
Bir kaç saat önce Beyazıt ile Meral Okay'ın programını
izliyordum. Konuklar Müşfik ve Yıldız Kenter, Hakkı Devrim.
Bir süre sonra Beyazıt' ın ağzından şu cümleler dökülüyor
Üçünüzü bir arada görünce aklıma geleni ifade etmek istiyorum
Başlıyor anlatmaya
"Yaşadığımız günler zor ve beni mutlu etmeyen günler
en azından benim fikrim böyle.Böylesi günlerde insan bir büyüğe
ihtiyaç duyuyor..Ben de üçünüzü bir arada görünce bu gücü gördüm
kolunuzun altında olmak istedim gibi bire bir aynı olmasada
bu ifadeleri kullanıyor".. Onlar da verdikleri cevapla
kanat açıyorlar..
Birden aklıma Zeya'nın
8 OCAK Tarihli Umut yazısına yazdığım yorum geldi..
Zeyacığım,
işte istenen oluyor. Ben gibi, sen gibi daima gelecekten umutla bahseden insanların, bir bir
umutlarını kırıyorlar. Kendimi, sesini çıkartırsan gebertirim diyen acımasız bir anne babanın
kollarında gibi hissediyorum…Sinmediysemde, sindiriliyorum…Çözümsüz gibi hissediyorum.
Kanatlarının altında rahatlayacağım büyük bir güce ihtiyaç duyuyorum.. Herşeye rağmen
böyle hissettiğim için üzülüyor, aldığım eğitime sığınarak güçlü olmaya çabalıyorum.
Çünkü, neredeyse aynı kaygıları yaşayan ama adını koyamadığı için gözlerimin için bakan
bir evlada verilecek cevabım olmalı…Ben sana gelince çok yazıyorum ya
anlaşılmaya ihtiyacımız var anlaşılan.....
Sanırım bu yorumu oraya yazarken Zeya'nın dedesinin
gücüne sığındım..Kendi bloğuma bile böyle açık yazmamıştım..
İşte büyükler hayatımızda hep var olmalı..Saygıyla yaşamalı
yaşatmalıyız...
Ancak, bir an önce bu ürkek halimizden sıyrılıp, özgürce ifadeler
kurmayı, telefonda rahat konuşmayı istiyorum..
Mücadeleci büyüklerimizi örnek alarak yaşamak...
Hukuk Devletinin üstünlüğüne inanmak istiyorum..
Bu yazıyı buraya yazarken arkadaşlarım yorumlarında zor durumda
kalırlar mı diye düşünmek istemiyorum:))
Bir de ÜLKEMİ ÇOK SEVİYORUM