19 Ocak 2012 Perşembe

Onun bakışından Gelibolu ve askerler


Yaşamın içinde en sevdiğim duygudur empati,
bir hareket varsa bir de sebep vardır.
Karekter özelliklerimden biri geçmişe ait
ne varsa sahiplenmek, merak içinde araştırmak, dinlemek ,öğrenmek
gezdiğim bir şehir, orada yaşamış bir aile, bazen de bir bidonun yapısı
beni cezbedebilir.
Bu nedenle yüzeysel geçilmiş hiçbir şey beni memnun etmez.
İçinde kendimi bulduğum ufacık bir toka tasarımı bile mutlu olmam
için bir sebeptir.

Yapmış olmak için yapılmış, bir işle kimseyi memnun edemezsiniz,
kimse de sizi memnun edemez.

Bazen bir selam vermek bile zul gelir insana,
oysa hatır için yenmiş kaç tavuk var miğdemizde.
Hep bir sebep vardır, eğride de doğruda da ,kayıpta da kazançta da

Okul kapanır kapanmaz heyecanla başladım bu kitaba,
Robın Prıor, savaşa katılan ülkelerin sağlam kaynaklarından,
kaybedenlerin,  dünyasından ele almış Gelibolu' yu...
Tam benlik sayfalar, empati kurmak için fırsatlar var.
Bir tarih severseniz, güncel boğulmalar kitaplarını sevmiyorsanız
bu kitap bu çizgide hazırlanmış.

Bu savaşı nasıl kaybettiklerine hala inanamıyorlar
kaybettikleri için ciğerleri hala nasıl yanıyor.
Sığındıkları kayıp nedenlerini ,Prıor bu düşünceleri çürütmek için
elinden geleni yapmış.
Din kardeşliği adına çiğ tavuk yememiş.
İçinde Orjinal koleksiyon parçası olan 24
fotoğraf da eklemiş.


Yazara yapılan eleştrilerden biri,  bizim kaynaklarımızı
kullandığına dair,
oysa yazar şöyle düşünüyor.
Evet, sizin kaynaklarınızın yabancı dile çevrilmiş halini okudum
Ancak ; ''Türk ve Osmanlı kaynakları hala derine inebilmiş
kaynaklara sahip değiller.''

Bencede henüz erişemediğimiz,bahsedilen derinler gelecekte bazı sayfaların silinmesine yahut yeni ilavelere sebep olacaktır.
Bundan üç yıl önce Çanakkale gezimizde Fransız Ali' nin duygularını
yazmıştım. Beni onun mezarına götüren de bir adım ötesini merak
etmemdi.

17 Ocak 2012 Salı

Geçmiş


Cocacola firması bir klasikler koleksiyonu hazırlamış,
Birşeyin tarihi olması,geçmişini koruyup sahipleniyor olması ne güzel.
Babası sinemaya her gidişimizde mısır,nestea
ikinci yarıdan sonrada frigo ya da Ben & Jerry's dondurma aldıktan sonra
Efe'ye
"Biz bir gazoza on takla atıyorduk" söylemini klasikleştirmesine
çok gülüyoruz. (Bu alabiliyor olmanın tatmini heralde):)

Büyük pet şişeler çıkıncaya kadar,kasa ile alırdık
Tek çocuk olunca benim içtiğim göze batmazdı
ama kalabalık aileler ne yapsın dimi.

Kolanın ya da gazozun en güzel içme yerlerinden biri
yazlık sinemalar ve bir hamam sonudur:)

16 Ocak 2012 Pazartesi

Oyunlar


Çekül vakfı kültür elçilerimiz çocuklar ile 7 ilde oynanan oyunları
Okan Bayülgen'ninfotoğraflarıyla belgelemiş.Ankamall Avm'de bu sergiyi gezdim.
Sergide Side’den ligo, Edirne’den tilki baba saat kaç ve mor menekşe, Zile’den kiremitli çizgi ve katırkazığı, Battalgazi’den yağ satarım bal satarım, Şahinbey’den yedi bardak, Ödemiş’ten tık tık, Altındağ’dan bezirgân başı oyunlarının fotoğrafları bulunuyor.

Bu oyuna Side'de Ligo diyorlarmış biz yedi taş derdik en sevdiğim oyunlardan
biriydi sokak oyunlarını çok severdim.
İlkokulda lastik ve beştaş oynamak ortaokulda yakartop,yeditaş,çelik çomak,istop oynamak en büyük keyfimdi.İyi de oynardım ufak tefek olduğumdan hızlı koşar,çabuk kaçar hemen de vururdum.
Kim derdi ki bir gün bu ufak tefek kız böyle balık etli olcek:))

Yaşatsınlar geçmişe dair ne varsa,destek olmalıyız böyle güzel aktarımlara.
Yıllar önce bir yaylaya gitmiştik, çift ip deniyormuş
ip atlamanın bir çeşidi.Annem bir atladı bir atladı ağzım açık kalmıştı.
Meğer çocukluğunda çok sever çok da oynarmış.

o yıllara dönemeyeceğimize,kaybettiklerimize üzülüyoruz
çocukluğumuzu özlüyoruz,zamanı özlüyoruz,eşi dostu anayı babayı özlüyoruz.
Gidenler ışıklar içinde uyusun,kalanlara bol ışıklı günler.

15 Ocak 2012 Pazar

Biraz şans


İçinde beşyüz lira yüklü money clup kartıyla, parayı
çarçur etmemek,elektronik birşeyler almak için, içinde
5M Migros bulunan Ankamal AVM gittim.
Kayda değer bir Toshıba marka laptop bir de netbook var
ikisi arasında kararsız kaldım.Netbook küçük şeker ama benim gibi
yakını görmede artık ciddi problem yaşayan biri için
uygun değil. Ayrıca bundan sonra 3D max program kullanacağım için
işlevsel olmalı.

Migros' da bilgisayarları çalıştırmıyorlar, nasıl bir satış politakısıysa
yani dışını beğenirsen alacaksın, evde bahtına ne çıkarsa, bir süre kıvrandım ne yapsam ne etsem üstelik stokları tüketiyoruz ilanlarını da vermişler.
Bin beş yüz lira olan labtop da karar vermek üzereyim.
Görevli kızcağıza rica ettim, Teknosa Bimeks gibi bir yerlerde
çalışır halini görüp gelsem iyi olur.

Kıyamet günü gibi ortalık Teknosanın içinde Toshıba laptopun
aynısını arıyoruz laptop havuzunun dışında dolanırken
havuz içinden bir kız
-Size şunu önerebilirim, son bir tane kaldı mağzamızın hafta sonuna özel
indirimleri var ve bu son kutu
-17 inch nefis bir parça gelin kız gibi süzülmekte
ama çaliştirsanız da bir görsem dedim. Çalıştırdı pek beğendim.
Bin dokuz yüz doksan beş liradan,  bin dört yüz yetmiş beş liraya düşmüş.

Gerçekten üstündeki özellikler ve az önce çek nedeniyle
Migrostan alacağım laptop dan kat kat iyi.
tam kız toparlarken yanına yaklaşan bir görevlinin
sözü üzerine
-Üzgünüm arkadaşım bunu az önce başka bir müşteriye
dedi ve etrafım bir anda bir kaç adam ile doldu
sessizce elimden kaydı gitti...


Peki hiç yok mu gerçekten eliniz de yok
başka bir mağza başka bir il
-Yok diyorlar. Başka bir ilde yetkili bir
tanıdığımı aradım cebi cevap vermiyor, yemekteymiş
iş yerinden öğrendim.

Sabırsızlanıp bir yetkili ihtiyacımı bildirdim
zaman zaman işe yarar ya bu durumlar.
durumu en güzel şekliyle anlattım çemkirmeden
insan evladıymış anladı ama ürün yok allah yok.
Gözüken bir kaç tane de satılmış ama henüz stoktan düşülmemiş
 bir Teknosada teşhirde duran var en son onu aradı
temizse olur dedim.

hem de 50 metre ileride ki teknosada
koştur koştur yetkili kızla gittik, gıcır gıcır duruyor.
yeniden formatlandı dedikleri doğruysa bu ürünün teknosadaki
sonuncusu benim oldu. Dayatmak bazen işe yarıyormuş.

