23 Ekim 2009 Cuma

Mavi göz



Güzel bir hafta sonu olsun,
biraz sakin, bol dezenfekteli,
hafif neşeli ama sağlık dolu olsun.

Geçtiğimiz hafta beni en şaşırtan haber
tüm mavi gözlülerin kökeninin Karadeniz
olduğunun açıklanmasıydı.

Human Genetics dergisinde yayınlanan araştırma, OCA2 olarak adlandırılan bir gende meydana gelen mutasyonun yaklaşık 8,000 yıl önce Karadeniz'in Kuzey Doğu kıyılarına yakın bir yerde gerçekleştiğini gösteriyormuş.

20 Ekim 2009 Salı

bulogurlu köyüne hoşgeldiniz


Bu zayıf kollar bana ait değil haberiniz ola.

Bir bu eksikti buda girdi hayatıma:))
Tekstil teknolojisi dersi görmeye
başlayınca dokuma tezgahıylada tanışmış oldum.
4,buçuk saatte 3 kişi 10 cm eninde çözgü hazırladık:))
haftaya da dokumaya başlayacağız..ikinci dönem
dokuma olmadığını duyunca çok sevindim.
saatlarce bebe yününü o küçücük delikten geçirme
çabam sonucunda uzun hayallere daldım..

Efenim tezgahımın başına oturmuş
tak tak tak tak sesleriyle eğleşiyorum
çok susadığımı fark edip eve doğru yürürken çeşmede sıra bekleyen
hatunları görüyorum. Bizim lalecik eline almış yünü eğiriyor bir
yandanda anlatıyor.

Etrafına toplanan köylünün kahkaha sesleri derenin kenarında
torunlarının miss gibi çamaşırını yıkayan asise kadar gidiyor..
Asis genetiğinde katkısıyla tokacına vururken alp dağları
için bestelenen karşı ki dağlar isimli türküyü söylüyor.

Köyün delikanlısı Maho ağa, köyün tek okumuş kızı Fatma'nın
peşinde dolanıyor...Mavi gözleri, sarı saçlarıyla kimselere
pas vermeyen fatoyu köyün öğretmeni Hamdiye Filiz hanım ikna ediyor.
Düğün hazırlıkları yapmaya başlayan
(bulogurlu) köylüleri tüm hazırlıkları tamamlıyor.

Vaktiyle köyden ayrılan büyük ağanın torunları düğün
için ta İtalya'dan geliyor. Güzeller güzeli
Zeya düğün hediyesi olarak getirdiği otomatik dokuma tezgahını
muhtarın evine bırakıyor.

Köy kahvesinde okey oynayan görümceler ekibi
büyük bir merakla muhtarın evine koşuyor..
Köyün muhtarının eşi gümüşay:)) Muhtar eşi olmasının
verdiği havayla burnundan kıl aldırmıyor..
Bir daha ki seçimleri düşünen muhtar, hanımını
çaktırmadan uyarıyor.

Davulla zurnanın sesi uzaktan hoşgeliyoooorrrrr
yavaş yavaş bulogurlu köyüne dökülen gençlerden biri
elindeki iguanayı kaçırıyor..Bu duruma üzülen köyün bilge kadını
L ale hatun göldeki balıklardan birini gence verip
iguana ile balık arasında bir fark olmadığına ikna ediyor...
Dokuma tezgahında fazlaca vakit geçirip yemeği, aşı unutan
bense  derin hayalden
uyanıp..Paşaların paşası Efeyi beşşiğinde uyutmaya gidiyorum.
ninniler söyleyeceğim elbet..
sonra sevdamı,alın yazımı dokuyacağım kilimin düşüyle uyuyacağım..
Yokk artıkkkkk:))))

17 Ekim 2009 Cumartesi

Islıkçı Tiyatro


Çetin Altan ustanın yazdığı Islıkçı isimli
oyunu büyük bir beğeniyle izledim bugün.
Oyunda ıslık çalan adam, oyun boyunca özgürlüğüne
direndi, melodisi hala kulaklarımda çınlayan ıslığıyla.
Ve duvarlar ördü insanlar, ıslıklar duyulmasın diye.
çekirdek çitlediler laf ürettiler,sömürüldüler.
33 yıl önce yazılmış bir öykü bu
bugün artıları var, eksileri yok sistemin.

