20 Aralık 2009 Pazar

''7'' Müzikali Haluk Bilginer


Yaşıyormuşum.
Yüksekçe bir gong çaldı.
kalbimin ritmini hızlandıran.
Karardı ortalık sarı bir perde
iki yana açıldı...
"Çok Şükür" dedim. Çok şükür..
Günlerdir etrafımızda gelişen negatif
elektrikler, insanları motive ederken kendi enerjinin yok olması
ve bitmeyen kavga, ülke senaryoları 

Işıl ışıl iki çift göz bakıyordu bana
sonra içeriye dört soytarı(soykarı) girdi başladılar
bir erkeğin yedi evrimini anlatmaya.
Onlar anlattıkça, ben Shaksper'e minnetler gönderdim.
İyi ki yazdın bu oyunları izliyorsundur, hala seninle
tiyatro var diye düşündüm. Haluk Bilginer ve dört genç kızın
performansları tiyatroya yakışır haldeydi.
Haluk Bilginer aksanlı ingilizce konuştu,
dosta düşmana karşı:))

Duruşundan bile etkileniyorsunuz..
Evet bu adam tiyatroyu ve oyunculuğu biliyor
ona güvenmeli ve izlemeliyim diyorsunuz.
O da bu durumun farkında cömertçe sergiliyor bildiklerini.

 Günümüze uyarlanmış
farklı tekniklerin kullanıldığı bu müzikal
yeni bir akımın öncüsüde olabilir.
Doğum ve ölümün arasında geçen vurgulu sözler
zaman zaman ok görevi gördü.
Daha ilk sahnede yeni doğan bebeğe
söylenen "avucunda tuttuğun saat ecele akar" sözü
Sokak başı tabelalara asılsın da hatırlatılsın
istedim...hayata, doğru yerden bakan
erkekler yetişmeli, insan yetiştirmeli anneler,
İşte ben soluklandım bugün, uzun olmuştu arası ve
ben özlemenin heyecanıyla evimdeyim..
Neden bu kadar doğru nefes alıyor olabilirim tiyatro da?

Doğarız ve ölürüz: bu ikisi arasında da bir şeyler yaşarız. “7” müzikali bu “bir şeyler” üzerinedir. Ergenlikle yaşlılık arasında insanın geçtiği birtakım “durakların”, “7 perdelik ömrümüzün” müzikalidir “7”.
Kocaman sevgilerle