4 Ocak 2011 Salı

İçten hediyeler


Güzel insanlar, güzel seçimler, güzel duygular.
İstanbul'dan gelen kitabım, kartım, şal desenli şalım, Ankara'dan kırmızısı bol takı takımım, içinden meyve tatları fışkıran çikolatam, kırmızı kesme bardağım,
Muğla'dan portakal mandalina ve zeytinim, Mersin'den nakit hediye çekim:),Atatürk'e yeni yıl hediyesi adı altında adıma yapılan bağış.
İtalya'dan mektup, İsviçre'den kartım, bloğuma bırakılan notlar.
Mutluyum...
çekilişle birine çıkmadım:)) Tamamen gönülden, sevgiden.
Hediyenin prensibi gereği önce kendin sevmelisin, sonra hediye etmelisin
duygusu güdülerek seçilmiş bu güzellikler için çok teşekkür ediyorum.

1 Ocak 2011 Cumartesi

2011


4 çeyrek bilet 2 si benzin istasyonundan
2 si direk cepten.
birine son iki rakamı ,biri de kendini kurtardı.
çok zarar da sayılmam..Hayatım değişmedi..Mutluyum:))
Sevdiklerim sağlıkla uyandı güne..Çok Mutluyum:))
2011 aç kollarını,sağlık neşe şans,başarı getir.
Bende, benden beklediğin azmi yüklüyorum kendime:))

31 Aralık 2010 Cuma

2011


Facebook da dolaşan bu güzel ağaç
o kadar hoş hazırlanmışki............
Tüm güzellikler,hepimiz için olsun
2 artı 0 eşittir 2
1 artı 1 eşittir 2
2 artı 2 eşittir 4
ne desek:)
gerçekler hüküm sürsün:))

29 Aralık 2010 Çarşamba

Yaşıyoruz.


Düzenli Faliyet Grubu :)
Yeni yıl yemeğimizi yedik,sohbeti bal eyledik.
Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz
Anlaşacak dostlarım tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel


Planımızı yaptık,saatinde hazırdık
gittik , ne menü bizim seçtiğimiz,
ne de dinlemek istediğimiz sanatçı var.
Bizim yerimize plan yapılmıştı:))
doyasıya sohbet ettik.Ama doyasıya sohbet,
Bir ara

mikrofonda Çankaya Belediye başkanı
Bülent Tanık konuşuyordu,
Bizim ilkokula başlama yıllarımızda mezun olmuş
Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
toplanmıştı.
Gıptayla izledik,bence belediye başkanı olabilmesi
gereken bir meslek ikincisi çevre mühendisliğidir.
Avukat,esnaf,gazeteci,doktor ne anlar şehircilikten.
Mesleklerinde 40.yıllarına yaklaşıyorlardı.
çok eğleniyorlardı. Bizim sohbetimizi böldüğü için özür
dilemeside ayrı bir incelikti:)) Aynı yıllarda mezun
olmadığımız galiba çok belli oluyordu :))

Düşenin dostunun olmayışına
Düzenin buna hiç aldırmayışına
Kanım donuyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir

Senin beni yanlış anlayışına
Çoktandır heyecan duymayışına
Canım yanıyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir


2010' nun en korktuğum zamanı politik gelişmeler
süreciydi...Kızlarla,
korkularımızı konuştuk, ahlaka dair ahkam kestik
biz konuşmayacaktıkta kim konuşacaktı,
karıncayı dahi incitmeyecek kadar naiftik,
arkadan işler çevirmeyecek kadar cesur,
istemediklerimizi yapmayacak kadar karekterli.

Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz
Anlaşacak dostlarım tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel


Sevdiklerimizi şımartmalıydık, seçmeliydik
ayrıcalıklı davranmalıydık, sıradan hiç bir şey
yapmamalı ve şaşırtmalıydık.
hayır ben diye atılırken hesabın üstüne
her birimiz boy boy büyümeli,
biraz mahcup olan gözleri öpmeliydik
öyle de yaptık. Birbirimizi bunca sene sonra
incitmemek için gösterdiğimiz özen 2010'nun en
kazançlı davranışlarıydı.

