Türkiye geneline bakarsak, kişi başına düşen tiyatro izleme
sayısı senede 1 ya da 2 iken
sayısı senede 1 ya da 2 iken
ben bu ortalamamı istediğimce yükseltiyorum.
Dün akşam izlediğim oyun, benim enlerim içerisine girdi..
VANYA DAYI
Anton Çehov 1899 izleme tarihim 2010, 111 yıl önce:))
rus edebiyatı ağırdır, okunması ve belki algılanması zordur.
aslında sınıf farklılıklarını koyarlar ortaya
ama bir başka anlatırlar..
Efe sıkılırmı diye çok düşündüm, öyle olmadı.
Aksiyon istiyor yeni nesil.
oyuncuların hepsine ayrı ayrı hayran kaldım
76 yaşında ki Can Kolukısa (hanımın çifliğinin Yasin Ağası)
Selçuk Yöntem, (Behlül'ün kankası:)
Nesrin Kazankaya (Türkan'ın annesi Leyla)
illaki Kazankaya merakımı arttırdı çünkü oyunu
hem çeviren hem yöneten ve oyunun önemli
karekterine can veren kadın..
Gittiğim oyunlardan, en önemli farkı
seyirci sanki orda yoktu, bir kez bile seyirciyle göz göze gelmedikleri gibi
kendileri de ordaki gerçek karekterler gibiydiler.
Oyunu seyirciye oynamadılar.
Verilmek istenen düşünce çok duru ve doğru
verilmişti..Şehirdeki aydın,okumuş akrabaya değer
veren köydeki aile, çalışarak tüm kazançlarını şehre gönderir.
sonra şehirden köye göç eden aydın ve genç hanımı
evin ve tüm çalışanların düzenini altüst eder
yemek saatlari, yatma kalkma saatleri değişen köy ahalisi
üretemez, doktorundan hizmetlisine kadar herkes bu durumda
sıkılır.
İzlemenizi mutlaka öneririm..
konuyu şöylesine anlatmamın nedeni
bugüne uyarlasanız aynı sıkıntılar fazlasıyla yaşanır.
Hiçbirimiz köy yaşamını ,emek isteyen bereket için
gereken çabayı gösterebilecek idrakte değiliz.
sadec köy ahalisi değil, gelen aydın karı kocada
üretemiyor, şöyle tanımlanıyor
'Size olan duygularım çukura düşen güneş ışınları'
ne fena şeydir üretememek.
ve nihayet evli evine köylü köyüne
Toplum düzeninin gerektirdiği gibi.....
Rusyanın ağrılı dönemlerinden Türklerin bugün ki
dönemlerinden güzel bir oyun.
Geçirilen buhranlı bu dönem piyanonun tuşları,
gökyüzünün sesleriyle anlatılarak oyun kuvvetlendirilmiş..
*****