20 Kasım 2010 Cumartesi

Şair baba ve damdakiler

Türkçe öğretmeni araştırma,yaratıcılık, inceleme performansını gözlemleme 

Az mı oldu? Oldukça ayrıntı isteyen bir ödev vermiş..
günlerdir uğraşıyor, konusu barış şiirleri,şairleri ,antoloji kavramı,
duygu düşünce hepsi el yazısı görüntülü sunum vb..
Araştırırkende gördük ki mutluluk şiirleri hep azınlıkta kalmış
gurbet ve acı kokulu şiirlerin yanında.
Esas bu konuyu buraya yazma sebebime gelince;
Barış şiirleri yazınca gelen sayfalar!
antolojide kimin ünlü kimin ünsüz olduğunu anlamak
mümkün değil..

Ama blogcuda her salı bir şiir etkinliği düzenlenmiş:))
teşekkür için yazılan yazıdan yola çıkarak
kaç barış şiirine ulaştım bir bilseniz:))
2007'de yaptığımız bu etkinliğin bir gün karşıma
gereklilikle geleceğini tahmin bile etmek zor dimi.))
Süreyyam ve yolcununda emeği ve istekleri çoktu..
Burdan selam olsun onlarada:))
Yolcunun yazılardaki havasını hep leylakdalına
benzetiyorum..
ne çok insanla yazışıyor sonrada puf olup uçuyoruz
zamanla beraber, bir anıdır kalıyor internet günlüklerimiz.

En son gittiğim Tiyatro

Şair baba ve damdakiler
Ressam İbrahim Balaban ve Nazım Hikmet'in tanışmalarını
konu alan bu oyun özellikle kareografi açısından
çok güzeldi..
Nazım biraz geri plandaydı
gerçek hayatında da ürkek ve cılız bir sesi varmış
benim için ne kadar önemli iyi ki
tanımadan seviyorum,tanıyınca yerine oturamıyor
taşlar.
Tanımak, seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli
kıvamına geliyor bazen...

Sonra,

Prensesin uykusu
bir çağan ırmak klasiği
beğendim.
Duygu yüklüydü,inanmanın gücünü görmek
beni kamçıladı yeniden...
Oyuncular akıcı
ama Genco Erkal dev ya dev işte:))
tarifi kolay ama yaşanması güç duygular
gecikmemeliyim.
Az sonra oksijen aleti için hastanede yatmaya gideceğim..
sevgiler, nice bayramlarda yazmak,okumak dileğiyle...