Söylenecek şarkılarım bitmedi henüz
Söyleyecek sözlerim tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel

Ve fonda Candan Erçetin'in bu şarkısını söylerken
Gülay ve nostalji isimli grup,
yürekleri
bir çarpan bu güzel arkadaşlarım için
binlerce şükür tanrıma.


Asisciğim,
beni düşünerek seçtiğin kağıt kıvırma
sanatının bir örneği güzel kartın için çok ama çok teşekkür ediyorum.
İçine yazdığın kelimeleri seçerkenki özenin,
anlam yüklediğin kadeh dolusu sevgi için çok teşekkürler.

Bu Yol Nereye Gider bir kuğunun boynuna dokunurken… yol bir yere gitmez içerde düz saçlara uğrar ayak üstü bir akşamüstü her plansız ürperişin sonu hüsran ve hüsran çok sanat müziği bir kelimedir yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir yol ...yoluyla gidebilir yare yoldan çıkabilir apansız ve ömür bitebilir yoldan once ama yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir yaşamak hızlı bir ölme biçimidir düşünce ışıktan yavaşsa erken gidilmelidir gerdan sözcüğüne bir kuyumcuda da rastlayabilirsin bir kasapta da kalbin sızlamaz bir kuzu yüreğini vitrinde görünce o bir beslenme biçimidir ama korkarsın kurdun sevdiği havadan ayakkabı yaparsın yılandan yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir her garantiyi istersin hayattan oysa ölümle yaşam arası uzun malum ince bir yol bir yere gitmez o bir ölme biçimidir iyi yolculuklar denmez bir gidene yapılamaz çünkü çok yolculuk bir seferde yolcu denmez her gidene herkes o yolun taraftarı olmayabilir hiç bir sürgün gittiği yolu sevmez mesela yol bir yere gitmez o bir susma biçimidir soğuk bir taşıtın uğultusunda
Y.Erdoğan

25 Aralık 2010 Cumartesi

Yeterki iste


Bu yıl sema gösterisi izlemeyi o kadar çok istedimki.
Düzenlenen bazı gösteriler, turistik amaçlı hazırlanmış,
o nedenle profosyonel bir grubu görmeliyim diyordum.
Ankara'da hazırlanmış böyle bir gece var ama o kadar kalabalıkdan hiç bir şey anlamazdım.
Çok istiyordum hem de çok.
Oldu...
Arkadaşım davet etti önce inanamadım:)
Bugün saat üçte davet yerindeydim ve çok yakından,oğlumda yanımda
T.C. Kültür Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Korosu
ve Sema Gösterisi'ni büyük çoşku ve huşu içinde dinledik
izledik. Ahhh…teslimiyet, ahhh…ilahi takdire karşı samimi aşk-u muhabbet ah… )
ne güzel bir ders
Bahar gelmekle taş yeşerir mi? Toprak ol ki renk renk çiçekler bitiresin. Yıllarca, gönüller yırtan, kalpleri üzen taş oldun. Bir tecrübe et, bir zamanda toprak ol.

Hz. Mevlana

23 Aralık 2010 Perşembe

Verimli gün.


Bugün, tüketici hakları derneği başkanı Turhan Çakar ve
ekibi okulumuzdaydı. Henüz seminer dinleme alışkanlığı olmayan
arkadaş ve bazı akademisyenler içeri gire çıka düzeni bozsalarda
ben bir şey daha öğrenmenin keyfindeyim.
Tüketici olarak haklarımı bildiğimi düşünsemde
her gün yeni çıkan bir detayı bilmiyoruz.
Bunların içinde en önemli olduğunu düşündüğüm bir ayrıntıyı
buraya yazayım ki hem okuyan öğrensin hem ben hep
hatırlıyayım.
Aldığımız bir ürün, arıza yaptığında
hemen servisini arıyoruz ve garanti
kapsamında tamir edildiği için mutlu oluyoruz dimi.
Oysa çok önemli bir tuzağa düşüyormuşuz.
tüketici olarak ürünün garanti süresinin son günü
dahil olmak üzere ben bu ürünün değiştirilmesini
ve yenisinin verilmesini istiyorum deme hakkına sahipmişiz.
Oysa Servis' e verdiğimiz an bu hakkı kaybediyormuşuz.
firma ile asla uğraşmayın mutlaka tüketici derneğini arayın ve
sonucu görün diyorlar o nedenle Başkan Turhan Çakar'ın
bu iddası aklınızda kalsın:))
http://www.tuketicihaklari.org.tr
Bu dernekler üretici firmalardan reklam alamadıkları için
üye aidatı ile ayakta kalıyorlar
ayda sadece 2 tl aidat ücreti ile üye olunabiliyor. Bu derneklerin önemini kavrayarak üye olmalıyım, olmalıyız diye düşünüyorum.
Geçmiş döneme ait,10 yıl öncesi dahil
banka kartlarına kesilen aidatları alabileceklerini söylüyorlar.

