
Resimlerimde kendime özgü enstrümanlar kullanarak insanı, daha doğrusu kendimi anlatırım.
Bana göre insanın iki adet dünyası vardır.
Birincisi yaşadığımız "reel dünya" ikincisi ise: Duygu, düşünce, ideal ve hayallerin oluşturduğu "sanal dünya"dır.
İnsanlar bu iki dünya arasında gider gelirler. Bazen hangisinin gerçek, hangisinin sanal olduğunu karıştırırlar.
Resimlerimde mozaik ve karolarla kurduğum bu sanal dünyamı anlatırım. Kimi zaman kalabalık otobüslerden,
caddelerden, trafikten sıkılıp uçsuz bucaksız çayırlarda tek başına yalın ayak koşturmak isterim, kimi zaman ise, yatak odası,
misafir odası, yemek odası diye bölünen yaşam mekânımdaki eşya bolluğundan ve tıkış tıkışlığından sıkılıp yabani at sürüsünde
bir at olup her yöne sonsuza kadar koşmak isterim. Bazen sevgisiz dünyada "sevgi"nin sonsuz gıda olduğuna karar
verebilirim. Bazen bir av kanalını izlerken hayvanlarında yaşam hakkının olduğunu ve avcılığın yasaklanmasının ne
kadar doğru olacağını düşünürken; avcılıktan başka yapabileceği bir şey bulunmayan Afrikalıya avcılığın yasaklanmasının
doğru olmadığını düşünüp nedenlerini irdeleyebilirim.