Ne güzel inşa edildi gerçekleri görmemeleri için
duvarlar. Ankara'da olanlar mutlaka görmeli İstanbul'a
gidecekmiş oyun mutlaka izleyin derim.
Ayrıca İrfan Şahinbaş sahnesini ilk kez gördüm
çok beğendim.Tiyatro atölyelerin içerisinde,
gezerken binlerce ayakkabı ve giysi atölyeleri
gördüm binlerce hayale daldım:))
tiyatro sanatına bir kez daha hayran kaldım..
Her şey bu kadar mı güzel anlatılır.

Hiç düşünmemiştim ıslık çalmanın bir özgürlük olduğunu..
Oysa düşününce ıslıkla neler yapıldığını;

Sessizliğin, sesidir ıslık.
Delikanlının beğeni sözleridir ıslık.
Maçlarda protestonun ifadesi, neşeli bir anın
melodisi ve sokakta yalnız adamın türküsüdür
ıslık.

Duymayacaksınız,ama ben
özgürlüğünü seven herkes için ıslık çalıyor olacağım az sonra.


Asalet;Boyda değil soyda
İncelik;Belde değil, dilde
Doğruluk;Sözde değil özde
Güzellik;Yüzde değil, yürekte olur...
güzel yürekli dostlara selamlar ...

15 Ekim 2009 Perşembe

Sohbet üzerine


Bu güzel papatyalar sizlere

Çok yorgun değilim!
Demem gerekiyor NLP düzenine göre ancak,
cidden çok yorgunum..Neden niçin ve nasıl sorusu
nasıl yorarsa beynimizi ve bir türlü oturtamazsak
yanlışları,yoruluyor insan.
Zeya demişki kötü hiç bir şeyi yazmak istemiyorum
bloğuma hakikaten zeyanın bu yazısını okuyunca
aynı şeyleri hissettim..
Bir danışmanın yaptığı hata sonucu bütün ders programım
değişti. Düzeltmekte mümkün olmadı.Ama ne ağladım:(
bir gün bunu okuyunca çok güleceğim ama
sinirim bir haftadır sürüyor:) Hani 40 yaşında
daha farklı olacaktık:)Daha hoşgörü filan

Mesela bugün evime saat 20.30 da geldim (eşim gelip aldığı için bu kadar erken)
Oysa eski programıma göre 16.00 civarı evde olacaktım.
başkasının hatasını çekiyor olmak hoşgörümü yoksa?
Hafta sonu Hünkar ile Mimar isimli oyuna gittik.
Geciktim ama oyun fazla ağırdı Semih Sergen ustayı
izlemiş olmaktan keyif aldım. Ama ne çapkın adam
Bütün çocuklarına da sanat mikrobunu bulaştırmış,
Hafta sonu ingilizce kursu ve tiyatrolarım, hafta içi gölbaşına
fırsak buldukça kitap v.s Kendime taş plak sesli kadın semra'nın
Cd. sini aldım.Birde Yedek yaptım hediye edeceğim elbet yeri çıkar.
Yahut biri ister.
Fikrimin İnce gülü isimli eseri çok güzel söylemiş.
Bu sabah saat 07.05 civarında oğluşumla dans ettim bu parçada.

Gündemin konusu Domuz gribi elbette korkutuyor bizi.
En çokda zengin hastalığı espirisi yapanlara kızıyorum.
Nihayetinde bilkentte okuyan çocuğunda anası babasıda markete Avm ye gidiyor
o markete alış veriş merkezine bizde girip çıkıyoruz...
Hizmetlide var oralarda böyle böyle yayıldığını anlamayacak ne varsa
yurtdışına gitmişler ya!!Bize bişey olmaz diyen bir sürü üniversiteli
gencimiz söylüyor bunu.Birde Özel okul fobisi olanlar.

