Geçmişin Fransa'sında Arap olmak...
Sinetivi test yayını nedeniyle bol bol film yayınlıyor. Bu da karşısında yapılacak işim olduğundan ona da zaman ayırma olanağı sağlıyor.
1960-61'ler. Arap kökenli Fransızlar, yıllardır bu ülkede yerleşmiş olsalar da ağır bir baskıya uğramakta ve kimi yerlerde kovalanıp eziyet görmektedirler. Annesi hastanede olan iki Cezayirli küçük kardeş, babaları tarafından bir tür çocuklar yurduna emanet edilir ve orada, dönemin uygulaması gereği birer Fransız ailenin yanına evlatlık olarak verilir. Çocuksuz Gisele ve George çiftinin yanına giden Mesud, kendisini çevrenin tepkisinden korumak isteyen Gisele tarafından Fransızlaştırılır: siyah saçları sarıya boyanır, adı Michel yapılır, kilise korosunda Hıristiyan şarkıları söylemeye itilir. Ama küçük oğlan, ana-baba bellediği çifte ve çevreye alışacak, özellikle kaba-saba 'babası' George'u yoğun bir sevgiyle sevecek ve ayrılık zamanı geldiğinde de yıkılacaktır.Artılar hanesinde, Depardieu-Baye çiftinin inandırıcı oyunları, başarılı bir dönem duygusu (arabalardan vitrinlere, dükkân afişlerinden okul sınıflarına) ve özellikle, Fransa gibi kendisini hep özgürlükler şampiyonu sayan bir ülkede, 40 yıl önce var olan koyu ırkçılık ve yabancı düşmanlığının sapasağlam biçimde verilmesi var. Özellikle başlarda hayli ırkçı gözüktüğü halde giderek olup bitenin farkına varan baba/Depardieu karakterinin finalde söylediği "Ben de Arabım, ben de Yahudiyim," sözü, bizdeki yakın dönem sloganı "Hepimiz Ermeniyiz,"i hatırlatıyor ve filme bizim için özel bir boyut katıyor.
Dorsay, filmi böyle anlatmış, konuya göre biraz uzun bulmuş filmin saatini, bu işin uzmanı o ama bir izleyici olarak ben çok beğendim. Kültürlerin birleştiği bir memlekete büyüdüğüm için bana çok samimi geldi..Bir diğer film
COCO CHANEL
Kadınların bir pastaya benzettiği giyim tarzını, sadeleştiren, kadını korseden kurtarıp rahat hareket etme imkanı sunarak modada devrim yaratan, günümüzün de fenomenlerinden biri olan Coco Chanel
Hikaye, Coco'nun ablasıyla birlikte yetimhaneye bırakıldığı dönemden başlayarak kaberede şarkıcılık yaptığı, oradan da zengin bir adamın hayatına -önceleri biraz da zorlama olarak- girerek kaderini çizmeye başladığı ve modada yer ettiği zamanlara kadar geliyor.
Filmde görüyoruz ki, Coco'nun istediği sadece 'ünlü' olmaktır, kabul edilmediği züppe ortamlarında baş köşede yer almak. Kabareye çıktığı dönemde terziliği karnını doyurmak için yapıyordur. Ünlü olmak içinse 'Şarkıcı mı olsam oyuncu mu olsam?' sorusu arasında gidip giderken, 'Ben çalışmak istiyorum!' kararıyla zengin adamın dostlarına, kumalarına şapka yapmaya başlar. Ve orada tanıştığı Boy'la hayatının yönü tamamen değişir. Mirasyedi bir zengin kadın avcısı olarak, 'İngiliz asilzadesi' nişanlı Boy'un kuması olur Coco. Ve onun desteğiyle bir şapka dükkanı açar önce ve ardından bir moda imparatorluğunun sahipliği gelir.
Filmde görüyoruz ki, Coco'nun istediği sadece 'ünlü' olmaktır, kabul edilmediği züppe ortamlarında baş köşede yer almak. Kabareye çıktığı dönemde terziliği karnını doyurmak için yapıyordur. Ünlü olmak içinse 'Şarkıcı mı olsam oyuncu mu olsam?' sorusu arasında gidip giderken, 'Ben çalışmak istiyorum!' kararıyla zengin adamın dostlarına, kumalarına şapka yapmaya başlar. Ve orada tanıştığı Boy'la hayatının yönü tamamen değişir. Mirasyedi bir zengin kadın avcısı olarak, 'İngiliz asilzadesi' nişanlı Boy'un kuması olur Coco. Ve onun desteğiyle bir şapka dükkanı açar önce ve ardından bir moda imparatorluğunun sahipliği gelir.
Chanel' in iş hayatı için
http://thebrandage.com/sapkadan-marka-cikaran-kadin-chanel/
Şu an ''Başka bir kadın'' filmini izliyorum.Yaşasın biten dersler
