14 Aralık 2009 Pazartesi

SAADET DİYE BİRİ


Bugün blogcuya uğradım, birileri evime girmiş de
şeklini değiştirmiş gibi hissettim. Taslakta kayıtlı olan
bu yazımı bulmak için epeyce uğraştım.

Saadet teyzeyi ilk olarak apartman toplantısında gördüm..
Tam Osmanlı kadını derler ya.(Boy pos ses eda)
Yanında da oglu vardı. İki üniversite bitirmiş, salon adamı
gayet düzgün ve akıcı konuşuyordu...
Ana oğul beraber yaşıyorlar
Kulaktan kulağa oğlunun ayrıldığı eşinin avukat olduğu ve
kaynananın(Saadet Hanım) laf ile eziyetlerine katlanamadığı
için ayrıldığı söyleniyordu.

Bu tanışıklıktan sonra apartman görevlisi ile
neredeyse her gün kırık bir çanak, bardak, ya da bir bez parçasını
Dilek Hanımcığım' a(tok sesiyle)okudum, evine koysun diyerek
gönderiyordu...
Bazen elinde bir albüm, apartman görevlisinin
koluna girmiş oturmaya geliyordu..
Gösterdiği fotoğraflara ve anlattıklarına bakılırsa
Hacı Bayram Veli'nin soyundandı..(Doğruymuş)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hac%C4%B1_Bayram-%C4%B1_Veli
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=476
(laleciğim bir tıkla nasıl yapacağımı unuttum bana hatırlatırmısın)
Eşiyle beraber gezmediği ülke, il, ilçe kalmamıştı...
Tanıştığı herkese nereli olduğunu sorar ve
o ilin en meşhur yemeğinden tutunda
en ünlü milet vekilinin adını soyadını söylerdi
Yıl 1999'un Temmuz ayı Efe'min
sünneti var.
Yemekli mevlüdüme Saadet Teyze üzerinde kürkü ile geldi.

Her zaman olduğu
gibi yakınında oturanları esir aldı..
Sıra tatlı servisine geldiğinde, tabağındaki baklavaları
peçeteye şöylesine sardı ve kürkünün cebine koydu.
Şaşkın bakışlara aldırış etmeden oğluna
seslendi.

Kulağına fısıldayarak para istedi, oğlu kağıt bir milyon verdi(1ytl)
diğer cebinden
çıkardığı çiçekli bez mendile parayı sarıp Efe'yi istedi.
Okudu ve mendili Efe' nin giysisine bıraktı , gittiler.
Ondan sonraki ilk bayram da üç dört komşu eşlerle beraber ziyaretlerine gittik.
Götürdüğüm hediye ile epeyce ilgilendi.
Oğlu bir diğer odadaki kütüphanesini
gösterdi.
Değişik dillerde (7-8 dil) Kur'an meali yapıyordu..
Bu muhteşem yetenek hepimizin beğenisini alırken,

Saadet teyze oğlundan su ,ilaç gibi isteklerde bulunuyor
bir an bile olsun başka birşeyle ilgilenmesini istemiyordu.
(Çevirileri sadece annesinin uyuduğu saat
lerde yapabiliyormuş)

2004 yılında Saadet teyzeye çok benzeyen bir hanım görmeye başladık.
Bir sahil kentinde yaşayan kızıymış.Çocukları yokmuş.
Damadını, kumar alışkanlığını kızına edindirdiğini düşündüğü için
sevmiyor,görüşmüyormuş.
Damadın rahatsızlığı nedeniyle Ankara'ya taşınma fikrini abla
çeviri yapan kardeşe bahsedince , Saadet Teyze'nin haberi olmadan
oğlan ortadan kayboldu.(Hala ortada yok)

Saadet teyze o dinç ve müthiş hafızasını
yavaş yavaş yitirmeye başladı. Rastgele telefon açıyor
aç olduğunu söylüyordu. Komşuların bazıları yemek
götürdüğünde de beni zehirlediler diyip 155' i arıyordu.
Apartman görevlimiz Muhsin'i hiç uyutmuyordu.
hatta elindeki bastonla oğlana vuruyordu.
Apartmanı böcekler sarmaya başladı.(Ben ve Ferda taşınmaya bile kalktık)
Kızı olduğu için yönetim malesef başka yollara başvuramıyordu.

Hey gidi koca çınar,
onca servet onca şöhret, nam, gözümüzün önünde yok oldu gitti.
cenazesine bile adam bulamadılar.
bir önceki yazım bana bu yazımı hatırlattı.
iki farklı geliş, iki farklı hayat...

Geçen yıl Mayıs aylarında vefat etti saadet teyze.
Kızı evini yok parasına sattı...
Bu yıl hiç böcek yok ortalıkta.
Bir gün Muhsin'in hanımı şöyle dedi

-Saadet Teyze açlıktan öldü.... Doğru, en iyi bilen onlardı.
Bu ''son'' ona hiç yakışmamıştı.


Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil sen seni

Kim bildi ef'alini
Ol bildi sıfatını
Anda gördü zatın
Sen seni bil sen seni

Görünen sıfatındır
Anı gören zatındır
Gayri ne hacetindir
Sen seni bil sen seni

Kim ki hayrete vardı
Nura müstağrak oldu
Tevhid-i zatı buldu
Sen seni bil sen seni

Bayram sözünü bildi
Bileni anda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil sen seni
HACI BAYRAM