Sipariş verdiğim kitaplarım bu kez gecikti, Kitapyurdu' ndan memnunum
ancak ikidir gecikme oluyor. Sebebini biliyorum artık, sipariş verdiğim
kitaplardan birini bulamazlarsa e-postama bakıp onay vermemi bekliyorlar. Fakat
e-postayı geç gönderiyorlar, onay verdikten sonra, ödemesini yaptığım parayı ne yapmalarını
istediğimin onayını bekliyorlar. Bu kez ne yazık ki ellerinde okumayı çok
istediğim ''Lezzetli Öyküler'' kitabı yokmuş. Gecikme bundan ötürü yaşanmış.
Bu sürede biraz kafamı rahatlatmak, dinlendirmek için ahşap boyama
malzemelerini çıkardım. Kutunun tüm işlemi bitmiş, yıllar önce dönem
çalışmaları yaparken kullanıp atmaya kıyamadığım Cameon' lu broşu da
yerleştirmiştim ki (iğneledim) kargo geldi.
Jaleciğimin iğneleyerek tavsiye ettiği!
Selgin GB kitabı elimdeydi. Bu kitabı okumak için planladığım mekân
Hacettepe Beytepe Kampüsü' ydü.
Bir süre kitap kapağıyla ilgilendim.
Kapak Tasarımı: Savaş Çekiç, başka tasarımlarına da ulaştıktan sonra genel çizgisiyle ilgi fikir sahibi oldum.
Kapak Tasarımı: Savaş Çekiç, başka tasarımlarına da ulaştıktan sonra genel çizgisiyle ilgi fikir sahibi oldum.
Toparlandım, Beytepe Kampüsü'ne gittim. Birinci öyküyü, ikinci öyküyü
derken üçüncü öyküyü okudum.
Birinci öyküde yazarın, çocuğun gözünden anlatmakta ne kadar başarılı
olduğunu düşündüm. '' O Şarkı'' isimli öyküyü,'' güzel, güzel '' iç sesimle
tamamladım. Öykünün kurgusu çok iyi, başlı başına tek bir kitap konusu olacak
kadar özeldi. Umarım yazar, bu öyküyü genişletir ve biz okuyucularla yeniden
buluşturur. Çok az rastlanacak ''Tesadüfün iğne deliği'' denecek kadar bir
ihtimal olması öykünün zengin ve güçlü olmasını sağlamıştı. Yazarın ortam
aktarımındaki başarısını ise bu öyküyle sınırlamak yeterli olmazdı elbette.
Nasıl yaptı, nasıl kıydı bilemiyorum, o anahtarı eline alıp çizdiği an, ben
birden Macide Hanım olmuştum. Kitabı kapattım. Yaklaşık üç saat kitabı yeniden
elime alamadım. Bildiğin okuyucu kaprisi yaptım.
Yazar nasıl olur da bu öyküyü bitirirdi, o üç saat boyunca bir yandan
yazarla kavga edip, bir yandan devamını merak etmekle geçirdim. Dilek'in bu
öyküyü bilmesi gerektiğine inandım fakat bir anahtar darbesiyle yapılan hareket
tüm gerçeklerin saklanma olasılığı, başlanacak yeni bir ilişki olma ihtimaline
karşı adaşım Dilek'le arabada sohbet ederek evime geldim.
Yeniden kaldığım yerden devam ettim. ''Kar'' isimli öyküye kadar, dil ile inşa edilen dünyada nesnelerin, insandan topluma geçen çok önemli detaylar olduğunu düşündüm. Öyküleri okudukça iğnenin tamamlayıcı, birleştirici, toparlayıcı özelliğinin yanı sıra, iğnenin bir cinsiyeti var gibi geldi bana. Muhtemelen iğne çok dişi bir nesneydi.
''Ziyaret'' öyküsünde, beş
yaşındaki kızın duygularıyla anlatan yazar ''Kar'' isimli öykü de kocaman
yürekli bir anne olmuş, ancak yaşayanın, bileceği kadar içten samimi bir
aktarım yapmıştı.
Annem, kız meslek lisesi öğretmeniydi. Branşı olan nakış nedeniyle
iğneler onun ekmek parasıydı demek yanlış olmazdı. Dikiş- nakış makinelerinin
hem satıcısı hem de öğreticisi olduğu yıllar benim de içinde büyüdüğüm
yıllardı. Müthiş bir sistematiği olan bu makinelerde, iğne olmazsa bütün işiniz
durabilir. Yedek parça olarak satılan iğne ve ayrılmaz parçası iplik, bu işin
içinde, elektrikten daha önemlidir.
İğnenin işlevi batırmak bir nevi temas ile sağlamlaştırmaktır.
'' İğde'' isimli öyküde iki kardeşin sitemlerine eşlik eden, iğneleyici
sözler dahi sağlamlaştırıcı bir hareket ve düşünceyle neticelenmişse, iğnenin
bu kitapta kimlik kazanması doğrudur.
Okuyucuların, bu kitapta kendi öykülerine çok tanıdık satırlar bulacağına inanıyorum. Birey ve nesnelerin, kendi özellik ve koşulları değiştirilmeden kaleme alınmış olması okuyucuyu mutlu edecektir.
Kitabı bitirdikten sonra kapakla yeniden bakıştık. ''İ ''harfi çengelli iğne, küçük ''e'' harfinde bir minik inci, etrafta belli belirsiz biraz kalabalık, iğnelerin bir kısmı dışa dönük oluvermişti.
Arada, bazı öyküleri sanki radyoda biri okuyor ben dinliyor gibiydim. Zaman zaman da kahve içerken arkadaşımla sohbet ederken ki konuşmalarımızdan bir anmış gibi. Doğallık kaynaklı diye düşünüyorum.
Arada, bazı öyküleri sanki radyoda biri okuyor ben dinliyor gibiydim. Zaman zaman da kahve içerken arkadaşımla sohbet ederken ki konuşmalarımızdan bir anmış gibi. Doğallık kaynaklı diye düşünüyorum.
Bu güzel öykülerle buluşturduğu için ve o şarkının devamını da çok istediğim için yazarın kalemine sağlıklar diliyorum.