
Biz horozların,türkülerine eğlenip duralım onlar,
arabesk dinleyerek mutlu oluyorlarmış..
Bir kümese girip sıcak ama gerçekten çok sicak
yumurtaları alıp hoplattığımızda 7-8 yaşlarındaydım.
Gezmeye gitmiştik, ev sahibinin izniyle
girmiştik kümese, tabi ben korkak olunca
tavuğu horozu, kümesin kenarına almışlardı.
Aman ne heyecanlanmıştım..Gerçi ilk domates, patlıcan
kabak karpuz tarlasına girdiğimde de uçmuştum sevinçten
Öğretmen çocuğu olmanın en güzel yıllarıydı o yıllar
kolunuza kim girecek, kim gezdirecek diye birbirine girerdi
çocuklar.
Öğretmenler hak ettikleri değeri yeniden görürler.
Hediye filan değil kastım .Öğretmenin anası babası olmak,
çoluğu çocuğu bile olmak saygı değerdi dimi..
Kaç kez anneme gelmiştir bu horozlardan kaç kez geri
göndermiştir, bir geldiğimizde yeriz inşallah diye.
Yeşilliğin ,sebzenin,meyvenin dolup taştığı çantalar
evimize girerken boşalırdı.
Eve bir bağ maydonoz,
bir kilo meyve ancak kalırdı.
Biz dağıtttıkça çoğalırdı haftaya yine dolardı.
Almazsanız da çok gücenirlerdi.O yıllarda
Onların en çok sevdiği somun ekmek, küp şeker,
sarı su (fanta) çay' da onlara gidilirken
götürdüklerimizdendi. Annemden para alır
bakkaldan oval bisküvi ile sade lokum
alırdım aman ne afiyetle yerdik çocuklarla....
Eski her gün kendini yeniliyor
Bugünle kendini dengeliyor..
hayat devam ediyor.
toprak altından, altın bulmuş kadar sevinmem de
bundan on yıl önce Nevşehir'de patates bulduğum andır:))
Eskiyi küflendirmeyelim.
Tiyatrosuz günlere serpiştirelim ki
dönüp bakınca yüzümüzü güldürelim.
Öyle bağıra çağıra anlatamayınca duygularımızı,
ayıp biliriz çünkü duyguları ortaya yaymayı.
bir çocuk gibi o günün masumiyetini,sıcaklığını
ve bir kümesten hoplatılan yumurtayı paylaşalım istedim..