
Fincan, koleksiyonum için , kenara ait bir evden hediyedir. 1940' lı yıllara ait
Bu kitabın benim için öncelikli ilginç yanı proje derslerimden biri olan ‘’Küreselleşme sürecinde konut ve aile’’ ile ilgili yüzlerce kaynak tarama, not çıkarma, konuyla ilgili kitaplar okuma sürecime denk gelmesiydi.
Bu şöyle bir süreç, okuduğunuz hiçbir şeyde özdeşim kurma, kahramanın sizi heyecanlandıracağı, edebi dil, mesaj verici bir özellik bulma gibi bazı kitap okuma özelliklerden arınarak, kim nasıl bir araştırma yapmış, nasıl bir çalışma yapmış, nasıl bir sonuca ulaşmış, o hangi kaynakları kulanmış, ben hangi kaynaktan kaynağa giderim, ben üstüne ne eklerim. Benim çalışmam nasıl olmalı, bu çalışmalarıma ne katar gibi düşüncelerin hâkim olduğu gayet düz bir süreç.
Ruşen Erşen ‘in ''Kentleşme Politakası'' isimli, Şebnem Hablemitoğlu’ nun 'Küreselleşme Düşlerden Gerçeklere'' kitabını okumuş, küreselleşmenin adı gibi heybetli bir hizmete dönüşmediği, politikaya nasıl alet edildiğini öğrenmiş oldum. İşte tam bu esnada Nurşen ablanın facebookta paylaştığı ‘’Kenarın Kitabı’’ röportaj sayfasına ulaştım. Heyecanlandığım kesin. Hemen kitabı edindim.
Kitabın kapak sayfası ve içerisindeki bazı fotoğrafların Nurşen Güllüoğlu’na ait olduğunu gördüm.
Kardeş dayanışması gülümsememin sebebiydi. Çok anlamlı sokak fotoğrafları...
Kitap, makalelerin nasıl kitaba dönüşebileceği bilgisinin yanı sıra birbiriyle ilintili bir çok çalışmanın bir araya getirilerek, akıcı, heyecan verici, bir dolu bilgiye yer vermiş. Sokakta gördüğüm seyyar satıcının, kenarda yaşayan bir gencin, kentleşmeye kurban evlerin, toplu konut projelerinde yerini alan kadınların, kenar mahalle ekolojisi, kentsel turizm, molozların dili, ve elbette azınlıkların oluşturduğu kenardan merkeze bilimsel araştırmaları yapılmış, dayanakları bilimsel olan kocaman bir yaşam. Arada kalan insanların yaşam öyküsü akademik bir dille okuyucusuna sunulmuş. Oldukça ilginçti... Kaynakçamda yerini aldı bile. Okuyucusu çok olsun.
Bloğum da , mekte/ makta dili kullanmayacağım için en yalın haliyle paylaşmak istedim. Eskisi gibi...
Sonuç: Kenar, kusurunu en gizleyemeyeceğiniz yerdir. Hiza ister. Bu nedenle, kenar dikişlerinin muntazam lığı bir elbisenin, eteğin duruşunu tamamlar. Bir örtünün emekle işlenmiş işini ortaya çıkartan da kenarıdır, kıvrılıp muntazam bir işçilikle yapılan oya, bir baş örtüsünün kenarına dikilir.
Kenara köşeye attığınız her şey kalabalık yapar onları düzenlemeniz genel görünüm ve refah bir ortam için ilk şarttır. Birde kenarda köşede unuttuğumuz vardır, onları oradan alıp yeniden kullanmaya başladığınızda değer katarsınız, yeniden kazanır işlevsel hale getirirsiniz. Öyleyse kenarda kalan her bireyi, her kültürü, merkeze çekme ya da daha ileriye öteleme çabası yerine onlara küreselleşme, kentleşme bilinci ve gücü ile oldukları yerde süslemek, eğitmek, olanak sağlamak, değerli kılmak gereklidir. Öyle kenara çekilmekle olmaz. Her şeyi bir kenara bırakıp görmemezlikten gelmek olmayacağı gibi, politikanın oyuncağı yaparak hiç olmaz. Kaleme alanların yüreğine, bilgisine sağlık.. Okuyucusunu çok açıdan tatmin edecek bir eser olmuş.