Akşam saatlerinde

Çok sevgili Öznür Hocanın,
"İyiler neden kötülük yapar" adlı söyleşisindeydim.
Kötülük nedir,
kötü yanlarımızla barışıklığın olumlu sonuçları,
ve daha neler neler öğrendim.İçimizdeki mahkumiyetler
dizilere düşkünlüğün sebebleri,çocuklara yaşatılan
ve bize yaşatılan suçluluk psikoloisi ve patlamalar..
kendini açığa çıkarma.Yargılama
bu gece huzurla uyuyorum,öğrenmeyi seviyorum.

25.Aralık.2010 Turgut Özakman Kentpark Arkadaş
kitabevinde.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Yıldırım Mayruk 2023'e hikayeler


Elbette, Suavi dinleyerek huzurlanmış beynim,
tüm bedenim keyifle kalktı yataktan.
Dün sabah 2023'e hikayeler isimli kıyafet dizisini
görmek için Ferda ile Ankamall'e gittik.
Öğleden sonra işimiz vardı.Çabucak gezecek ve işimize dönecektik.
Hatta Ferda'ya şöyle söylüyordum.Barboros Şansal'ı gördük
hatta yakındanda tanıdık, Rakı bile tokuşturduk:))
Ama Yıldırım Mayruğu tanımayı çok isterdim, diyordum ki
Aa! bir dakka Ferda bir dakka
Ne oldu?
Bak bak burda ne yazıyor.Ya bugün 21 Aralık değil mi?
Evet
 Saat Üç'te her ikiside burda olacaklarmış:))))
Haha bonus puzzelar gelmeye devam ediyor:))
Gümüşay'a telefon açtık. Sabah sporu olduğu için
gelmemişti .Aradığımızda da eşi akşama Antalya'ya gideceğinden
bir şeyler hazırlayacaktı .Hatta spordan geldiği için yorgundu..
Tabi biz pis pis sırıtarak,ş ey ikiside üç te burdalar dedik,
adımız gibi biliyorduk Haydeee deneceğini:))
hopladı geldi bütünü bozmadı:))

Beklediğimiz saatten geç çıktılar.İkilinin kendi
aralarında yarattıkları zıttan doğan bütünlük
hepimizi zaman zaman kahkahalara götürdü.
Mayruk, keza İstanbul beyefendiliği ile göz doldurdu.
Bir de demezlermiki az sonra serginin açılışını yapacağız,
biz bilmeden açılışın davetliside olduk.
söyleşiden sonra açılışa katıldık.Hazırladıkları nefis katologları
ücretsiz dağıtıp birde kendi sayfalarına imzalarıda çaktılar.
imzalı katoloğumuzunda olması tam bonus oldu.
kokteyl hazırlıkları çok güzeldi.İlerleyen saate rağmen
ayaklarımız bir türlü gitmek istemiyordu.Buz gibi kırmızılar
tam sevdiğimiz lezzetteydi.Kıyafetler 1975 yılından bugüne
saklanmış bir takım malzemelerde kullanılarık yapılmış.

