15 Aralık 2011 Perşembe

İnsana dair 1

Keşiflerin babası Kristof Kolomb olmak için yeni parçalar aramaya bu sebeple yolculuğa çıkmaya gerek yok, yeni bir bakışa, doğru bakan gözlere ve zihne ihtiyacım(ız) var.
Şaşırdıklarım şaşıracaklarım var insana dair.
2009'un başlarıydı, Cerenin hepsinden biraz daha farklı bir hali vardı.
Tanıştığımızda birinci sınıfın ikinci dönemindeydim, hiç arkadaş edinmemiş
çünkü hepsini çocuk buluyormuş :)
Hacettepede iki yıllık bir okulu bitirmiş, üzerine bir süre Bilkentte hazırlık
okumuş, diğerlerinden artıları olan Ankara'da ailesiyle yaşayan sevdiklerine
karşı dokunmaktan çekinmeyen hatta mıncıklayarak seven ve benim olsun isteyen
pek de paylaşmayan hatta bilgisini ve notlarını asla paylaşmayan ama çok dost görünümlü bir şeker :)
Sevgilisi Burak ile sürekli cepten konuşuyor şimdi derse girdim şimdi çıktım.
şimdi merdivendeyim şimdi... Bu böyle gidiyor. Fena çok fena bir durum:)

İzlemedeyim, Ah gençlik diye geçiriyorum içimden
Önce karşı apartmanlarındaki bir genci sevmiş.
Hastalık derecesinde
bağımlılıkları var sevdiği insana dair, o delikanlı da bunu anlamış olacak ki
ailesiyle tatile gittiğinde bile Ceren'e denize girmeyeceksin diyor
bizim bu safta girmiyormuş.
Kurtulması çok güç olmuş tam da ayrıldıkları
gün Bilkent ten arkadaşı Burak' la yakınlaşmış ve hemen ilişkileri başlamış
o bağımlılığın etkisi bu ilişkisinde de azalmış olarak devam ederken…
Bir gün aplaaacımm diye sarıldı boynuma gözyaşları omzumdan aşağıya akıyor
ve sık sık ona vakit ayırmaya başlamak durumunda kalıyorum.

Ailesi onu evlendirmek istiyor. Dışarıda buluşuyoruz her seferinde
çok sevdiğim Bademli salatadan yemeyi de ihmal etmiyoruz.
Annesi ve anneannesi, babasını ikna etmişler, annesinin teyzesinin oğluyla evlenmesini istiyorlar. Anlattıkları tavan yapıyor bende
Tansiyonum hop diyor zıplıyor aman kızım şöyle yap böyle yap
ikna et diyorum.
 Akraba evliliğine ikna etmek için bir psikiyatriye
giden ilk ailedir herhalde…
İki yeni ev almışlar içini
yaptırıyorlar anne sık sık baygınlık geçiriyor. Ceren annesi için çok üzülüyor
ona çocuğuymuş muamelesi yapıyor.
Sırf Ceren istediği için ona kardeş bile yapmış annesi :)

Cerenin bu evliliği istememesini haklı buluyorum.
Annesi sözünü geçirmek için bu yolları seçiyor.

Altında arabası olan
Boyalı sapsarı saçları gök mavi gözleri, tombalacık yüzü ile maddiyatçı bir kitlenin dikkatini çeken güzelliği var ama kilolarıyla da başı dertte.
Bir seferinde babasının dövdüğünü ima eder gibi oldu ve hemen sıyırdı .
O gün bu devirde bu kadarda olmaz dediğim duygular uyandı.
Yalan söylediğini düşünmeye başladığım günlerden birinde
annesi beni aradı.
Arama nedeninin özeti

Ceren beni çok seviyordu, beni dinlerdi lütfen onu ikna edindi.
O gün bazı kararlar almak zorunda kaldım.
Bulaşmak istemiyordum bu olaya
Çünkü bir çocuğa senin annen yanlış düşünüyor demek hatta senin annen mnyk mı?
Diye sormak ne zordur.

Ertesi gün Ceren'e başarılı olduğu için akademik düşünmesini kariyerini
devam ettirmesini ona çok yakışacağını söyledim. Annesine saygısını yitirmemesini
ama doğru düşünen o olduğu için canı ne istiyorsa onu yapmasını telkin ettim.
Okumak istiyorum diyen birisine ne diyebilirsiniz ki...

Dönemlerimiz değiştikçe telefonla paylaşmaya başladı yaşadıklarını
Benim aramamı istiyordu :) Uzun uzun konuştum.

Sıkıldım, dön dolaş aynı yere geliyordum.
Hiç benlik değil
mutlaka yol almalıyım oysa.
Hem bunca işimin arasında yeter yani dimi,
Bu duygularımı ona hiç söylemedim, söyleyemedim elbette
sadece yaşıtı birisinin onu daha iyi anlayacağını söyledim.
Arkadaş edinmeliydi,
ben onun yaşına inemiyordum, inmemeliydim de...

2011 yazı Cerenin artık yaşıtı yeni bir arkadaşı var.
Bu yaz hem İngilizce kursuna gidiyor hem de stajını farklı bir yerde yapıyor.
Arada telefonlaşıyoruz bayram, seyran doğum günü filan
doğum günümde aradı,
staj yaptığı yerde birisi onunla ilgileniyormuş hoşmuş ama 40' lı
yaşlarındaymış olmazmış,
yavrum Burak var ne gerek var onlara diyorum,
sahte iki gülücük atmak durumunda kalıyorum
Ama abla İngilizce kursundaki çocukla kahve içmeye gittim o da
çok hoş diyor…

Kızım yanlış anlamazsan ne gerek var bunca karmaşaya
diyorum gülüyor pişkince. Hani o apartmanın karşısındaki delikanlı varya
o da asker şu an arada onla da konuşuyorlar...

Aslında midem bulanıyor, tek tek bu yaşananların içinde yok olup
gidiyorum. Bulaşmıyorum elbette duyduklarım ve iğreniyorum.
Ne zaman çok net fikrimi söylediysem, karşımdakinde korku yaratmışımdır.
Bu kez onun gençliğine hürmeten yapmasan, etmesenle geçiştiriyorum.

Geçen haftalarda ablacım dışarı da Halil bekliyor tanışır mısın diyor.
Böng!
Nasıl yani Burak' la da tanışmıştık okula geldiğinde hem hani
İstemiyordun. Çok kabaydı filandı dememe kalmıyor yol bitiyor.
Uğruna çeneler tükettiğim Halil' le tanışıyorum aynı hızla oradan uzaklaşıyorum.

12 Aralık doğum gününü kutlamak için hem facebook sayfamı açıyorum .
Telefonumu elime alıyorum. C- H başlığında Cerenin nişan fotoğraflarını görüyorum.
Boy boy alışverişte çekilmiş, Ankara sokakları aşkı görmüş, Evde eş dost altınlar filan.
Boğazımda keskin bir bıçak,  gözlerim hayretinden fırlamışken, ben onurla değeri karıştıran bu genç kızımızın yetiştireceklerinden kaygı duyarken o sadece var olan şansıyla geleceğine emin adımlarla yürüyor (bakıyordu).
Öyleyse annesi ne kadar haklıydı? Ya o bir şeyleri kapatmak istiyordu da
kimseye haykıramıyor muydu? O yüzden mi teyzesinin oğlu Halil'i damat seçmişti aile kendisine?

Sonuç mu?
Şimdilik herkes mutlu bir tek ben çok şaşkınım :)))
Bu yazıda aşk var mı? Bu tuşlar neyi yazdı adını koyamadım.
Acaba koymak mı istemedim. Keşfettiğim tek şey  bu adada değilim.