18 Nisan 2014 Cuma

Kenarın Kitabı '' Ara'' da kalanlar


Fincan, koleksiyonum için , kenara ait bir evden hediyedir. 1940' lı yıllara ait

Bu kitabın benim için öncelikli ilginç yanı proje derslerimden biri olan ‘’Küreselleşme sürecinde konut ve aile’’ ile ilgili yüzlerce kaynak tarama, not çıkarma, konuyla ilgili kitaplar okuma sürecime denk gelmesiydi. Bu şöyle bir süreç, okuduğunuz hiçbir şeyde özdeşim kurma, kahramanın sizi heyecanlandıracağı, edebi dil, mesaj verici bir özellik bulma gibi bazı kitap okuma özelliklerden arınarak, kim nasıl bir araştırma yapmış, nasıl bir çalışma yapmış, nasıl bir sonuca ulaşmış, o hangi kaynakları kulanmış, ben hangi kaynaktan kaynağa giderim, ben üstüne ne eklerim. Benim çalışmam nasıl olmalı, bu çalışmalarıma ne katar gibi düşüncelerin hâkim olduğu gayet düz bir süreç.

 Ruşen Erşen ‘in  ''Kentleşme Politakası'' isimli, Şebnem Hablemitoğlu’ nun 'Küreselleşme Düşlerden Gerçeklere''  kitabını okumuş, küreselleşmenin adı gibi heybetli bir hizmete dönüşmediği, politikaya nasıl alet edildiğini öğrenmiş oldum. İşte tam bu esnada Nurşen ablanın facebookta paylaştığı ‘’Kenarın Kitabı’’  röportaj sayfasına ulaştım. Heyecanlandığım kesin. Hemen kitabı edindim.

 Kitabın kapak sayfası ve içerisindeki bazı fotoğrafların Nurşen Güllüoğlu’na ait olduğunu gördüm. Kardeş dayanışması gülümsememin sebebiydi. Çok anlamlı sokak fotoğrafları...

 Kitap, makalelerin nasıl kitaba dönüşebileceği bilgisinin yanı sıra birbiriyle ilintili bir çok çalışmanın bir araya getirilerek, akıcı, heyecan verici,  bir dolu bilgiye yer vermiş. Sokakta gördüğüm seyyar satıcının, kenarda yaşayan bir gencin, kentleşmeye kurban evlerin, toplu konut projelerinde yerini alan kadınların, kenar mahalle ekolojisi, kentsel turizm, molozların dili, ve elbette azınlıkların oluşturduğu kenardan merkeze bilimsel araştırmaları yapılmış, dayanakları bilimsel olan kocaman bir yaşam. Arada kalan insanların yaşam öyküsü akademik bir dille okuyucusuna sunulmuş. Oldukça ilginçti... Kaynakçamda yerini aldı bile. Okuyucusu çok olsun.

 Bloğum da ,  mekte/ makta dili kullanmayacağım için en yalın haliyle paylaşmak istedim. Eskisi gibi...

 Sonuç: Kenar, kusurunu en gizleyemeyeceğiniz yerdir. Hiza ister. Bu nedenle, kenar dikişlerinin muntazam lığı bir elbisenin, eteğin duruşunu tamamlar. Bir örtünün emekle işlenmiş  işini ortaya çıkartan da kenarıdır,  kıvrılıp muntazam bir işçilikle yapılan oya, bir baş örtüsünün kenarına dikilir.
Kenara köşeye attığınız her şey kalabalık yapar onları düzenlemeniz genel görünüm ve refah bir ortam için ilk şarttır. Birde kenarda köşede unuttuğumuz vardır, onları oradan alıp yeniden kullanmaya başladığınızda değer katarsınız, yeniden kazanır işlevsel hale getirirsiniz. Öyleyse kenarda kalan her bireyi, her kültürü,  merkeze çekme ya da daha ileriye öteleme çabası yerine onlara küreselleşme, kentleşme bilinci ve gücü ile oldukları yerde süslemek, eğitmek, olanak sağlamak, değerli kılmak gereklidir. Öyle kenara çekilmekle olmaz. Her şeyi bir kenara bırakıp görmemezlikten gelmek olmayacağı gibi, politikanın oyuncağı yaparak hiç olmaz. Kaleme alanların yüreğine, bilgisine sağlık.. