için fırsatlar var.
Bir tarih severseniz, güncel boğulmalar kitaplarını sevmiyorsanız
bu kitap bu çizgide hazırlanmış.

Bu savaşı nasıl kaybettiklerine hala inanamıyorlar
kaybettikleri için ciğerleri hala nasıl yanıyor.
Sığındıkları kayıp nedenlerini ,Prıor bu düşünceleri çürütmek için
elinden geleni yapmış.
Din kardeşliği adına çiğ tavuk yememiş.
İçinde Orjinal koleksiyon parçası olan 24
fotoğraf da eklemiş.


Yazara yapılan eleştrilerden biri,  bizim kaynaklarımızı
kullandığına dair,
oysa yazar şöyle düşünüyor.
Evet, sizin kaynaklarınızın yabancı dile çevrilmiş halini okudum
Ancak ; ''Türk ve Osmanlı kaynakları hala derine inebilmiş
kaynaklara sahip değiller.''

Bencede henüz erişemediğimiz,bahsedilen derinler gelecekte bazı sayfaların silinmesine yahut yeni ilavelere sebep olacaktır.
Bundan üç yıl önce Çanakkale gezimizde Fransız Ali' nin duygularını
yazmıştım. Beni onun mezarına götüren de bir adım ötesini merak
etmemdi.

17 Ocak 2012 Salı

Geçmiş


Cocacola firması bir klasikler koleksiyonu hazırlamış,
Birşeyin tarihi olması,geçmişini koruyup sahipleniyor olması ne güzel.
Babası sinemaya her gidişimizde mısır,nestea
ikinci yarıdan sonrada frigo ya da Ben & Jerry's dondurma aldıktan sonra
Efe'ye
"Biz bir gazoza on takla atıyorduk" söylemini klasikleştirmesine
çok gülüyoruz. (Bu alabiliyor olmanın tatmini heralde):)

Büyük pet şişeler çıkıncaya kadar,kasa ile alırdık
Tek çocuk olunca benim içtiğim göze batmazdı
ama kalabalık aileler ne yapsın dimi.

Kolanın ya da gazozun en güzel içme yerlerinden biri
yazlık sinemalar ve bir hamam sonudur:)

16 Ocak 2012 Pazartesi

Oyunlar


Çekül vakfı kültür elçilerimiz çocuklar ile 7 ilde oynanan oyunları
Okan Bayülgen'ninfotoğraflarıyla belgelemiş.Ankamall Avm'de bu sergiyi gezdim.
Sergide Side’den ligo, Edirne’den tilki baba saat kaç ve mor menekşe, Zile’den kiremitli çizgi ve katırkazığı, Battalgazi’den yağ satarım bal satarım, Şahinbey’den yedi bardak, Ödemiş’ten tık tık, Altındağ’dan bezirgân başı oyunlarının fotoğrafları bulunuyor.

Bu oyuna Side'de Ligo diyorlarmış biz yedi taş derdik en sevdiğim oyunlardan
biriydi sokak oyunlarını çok severdim.
İlkokulda lastik ve beştaş oynamak ortaokulda yakartop,yeditaş,çelik çomak,istop oynamak en büyük keyfimdi.İyi de oynardım ufak tefek olduğumdan hızlı koşar,çabuk kaçar hemen de vururdum.
Kim derdi ki bir gün bu ufak tefek kız böyle balık etli olcek:))

Yaşatsınlar geçmişe dair ne varsa,destek olmalıyız böyle güzel aktarımlara.
Yıllar önce bir yaylaya gitmiştik, çift ip deniyormuş
ip atlamanın bir çeşidi.Annem bir atladı bir atladı ağzım açık kalmıştı.
Meğer çocukluğunda çok sever çok da oynarmış.

o yıllara dönemeyeceğimize,kaybettiklerimize üzülüyoruz
çocukluğumuzu özlüyoruz,zamanı özlüyoruz,eşi dostu anayı babayı özlüyoruz.
Gidenler ışıklar içinde uyusun,kalanlara bol ışıklı günler.

15 Ocak 2012 Pazar

Biraz şans


İçinde beşyüz lira yüklü money clup kartıyla, parayı
çarçur etmemek,elektronik birşeyler almak için, içinde
5M Migros bulunan Ankamal AVM gittim.
Kayda değer bir Toshıba marka laptop bir de netbook var
ikisi arasında kararsız kaldım.Netbook küçük şeker ama benim gibi
yakını görmede artık ciddi problem yaşayan biri için
uygun değil. Ayrıca bundan sonra 3D max program kullanacağım için
işlevsel olmalı.

Migros' da bilgisayarları çalıştırmıyorlar, nasıl bir satış politakısıysa
yani dışını beğenirsen alacaksın, evde bahtına ne çıkarsa, bir süre kıvrandım ne yapsam ne etsem üstelik stokları tüketiyoruz ilanlarını da vermişler.
Bin beş yüz lira olan labtop da karar vermek üzereyim.
Görevli kızcağıza rica ettim, Teknosa Bimeks gibi bir yerlerde
çalışır halini görüp gelsem iyi olur.

Kıyamet günü gibi ortalık Teknosanın içinde Toshıba laptopun
aynısını arıyoruz laptop havuzunun dışında dolanırken
havuz içinden bir kız
-Size şunu önerebilirim, son bir tane kaldı mağzamızın hafta sonuna özel
indirimleri var ve bu son kutu
-17 inch nefis bir parça gelin kız gibi süzülmekte
ama çaliştirsanız da bir görsem dedim. Çalıştırdı pek beğendim.
Bin dokuz yüz doksan beş liradan,  bin dört yüz yetmiş beş liraya düşmüş.

Gerçekten üstündeki özellikler ve az önce çek nedeniyle
Migrostan alacağım laptop dan kat kat iyi.
tam kız toparlarken yanına yaklaşan bir görevlinin
sözü üzerine
-Üzgünüm arkadaşım bunu az önce başka bir müşteriye
dedi ve etrafım bir anda bir kaç adam ile doldu
sessizce elimden kaydı gitti...


Peki hiç yok mu gerçekten eliniz de yok
başka bir mağza başka bir il
-Yok diyorlar. Başka bir ilde yetkili bir
tanıdığımı aradım cebi cevap vermiyor, yemekteymiş
iş yerinden öğrendim.

Sabırsızlanıp bir yetkili ihtiyacımı bildirdim
zaman zaman işe yarar ya bu durumlar.
durumu en güzel şekliyle anlattım çemkirmeden
insan evladıymış anladı ama ürün yok allah yok.
Gözüken bir kaç tane de satılmış ama henüz stoktan düşülmemiş
 bir Teknosada teşhirde duran var en son onu aradı
temizse olur dedim.

hem de 50 metre ileride ki teknosada
koştur koştur yetkili kızla gittik, gıcır gıcır duruyor.
yeniden formatlandı dedikleri doğruysa bu ürünün teknosadaki
sonuncusu benim oldu. Dayatmak bazen işe yarıyormuş.

Bu mağzada fiyat bin dokuz yüz dok san beş liraydı.
Nasıl yani? Her teknosa aynı fiyatı uygulamaya biliyormuş
indirimlerde öyleşmiş, yetkili kız bu sorunu da halletti.

Ondan sonra Vatan bilgisayarda fiyat kontrolü yaptım
oda 10 metre ileride
iki bin altı yüz altmış dört liradan,  bin dokuz yüz doksan beş liraya
inmiş sadece haftasonu için:)
Derin bir oh çektim.
Hedonik duygularımla evime geldim.

Çekte yüklü para..
Bugün yarısı evime süt ve ürünleri, temizlik malzemesi v.s olarak
geldi yarısı bir başka alışverişe.

Demek ki biraz şansa biraz da dikkate her zaman ihtiyacımız var.

13 Ocak 2012 Cuma

Nur içinde


Son dönemde değerli insanlarımızı kaybediyoruz.
En kötüsü, ülkesi için önemli işler başarmış devlet ve siyaset adamlarımızı,
üzgün ve kırık yolluyoruz diğer tarafa.
Başımız sağolsun. Nur içinde yat büyük dava adamı.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Algı


Yarın son sınavım var,
Bugün ki ise zorlu ve zordu.  '' C++ plus bilgisayar programlama dili ''dersi
benim için epeyce zor, herşeye rağmen elimden geleni yapmanın
mutluluğu içindeyim.
Kısmetse 15 tatil sonrası 4.sınıfı okumaya başlıyorum.
Şaka maka yavaş yavaş sona yaklaşıyorum. Ama minik minik kafama
yüksek lisans da yatmıyor değil:)
Ah! Yaşım, Vah! Yaşım...

Geçenlerde PROF. DR. OĞUZ ERKAN BERKSUN' un
"Değişen Dünyada Değişen Aile ve Değişmeyen Dinamikler "
konulu bir seminerine katıldım.
"Değişen Dünyada Değişen Aile ve Değişmeyen Dinamikler "
dışında bazı bilgilere sahip oldum.
Mesela
Agresyon kontrolünün çok önemli olduğunu,
nerden nereye tabii konuyla alakası yok ama
benim uzun zamandır üzerinde durmayı istediğim "Alınma sorunu"

Bir de ana başlıklar var tabi,
Feedback Mekanizması ve Termostat ayarı
bunlarda tarafımdan araştırılarak öneminini
kazanmışlardır. Özellikle ergenlik ya da ön ergenlik
dönemlerinde , ha birde bizim gibi son ergenlik dönemlerinde
bu ayar çok önemli.

Gerek ailede, gerek çevre ilişkilerinde ısıyı ayarlayabilmek,
bazen bu ısı ayarlanmadığında öfke kontrolünü kaçırmak
ve en nihayetinde mükemmeli ararken alınganlıkla biten
ilişkiler.
Ben bunun neresindeyim?
Bunu fark etmek için biraz kendini tanımaktayım.

Uzunca bir süredir kendi kendimi yiyip bitirdiğimi
ve sonuçta kırmamak için kırıldığımı anladım.
o noktadan yavaş yavaş uzaklaşmayı öğreniyorum...

Karşıyı anlamak kadar zor bişey yok,
tıpkı kendinizi anlatmak için harcadığınız zaman gibi

önceleri mız mız hafif depresyona yatkın tipleri teselli
yoluna gider, onları canladırmanın heyecanını yaşardım.
Şimdi, onun öyle yaşamayı tercih ettiğini kabulleniyorum.

Önceleri hafif riyakar bir tutum gördüğümde,hemen tepki
gösteriyordum kibarca susuyordum, konuşmuyordum
tepkilerimi ya susarak ya seviyeli tartışarak veriyordum.
Şimdi, ya riyasını açıklıyorum yüzüne ya da gülüp geçebiliyorum.

En çok en çok bana bunu neden dedi? Neden bu hareketi yaptı, neden
zamanında gelmedi?  Neden vaktinde aramadı ? Gibi beni delirten, inciten soruları
sormuyorum artık kendime...

Hamdım ve pişmek için daha vakit var yani...

Tıpkı karikatürdeki gibi, her şey biraz algı meselesi:)

Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.