
Horozumu kaçırdılar
damdandama uçurdular
Suyuna da pilav pişirdiler
Bili gah bili gah bili bili gah gah
Küpeli horozum
Kar beyazım
Bir sabah kalktım
Avluya baktım
Aradım taradım bağırdım çağırdım
Bili gah bili gah bili bili gah gah
Küpeli horozum
Kar beyazım
Kanadı var kilim gibi
İbiği var elim gibi
Acısı var ölüm gibi
Bili gah bili gah bili bili gah gah
Küpeli horozum
Kar beyazım
X X X X X X X
Ankara karlar altına girmiş,
sabahın ilk neşesi,inanılan o ki tüm pisliklerin
üstü kapanmış.Salgın nezle ve grip mikrobu için
çok iyi olacak. Günlerdir gelmek için trafikte bekleyen
kar, hıncını fena almaz diye umuyorum.
"Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz"
atasözümüzü de anımsayarak
nihayetinde sudan olup eriyeceğini,buralardan
vakti gelince gideceğini bilir.
Sabah camdan dışarı baktım
bir dede elinde bir horoz ya da tavuk, nasıl koşuyor,
arkasında da bir çocuk.
Hem gülme geldi hem bu şarkı dilime takıldı.
ay ne korkunç bir şarkı :)))
Büyüdüğüm şehirde sadece yaylalarda
kar olurdu.Şimdi o da yok.
temiz kovalarla getirdikleri karı, büyük tepsilere
yerleştirir üzerine pekmezi dökerler
ne güzel bir görüntüdür o.
ilk ikram edildiğinde biraz itiraz etmişte,
sonra tadına doyamamıştım.
Temmuz ağustos aylarında yediğim kar helvasının
lezzeti damağımda bu sabah.
Demek pekmezli bir kahvaltı hazırlamalıyım.
Bu kirli kara değil, tahine katık yapmalıyım.