çiziniz.3 soru ama sadece ikisini cevaplayınız yazıyor.
kısa yoldan bir soruyu yapan elli puanı alacak yani.
çizdim ama uydurdum bence:) öyle olunca zaman da bana hediye
olunca kös kös evde oturmak yerine
Mogan'a doğru yol aldık. Her gün sislerin içerisinde
gidip geliyorum zaten, fotoğraflamam lazımdı. Sisli bir görüntü
Bakmasını bilene, doğa tüm güzelliğini sergilemişti.:)
göl taşmış bankları içine almış,kaldırımın üzerine çıkmış karabataklar
park gezintisindeler:) Çok açlardı çok
attığınız ekmeğe bir koşuyorlardı, hiç onlar olmak istemedim.
Şömine ateşinde,üşüyen ellerimizi ısıttık, demli çaylarımızı içtik .İçimizi ısıtan
bu ortam bitmesin diyordum, hadi biraz daha gezelim.
Ankara'nın bir ucundan bir ucuna Hamamönü' ne gittik
Biraz,S afranbolu, biraz Beypazarı çakması düzenlemeler yapılmış. Neden özüne yakın düzenlemeler yapmazlar bilmem .Ayrıca Ankara'nın buraları
tarih kokar.Toprak altı değil, toprak üstü,yani çok da büyük
paralar gerektirmeyen düzenlemeler yapılabilir, tarih bilen bir başkan
kısa ringlerle buraları yaşanabilir, gezilebilir
hale getirebilir. Sadece iki üç sokak düzenlenmiş,koca semt hala
mezbelelik gibi. Düzen her zaman güzeldir, elde bunlar var buna şükür.
Ucube Ankara keçisi heykelinide fotoladım nolur nolmaz:)
Az ileride M.Akif Ersoy'un mezarı var, dışından fotoğrafladım. İstiklal Marşı'nı
yazdığı evi ve sokağıda burda.
Simit kafede çaylarımızı içerek dinlendik.
Buradan kaleye çıkalım kararı aldık.
Saat kulesi ve yapılan ufak meydanda Ersoy' a
biraz durum bildirdim. Fotoğraf çektim ama bu karanlık
olan daha çok hoşuma gitti:)
El salladık kim bilir bir daha ne zaman giderim bu taraflara.
Oradan kaleye çıktık, kalede bir değişiklik yok.Eltimin annesinin
buralarda evi vardı, eltim vefat etmeden bir yıl önce annesine burayı
sattırdı. Sincan'dan bir daire aldı. Aklım bir türlü ermedi
bu mantıksızlığa, her kaleye gidişimde aklıma gelir, üzülürüm.
Rahmi Koç müzesinin içinde bulunan Divan restoranda soluklandık.
Daha öncede gezmiştim,
Tarih bilen biriyle gezmekte ayrı bir keyif,burada sanayii
devrimini dinlerken, koçların arabalarının yanında kırmızımı
Koç'un şerefine içtim.Kendi dolma kalemiyle yazdığı şu söz
" Rahatınız için gerekli olan hiç bir şeyden
kendinizi yoksun etmeyin. Ama size onur veren bir sadelikte,
sorumluluk içinde, son nefesinize kadar çalışın"
Çok da zorlanılmamış bu cümlenin içinde yatan derinlik
karşısında feyz almamak mümkün mü? Değil son nefes
toprağın altında bile kazanmaya devam ediyorsun diye düşündüm.
Çini örnekli Menüden siparişimizi seçtik, siparişlerimiz
gelsin diye beklerken getirdikleri kekikli ekmek, gerçekten
nefis bir yağ ile sunuldu .Keten masa örtüsü ve peçetesi tamamlayıcıydı.
masamızda,Tevek köfte, Asma yaprağına sarılmış, yoğurtlu sos ile.
ve harika sunumuyla Biftekli pidelerimizi yedik
Karabatakların açlığını bir an unutmuş olsam da aklımdan çıkmadılar, vergiyi
neden ödüyordum acaba.
Kaleden oğlumuzun okuluna doğru yola çıktık,çiftlikten geçerken
Tekel fabrikası ve kurulma heyecanını dinledim tarih ansiklobedisinden:))
sonra büyük büyük binalar başlıyor zaten 50 yıl sonra bu AVM'ler ne olur
bir türlü oturtamadım,az önceki Çengelhan kadar kıymetli olur mu?
Oğlanın isteği üzerine Gordiona uğradık,gordionla küstük ama, tavşan dağa misali:))
eve saat 18'de geldim. Fotoğraf makinamı ve telefonumu şarza taktım.
üzerimi değiştirdim,elimi yüzümü yıkayıp, biraz evde kalacaklara tembihler
yapıp 19'da kızlarla evin aşağısında buluştum.
çok süslenmiş,çok da güzel olmuş arkadaşlarım
gümüşay yeni saç rengi ve kırık fönüyle pek güzeldi. Hemen yola çıktık.
Bu kez bileti direk gişeden alalım diye hesaplamıştım.
salona gittik ortalık epeyce sessiz,eyvah dedim.
kızları yanlış bir tarihte getirdim herhalde,
Gişenin önündeki çift bir türlü ayrılmıyor ki soralım,
sonradan anladık ki onlar biletlerini internetten almış
veee konser iptal edilmiş, teker teker dökülmeye başladı insanlar
biz biraz şaşkın ne yapacağını bilmeyen çocuk gibiydik.
Onlar durumu çözmeye çalışırken, biz Kırmızı kafeye gittik.
müziği sevmeyince içeri girmedik. Park caddesine
uğradık baktık ki orada da ortam bizi sarmıyor
Gümüşayın çok beğendiği
Mado'da çaylarımızı içtik,
Kürkçü dükkanı misali evimize döndük.
Gülme krizine girmiş şirin arkadaşım:)