Hepsine bir isim verilmiş ve bir tema oluşturulmuş.
Terzilik üzerine söylenebilecek çok söz var.
seneye moda dizayn dersi alacağım,
fakat verilen eğitimlerin modacı yetiştirmede çok yetersiz
olduğunu ülkemizin yetiştirdiği terzi modacı, sayısından anlıyoruz.
Şansal'ın şu sözleri etkileyiciydi.
"Ne zaman ki polyester bayraklar kalkar,
yünlü ya da ipek kumaştan bayraklar kullanırız
o zaman tekstilde kalkınmış demektir."

21 Aralık 2010 Salı

Tamamlanan parçalar, Suavi


Çok güzel bir hafta olacağı, çok uzak diyarlardan gelen bir dost
telefonunudaki sıcaklıktan belliydi.
Pazartesi akşamı Suavi konseri vardı. Organizasyon için
telefonlaşamadık kızlarla, pazar gecesi aşure yaptım. Onları tek tek
kutulara doldurup süsleyip, pazartesi sabahı okuldaki arkadaşlarıma
götürdüm. Çoğu oruçlu olan arkadaşlarım saat 16.30 da okunan ezanla
yediler aşurelerini. Oruçlu olmayanlar zaten tadını çok beğendiklerini söylemişlerdi.
saat 17.15 de okuldan çıktım, çok yoruluyorum derslerim tüm gün olduğunda,
18.30 gibi evdeydim. 18.45 civarı gümüşay aradı. Üç dakikada organize olduk
hiç gidilmeyecekken 19.10 da buluştuk,bilet olmamasına rağmen
Suavi dinlemeye gittik.Saat sekize üç vardı kapıdaydık.
biletler alındı hem de ön sıralardan ve bizi ne beklediğini çok da bilmeden,
belki ömrüm boyunca unutamayacağım bir lezzet, farkındalık,
ayrıcalık, akıcı ,dinledirici , yüreklendirici bir konserin içinde 61 yaşındaki
bir delikanlının evinde ağırlanıyorduk.Tam üç buçuk saat ayakta
ve zaman zaman mikrofonsuz, söylediği parçalarla büyüledi bizi
sohbeti ve taklit başarısı, ironiler,
alkışlandığında bir çocuk havasına bürünen ifadesi, o gülümseme....

İyi ki varsın, iyi ki hayattayım ve iyi ki seni dinleme şansı buldum.
Ve elbette arkadaşlarım iyi ki varlar hadi dediğinde, hayde diyen
güzel dostlar.
Yaşamımı bir puzzle gibi görüyorum, her gün yeni bir parçası
ekleniyor,bir bütün oluşuncaya dek, her gün bir parçası veriliyor.
bazı günlerde ise o puzzle' ın yapıştırıcısı hediye ediliyor
işte suavi ile zaman bu kadar sağlamdı .Eğer dinleme şansı bulursanız
o konserini kaçırmamalısınız ki,hayatınızda bir şeyler eksik kalmasın.

14 Aralık 2010 Salı

Beceriler üzerine


Yap yapıştır, tak takıştır,
yaptığı her işi yakıştırabilenlerdense kişi
gayet yaratıcı ve zarif duruyor.
Kadınlarımızın, gerek mutfak, gerek el becerileri
bence tavan yapmış durumda...
Her yıl bir ürün moda oluyor, tığ ile yapılan,
şiş ile yapılan, makrome, hatırlarsınız pul ve teli bükerek
yapılan çiçekler hatta bunun boyutlarının bir metreyi bulanlarını
gördüm ben. Sonra ahşap boyama çıktı. O kadar kötü boyayanlar vardı ki
bunlardan biride sitemizde bulunan çarşılardan birinde iş yeri açan
bir hanımdı. Herhalde 5 sene önce filandı. Kötü boya kullanıyor
taklidinde taklidi çalışmalar yapıyor, neyse sonradan
tuhafiye ye döndürdü de gözümüz kurtuldu.
Hoş bu kez de neyi var neyi yok ortaya sepetlere dökmeye
başladı:)) Ruhu kalabalık bir kadın. İp alacağınızı söylerseniz
şiş verir, şiş alacağım derseniz dikiş iğnesi verir.
Dam der kapı der, sizin dediğinizi bir türlü anlamaz,
kendi satmak istediğine konuyu getirir, sizin de vaktiniz
yoksa bu saçmalıklara eyvallah der bir başka tuhafiyeye
gidersiniz. Uzunca bir süre mağzasına giren bir daha çıkmıyormuş
söz o ki önce kimse bunu anlamamışta, kulaktan kulağa duyulmuş
içerde bir arkadaşı fal bakıyormuş.
Uyanık falla herkesi mağazasına abone etmiş, arkadaş olmuş.
Şimdi sitemizde bıraksan muhtar olur .Ferda' nın kayınvalidesi
bile her geldiğinde uğrar dertleşirmiş onla :))
ya !"Sevinç teyzecim senin bu kadınla ne işin var diye sorulunca
safım demezmi ki, abdestli namazlı kadın o yüzden..
Dış görünüş hepimizi olduğu kadar, Sevinç teyzemide yanıltıyor.
Ben bu konuya nerden geldim,
bugüne kadar Türk bloglarının arasında gezdiğim,
en yaratıcı ve en hoş kaliteli bulduğum çalışmalar. Seveceksiniz eminim.
http://favoritehometovisit.blogspot.com/
kendi evi ve diğer çalışmalarına yazılarına göz atın lütfen
bu siteyi biliyorda olabilirsiniz ama bilmeyenlere tavsiye olsun.
bloğumuzun da vatandaşa faydası olsun.
Ece Aymer'in de ellerine sağlık.
bu siteden de arkadaşlarına tıklayın gerçekten zevkli seçimler göreceksiniz.
Bir de şu bloğa bakmanızı isterim.
hepsini, yaratıcılıklarını kutluyorum.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Küflendirmeyelim


Biz horozların,türkülerine eğlenip duralım onlar,
arabesk dinleyerek mutlu oluyorlarmış..

Bir kümese girip sıcak ama gerçekten çok sicak
yumurtaları alıp hoplattığımızda 7-8 yaşlarındaydım.
Gezmeye gitmiştik, ev sahibinin izniyle
girmiştik kümese, tabi ben korkak olunca
tavuğu horozu, kümesin kenarına almışlardı.
Aman ne heyecanlanmıştım..Gerçi ilk domates, patlıcan
kabak karpuz tarlasına girdiğimde de uçmuştum sevinçten
Öğretmen çocuğu olmanın en güzel yıllarıydı o yıllar
kolunuza kim girecek, kim gezdirecek diye birbirine girerdi
çocuklar.
Öğretmenler hak ettikleri değeri yeniden görürler.
Hediye filan değil kastım .Öğretmenin anası babası olmak,
çoluğu çocuğu bile olmak saygı değerdi dimi..
Kaç kez anneme gelmiştir bu horozlardan kaç kez geri
göndermiştir, bir geldiğimizde yeriz inşallah diye.
Yeşilliğin ,sebzenin,meyvenin dolup taştığı çantalar
evimize girerken boşalırdı.
Eve bir bağ maydonoz,
bir kilo meyve ancak kalırdı.
Biz dağıtttıkça çoğalırdı haftaya yine dolardı.
Almazsanız da çok gücenirlerdi.O yıllarda
Onların en çok sevdiği somun ekmek, küp şeker,
sarı su (fanta) çay' da onlara gidilirken
götürdüklerimizdendi. Annemden para alır
bakkaldan oval bisküvi ile sade lokum
alırdım aman ne afiyetle yerdik çocuklarla....

Eski her gün kendini yeniliyor
Bugünle kendini dengeliyor..
hayat devam ediyor.
toprak altından, altın bulmuş kadar sevinmem de
bundan on yıl önce Nevşehir'de patates bulduğum andır:))
Eskiyi küflendirmeyelim.
Tiyatrosuz günlere serpiştirelim ki
dönüp bakınca yüzümüzü güldürelim.
Öyle bağıra çağıra anlatamayınca duygularımızı,
ayıp biliriz çünkü duyguları ortaya yaymayı.
bir çocuk gibi o günün masumiyetini,sıcaklığını
ve bir kümesten hoplatılan yumurtayı paylaşalım istedim..