Bu mağzada fiyat bin dokuz yüz dok san beş liraydı.
Nasıl yani? Her teknosa aynı fiyatı uygulamaya biliyormuş
indirimlerde öyleşmiş, yetkili kız bu sorunu da halletti.

Ondan sonra Vatan bilgisayarda fiyat kontrolü yaptım
oda 10 metre ileride
iki bin altı yüz altmış dört liradan,  bin dokuz yüz doksan beş liraya
inmiş sadece haftasonu için:)
Derin bir oh çektim.
Hedonik duygularımla evime geldim.

Çekte yüklü para..
Bugün yarısı evime süt ve ürünleri, temizlik malzemesi v.s olarak
geldi yarısı bir başka alışverişe.

Demek ki biraz şansa biraz da dikkate her zaman ihtiyacımız var.

13 Ocak 2012 Cuma

Nur içinde


Son dönemde değerli insanlarımızı kaybediyoruz.
En kötüsü, ülkesi için önemli işler başarmış devlet ve siyaset adamlarımızı,
üzgün ve kırık yolluyoruz diğer tarafa.
Başımız sağolsun. Nur içinde yat büyük dava adamı.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Algı


Yarın son sınavım var,
Bugün ki ise zorlu ve zordu.  '' C++ plus bilgisayar programlama dili ''dersi
benim için epeyce zor, herşeye rağmen elimden geleni yapmanın
mutluluğu içindeyim.
Kısmetse 15 tatil sonrası 4.sınıfı okumaya başlıyorum.
Şaka maka yavaş yavaş sona yaklaşıyorum. Ama minik minik kafama
yüksek lisans da yatmıyor değil:)
Ah! Yaşım, Vah! Yaşım...

Geçenlerde PROF. DR. OĞUZ ERKAN BERKSUN' un
"Değişen Dünyada Değişen Aile ve Değişmeyen Dinamikler "
konulu bir seminerine katıldım.
"Değişen Dünyada Değişen Aile ve Değişmeyen Dinamikler "
dışında bazı bilgilere sahip oldum.
Mesela
Agresyon kontrolünün çok önemli olduğunu,
nerden nereye tabii konuyla alakası yok ama
benim uzun zamandır üzerinde durmayı istediğim "Alınma sorunu"

Bir de ana başlıklar var tabi,
Feedback Mekanizması ve Termostat ayarı
bunlarda tarafımdan araştırılarak öneminini
kazanmışlardır. Özellikle ergenlik ya da ön ergenlik
dönemlerinde , ha birde bizim gibi son ergenlik dönemlerinde
bu ayar çok önemli.

Gerek ailede, gerek çevre ilişkilerinde ısıyı ayarlayabilmek,
bazen bu ısı ayarlanmadığında öfke kontrolünü kaçırmak
ve en nihayetinde mükemmeli ararken alınganlıkla biten
ilişkiler.
Ben bunun neresindeyim?
Bunu fark etmek için biraz kendini tanımaktayım.

Uzunca bir süredir kendi kendimi yiyip bitirdiğimi
ve sonuçta kırmamak için kırıldığımı anladım.
o noktadan yavaş yavaş uzaklaşmayı öğreniyorum...

Karşıyı anlamak kadar zor bişey yok,
tıpkı kendinizi anlatmak için harcadığınız zaman gibi

önceleri mız mız hafif depresyona yatkın tipleri teselli
yoluna gider, onları canladırmanın heyecanını yaşardım.
Şimdi, onun öyle yaşamayı tercih ettiğini kabulleniyorum.

Önceleri hafif riyakar bir tutum gördüğümde,hemen tepki
gösteriyordum kibarca susuyordum, konuşmuyordum
tepkilerimi ya susarak ya seviyeli tartışarak veriyordum.
Şimdi, ya riyasını açıklıyorum yüzüne ya da gülüp geçebiliyorum.

