12 Kasım 2010 Cuma

Bal gibi duyumsuyordum;))




Merhabalar,
ah nasıl mutlu bir akşam ve bir o kadar da
buruk...
canım ders çalışmak istiyor
ama sınavlarım bugün bitti
11 dersten sınava girdim.
grafik sanatlar uygulamalıydı
diğerleri ezber ezberrr
uyku ile olan problemime rağmen iyi çalıştım
iyi notlarıda hakkettim...
Lale ablanın mimini geciktirdiğim için
özür
zaten durum ortada
ayrıca kaç kişiyiz:))
Ne demişler Sen Ben bide keloğlann
yani okuyacak da belli yorumlayacak da:))
Öncelikle mimin şartlarını uygulamak üzere
çalışma odamıza kütüphanemizin önüne gittim
ama hangi kapağa hangi yöne gitsemde öyle
gözümü kapatsam diye çok düşündüm
4000 e yaklaştığını bildiğimiz bu kitaplardan
bana ait olanlardan bir bölüm de durdum
diğer bölümdeki çokca kitabı ben okumadım
okuduğu için sahibine sadece aşık oldum:))

gözlerimi açtığımda parmağımın ucundaydı
eski günleri anımsayacağım sararmış
sayfaları, özlemle karıştırdım.

jean Philippe Toussaint
Çeviren Mustafa Balel
Kitabın adı:Banyo
kitabın ilk sayfasını açtığımda
3 Kasım 1990 Şebnem
yazıyor
Kitabın konusuna dair hiç bir şey hatırlamıyorum..
ama Şebnem'e dair çok şey ,çok şey hatırlıyorum.
Kıbrıs'tan gelmişti,
Aslen, babası Kıbrıslı annesi İngilizdi.
Babasının kaptan olması nedeniyle çok ülke gezmiş,
çok sıradışı fikirleri olan,konuşunca etkileyen
ingilizce ve kıbrıs şivesi karışımı bir aksanı olan
çok zeki bir kızdı.
Tatiller sonrası herkes,kolilerle
annesinin böreklerini getirirken,
O çok şık valızinden,paket paket confleks çıkarırdı.
Düzenli sütünü içer sınavın en yoğun olduğu dönemde
bile lenslerinin temizliğini saatlerce yapar,
iki satırda olsa kitap okumadan uyumazdı.
İçe içe bastığı minicik ayaklarıyla daima
bir balerin edasıyla yürürdü
kıvırcık dalgalı saçları,minicik bakımlı elleri
siyah gözleri bol rimelli kirpikleri ile anımsıyorum ki o bir fettan
güzeldi.Çoğu anadoludan gelen yurt kızlarının içinde
Şebnem güne düşmüş çiğ tanesi gibi parlıyordu.
Sebebini şimdi anladığım
garip bir Ankara bilgisi vardı.
Ankara'da beni bir gün kuaföre götürmüştü
diyebilirim ki en güzel kesim ve permayı
bana bu az buçuk dönme :)) kuaför yapmıştı..
Dönme olduğu için
bir daha gitmeye cesaret edememiştim:)
o yıllarda yani bundan 21-22 sene önce
tuhaftı her şey ya da biz tuhafdık ona göre,

Bu kitabı birbirimize hediye, faslında almıştık.
Onun bildiği çok şık bir kafede vermiştik birbirimize
tesadüf o ki.
Kitabın 55.sayfası bir kafede geçiyor.
Garson kız masanın başında bekliyordu.
Sırf onun tepemde daha fazla beklemesini önlemek
ve bir an önce uzaklaşmasını sağlamak amacıyla
bir damblanş ısmarladım.
Önümdeki damblanşın eriyişine bakıyordum.Sıcak çikolata tabakasının
altında vanilyanın fark edilmeyecek bir biçimde
eriyişini seyrediyordum.Daha kısa bir süre önce tamamen topak
halindeyken,şimdi beyazlı,kahverengili akıntılar
halinde ağır ağır ilerleyişine bakıyordum.Kıpırtısızca durmuş
gözlerim tabağa dikili hareketsiz bakıyordum.Kıpırdamıyorum.
Tüm gücümle hareketsizliği korumaya,onu alıkoymaya
çalışıyordum.,Ancak hareketin gövdemde de
aktığını bal gibi duyumsuyordum
...

.........
Bir yandan,
okuyup bir yandan buraya yazarken damblanşın nasıl birşey
olduğunu anlamasamda, hayal gücüm var olana yakın
bir şeyler izlettirdi bana ve evimin salonunda
bir camekanda duran küçük parfüm şişesi kolleksiyonumun
arasındaki aşk bahçesi isimli
parfümü bana hediye eden güzel dostum, şebnemi
ve
kitap gibi güzel bir dostu,
kitap gibi bir arkadaşı bana hatırlattığı için
mim fırsatını veren,lale ablaya sonsuz teşekkürler ediyorum.
iz bırakan insanlara,güzel arkadaşlıklara
ve hep güzele sebep olan kitaplara
bol okumalı bol dinlenceli bol seyirli günler...

iyi bayramlar...