Neyse cancağızım uyku gözlerimden akıyor hatta gözüm kapandı bile;)
Bu aralar Ferda ve Gümüşay ev gezmeleri yapıyorlar:)
Ferda, Tupperware ürünlerine takmış durumda annem kullanıyor pek memnun
benim pek aram yoktur böyle ıvır zıvırlarla ben anneme gidince
onda beğendim güzel eşyalara el koyma özelliğim olduğundan
almayı düşünmedim ama bu haftaki üyelik hediyeleri cazip gelmedi değil:))
Bu aralar biri güzel bir sobe yapsa biraz heyecan katsa fena olmaz..
Sobe demedim güzel bir sobe dedim haberiniz ola..

Ay canım hiç gitmek istemiyor..
Mavianne,
sanal doğum günü pastası yedirmedin bize unutmuş değilim.
Asisciğim
Lohusa şerbetimiz nerde?..
Laleciğim,
kardeşimiz işe başladı ilk maaşından
sen çizmeleri aldın ama bizim tatlımız nerde?
Ben aklımdakileri söyliyeyimde
sizde sevgili balkahve hediyen nerde derseniz
sizin canınız sağolsunnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn..

6 Ekim 2009 Salı

Ne kadar ekmek o kadar köfte


Dansın bir çok farklı yönünü alan ilginç bir eserdi.
Gösterinin Lösev yararına düzenlenmiş olması anlamını
daha da büyülttü. Eser üç bölümden oluşuyormuş ama biz iki bölümünü izledik.
Tabi ki böyle olacağından haberim yoktu.
Hiç sevmem böyle ne kadar ekmek o kadar köfte durumlarını..
biletix sponsor olmuş ama, hem bilet ücretini ödedim hem de bilet başına
ücret kesti. Bu nasıl sponsorluksa:))
Devlet Opera Balesi Sahnesi' nde de aynı fiyata izleyebilirdim
hem de üç bölümünü..
Paramız Löseve gitsin istedim.
Bir kaç kez bu tür mevzularla karşılaştım doğrusu üzülüyorum.
oyunun bir bölümünü kesmeleri gerçekten ayıp..
sanatta böyle hesaplar olmazdı önceden:(

Oyunda bale adına değişik adımlar denenmiş
tiyatro işin içine girmişti. Bir bölüm, kadın erkek
ilişkisi, aldatma ve aldatılma üzerineydi ki dansla anlatım
muhteşemdi..
Evinize geldiğinizde konusu bu kadar ağır bir mevzudan sonra nasıl huzurla
uyuduğunuza bile şaşıyorsunuz..
Sanat insanın tüm vahşi duygularını törpüleyebilen tek eğitimdir..

Sabah okula giderken cep telefonumu ve cüzdanımı
almayı unutmuşum. Çok susadım çantamdaki su
da beni doyurmadı..
birde eve dönüş var
Kızlardan biri(Ceren) Dilek ablacım bugün Armada' nın oraya
gideceğim seni oraya bırakırım diyince
rica ettim Ferda'ya mesaj yazdırdım
"beni ara" diye.(Mesaj ücretsiz)
Ferda allahtan mevzuyu çabuk algıladı.
Armada da buluştuk Çırağanda ortaya söylediğimiz karışık ızgara
ve bademli akdeniz salatası ile nefis bir ziyafet çektik.
Hey allahım sen nelere kadirsin:))
Biz bunları yaparken gümüşayın karadeniz mutfağıyla midesinin zevklendiğinden haberimiz yoktu:))
Sonra;

Bu güzel sergiyi gezmenin zevkini yaşadık.
Ayrıca sergide ücretliydi.(cüzi bir ücret,5tl)İlk kez bir AVM' de ücretli sergi gezmiş olduk..
Acaba Armada sponsor olmadımı diye düşündük.Çünkü heykellerin tümü ordaydı.
Yani kafasını gösterip vücudunu saklamamışlardı.
Eee olcak o kadar ekmek köfte mevzusu:))

4 Ekim 2009 Pazar

Moonish ve sürpriz-i

Ya bodrumdaki depo su akıtmasaydı?
Aylar aylar önce gelen postam bizim apartman görevlisinin evinden
çıktı. Evde olmadığım için görevli almış sonra hanımı bir yerlere
koymuş ama unutmuşlar zarfı bana vermeyi.
Su basıp büyük temizlik yapınca
evinde bulmuş benim postamı.
Benimde postadan haberim olmadığı için hiç sormadım
böyle bir şeyi..
Gelen posta moonish'e ait içinden çok cici bir mendillik çıktı.
Bunca ay sormadan nasıl sabırla bekledin arkadaşım:))
sürprizine çok sevindim .Benim sana bir şeyler
göndermem gerekirken bu cici beni mahcup etti.
Uzaklardan birinin size zaman ayırıp, sevindirme çabasına
girmesi ne hoş.Artık yakınımızdaki innsanlar bile
birbirini görmezden gelirken........
Tüm güzelliğinle blogların pembiş kızı olmaya devam et.
Bağış projen için etsy'den nasıl alışveriş yapabileceğimi anlatsan ne hoş olur.
Birde ülkene gelsen harika olur. Sevgiler teşekkürler

30 Eylül 2009 Çarşamba

Loplopumuz:)

Medusa

Dolaşırken, NLP ve hafıza eğitim seminerini görünce
Gülayı' da haberdar edip bugün bu seminere katıldık.
Bugün okula gitmedim.
Ayarlayabilirsem çarşambaları okula gitmeden sürekli
bu kursada katılmak istiyorum.
Hem çok eğleniyor hem de beynimizi, sinirlerimizi
programlamayı öğreniyoruz.
Hay allah bir bu eksikti denecek haldeyim ama
ne yapayım sabit ve rutin işleri sevmiyorum.
sürekli yakınan sorunlarını net anlatmayıp gizem yaratan,
sizi saçma sapan düşüncelere sevk eden insanları ve olayları
sevmiyorum.Durum böyle olunca etrafınızdaki arkadaşlarınızla
benzer eğitimler alarak daha mutlu olunabileceğini düşünüyorum.

DFG (Dilek Ferda Gülay) Düzenli Faliyet Grubu
Beynimizin sağ ve sol lopunu kullanmaya bir başlarsak
daha neler yaparız biz..
Bu arada arka arkaya en az 20 farklı kelimeyi şaşırmadan
sayabiliyoruz artık..Elbet bir işimize yarayacak boru mu,:)
Kurstan sonra Gülay ev gezmesine gitti.
Ferdayla bilardo ve masa tenisi oynadık.
Söylemesi ayıp (ayıp değil ama)masa tenisini iyi oynarım..
hatta NLP hocası ödev verdi sağ elini kullananlar biraz sol elini
ve sol elini kullananlarda sağ eliyle yazı yazma ve benzeri
işler yaparak loplarını çalıştıracaklar.
bizde bu kuraldan hareketle ters ellerimizlede oynadık..

Şuanki gelişmelerden ötürü inanın benim loplarım çalışmaz durumda
şaşkın şaşkın bakıyor sağa sola...
Çocuk kayıplarınında üzerimde yarattığı etkiyle bu endişeli halimize
Çare olsun NLP :))

28 Eylül 2009 Pazartesi

Bilinmeyen Sendrom


Son gittiğim tatilden bir foto ile merhaba demek istedim sizlere.
Dalga kayalara ne kadar hırçın davrandı, kaya sevgiyle ona direnç
gösterdi. Doğanın bu aşkı karşısında benim onlara hayranlık duymaktan
başka çarem kalmadı.

Tatillerimin hepsi birbirinden güzel geçti.
Sanırım abarttık bile, yani ben abarttım yorgunum bir türlü dinlenemiyorum.
Ankara dışında her yerde olmaktan mutlu oluyorum.

Burda evimi eşimi dostumu ve malumunuz sanat aktivitelerimi seviyorum ama
şehri asla sevmiyorum..
Kızlarla,
ve uzun bir ayrılık döneminden sonra yemeğimize gittik.
çok sevdiğimiz kırmızı lokantada tavuk dürümümüzü zevkle tükettik
bu yemek benim 40. yaş günümün kutlamasıydı.
Yorgunluğumun bir sebebi de bu:))
Yemekten sonra Tiyatroya geçtik ucu ucuna yetiştik.
"Kerbela"isimli oyuna bilet aldım umarım sıkıcı bir anlatımı yoktur.
Diye düşündüm.
Kızlardan önce koşturdum salona, bileti almalıyım ya
Aa! halıları yıkıyorlar kapının önünde
kolay gelsin Kerbelanın (oyunun) halılarını mı yıkıyorsunuz dedim gülerek.
Nasıl yardımcı olabiliriz dediklerinde anladım ki büyük bir hata yaptım
sevincim nedeniyle tarihi karıştırdım ve 3 Ekimde ki oyuna bir hafta önceden kızları da sürdükledim:)))
Umarım gülümsetecek mevzularımız çok olur hepinize sevgiyle merhaba.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

senarist anneler



Dün en yakın alışveriş merkezine gittim. AVM lerin en güzel yanı servis olanağı
fakat yer bulursanız güzel, yoksa cidden bir eziyete dönüşebiliyor.
ne yazıkki dün oğluşla ben dolduğu için binemedik daha sonraki servis için beklemeye başladık..
hemen arkamızdaki anne elindeki su şişesi ile çocukların elini yıkadı
başladı iki çocuk kavga etmeye 4 ile 6 yaşlarında gibiler..Şirin de çocuklar
anne küçük çocuğa güvenliği göstererek
 "Git bu amcalara deki beni şuraya kilitleyin. O, amcalar da senin annen kim derse ben tanımıyorum öldürün derim dedi.."

gülmemek için kendimi zor tuttum ama oğluş şaşkın şaşkın nasıl yani anne dedi..
çocuk şöyle düşünmüş olabilir mi? Ya ben salak mıyım? 
Ya da annem beni ne zannediyor..Bak bak annem azrailim oldu...
Efenim servise bindik. Arka beşlideyiz bu kez 2 yaşlarında bir oğlan çocuğu ve
anneciği var. İstanbul yolu otobanından dönüyoruz...
sürekli ağlayan bu vızıldak çocuğun annesi "Bak şimdi
seni burdan dışarıya atarız gideriz " diyince..

Oğluşum birazda muzip bir gülümsemeyle "Çocuklar tehtit altında "yaşıyor dedi.
Alfred Hitchcock
filmleri gibi seneryo üretmekte üzerimize yok..Bu ne biçim kurgular anlamadım.
kızmanın da bir adabı bir usulü var ama dimi.Anacığım baktımı işi bitir
hala da öyledir yani:))
Benim de meşhur bir iki üçüm vardır..Üç te bitecek halbuki dörtte ne yapacağımı
ben de bilmiyorum:))

2 Temmuz 2009 Perşembe

Gramafon ve TSM


Geçtiğimiz günlerde Ankara Kalesi Festivali yapıldı.
Etkinliklerden biri de gramafon dinletisiydi. Gülay ve ben bu etkinliğe katıldık.
Çocukların okulda olması nedeniyle ne rahatmışız, daha iyi anlıyoruz şimdi.
Öyle dedemin ya da ninemin gramafonla öyküsü var mı bilmiyorum ama
ben çok seviyorum hatta antikacılarda, sehpasıyla beraber çok hoş
gramafon beğendik ne yazık ki bozuk çıkınca almaktan vazgeçtik..
gramafonun sesi orjinale yakın bir ses olduğu için dinlemesi çok keyiflidir.
Bunların elektrikle çalışanına pikap deniyor ya işte ben de ondan var.
zaman zaman (gençliğimizde) evliliğimizin ilk yıllarında
gelen misafirlerimize dinleti yapardık..

biraz kül biraz duman o benim işte
kerem misali yanan o benim işte
inanma gözlerine ben ben değilim
beni sevdiğin zaman o benim işte

Ah ne keyifli Ahmet Özhan' dan dinlemek..
Türk Sanat Müziğine merakım elbette aileden.
Layıkınca devam ettiremedim....
Sesi güzel kimi bulsam kendim içinde şu
şarkıyı söylettiririm aranızda sesi güzel olan var mı?
benim için patlatıversin...

Yine hazan mevsimi geldi
Yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek
Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde
Hicranını yalnız başına çekecek
Hüsranını yalnız başına çekecek

Geleceksin belki de, o zaman
Ne o yapraklar, ne o rüzgârlar ve ne ben olacağım
Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde
Hicranını yalnız başına çekecek
Hüsranını yalnız başına çekecek