En çok en çok bana bunu neden dedi? Neden bu hareketi yaptı, neden
zamanında gelmedi?  Neden vaktinde aramadı ? Gibi beni delirten, inciten soruları
sormuyorum artık kendime...

Hamdım ve pişmek için daha vakit var yani...

Tıpkı karikatürdeki gibi, her şey biraz algı meselesi:)

Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.

7 Ocak 2012 Cumartesi

Kurtuluş son durak


Doğrusu biraz korka korka gittim. En son izlediğim Nar filminden sonra
bu da ağır, sosyal içerik kaygısıyla fazlaca mantıksız, aman efendim
konusu olsun öğretisi olsun derken içinden çıkılmaz garip buhranlar
var mıdır? Diye düşündüm.

Neyse ki öyle çıkmadı gayet güzel bir zincir kurulmuş,
verilmek istenen sosyal içerik
gözümüze sokulmadan canımızı sıkmadan verilmiş.
Tek kusurunun filmin sonunun olduğunu düşünüyorum.
Daha başka bitebilirdi,bu fikrimi film sonrası,
arabada söyledim. (Bunu hep yaparım)
Efe Paşam da öyle düşünmüş hatta, bir son bile hazırlamış,
Filmin sonunda Eylemin karşısına oturan kişinin
o apartmanda oturan bir ailenin ufak kızının büyümüş hali
olması daha etkili olurmuş çünkü
geçen zamana, kadınların tüm çabalarına rağmen
hiç birşey değişmediğini anlatabilmenin bir yolu da buymuş.

Aslında bütün anneler benim ona öğrettiklerim
gibi davransa şiddet diye bir sorun da olmazmış:)

Bildiğimiz ne ezber varsa bozulan bu günlerde
hepimizin aklına gelebilecek tüm şiddetlerden uzak
kalabilmemiz temennisiyle ...

31 Aralık 2011 Cumartesi

Ölümsüz olsun,derman olsun 2012


2011'de insana dair ne varsa onları yaşadım.
Kaybettiklerimin yanın da kazançlarım çok fazla
en önemlisi can kaybımız yok.Sevinçliyim.
2012 den de çok şeyler istiyorum.
Derman olsun hepimize, yükler bir bir gitsin üzerimizden
yeni insanlar ,yeni yüzler katalım gelecek günlere.
Kalplerde aşklar var olsun.
gönülden gönüle iyi yıllar dileğimle:)

..Dün yayınlayacağım sırada bilgisayarım elektrikle bağını kesince
bugüne kaldı.Nasip işte zaten vedaları sevmem:))

29 Aralık 2011 Perşembe

sinemalar


Yok böyle bir ızdırap:)



Nasıl güzel bir anlatım bu!
Ayrımcılığı böyle güzel anlatmak için yaşamak gerekir mi?
Yarım kalan hayatları,işleri tamamlamak gerektiğine inananlardanım.



Keyifli,bir o kadar doğal.

20 Aralık 2011 Salı

Tiyatro Haftam


27.11,2011
İşte bu!
Tiyatroda gerilim, son zamanlarda izlediğim en güzel oyundu
izlememiş olsaydım çok şey kaçırırmışım. Şiddete bu kadar uzak
dururken ya şiddete uğrayan ben olsaydım, ya benim o anki dürtülerim,
nasıl ve ne kadar hayvanileşeceğini gösteren
Emre Kınay ve Ahu Türkpençe' nin muhteşem performansı...
İzlerken başlayıp üç gün süren karın kas ağrısı.


24.11.2011
Konu ve dekor güzel, fazla uzatılmış, ortama tek elektrik vermeyen Armağan Çağlayan


21.11.2011
OĞLUMA Bİ HALLER OLDU
Oyunun yıldızı Paşhan Yılmazel 'di.


23.10.2011
Kantocu
Devlet Tiyatrosu sanatçıları,
dönem oyunu ve bol neşe.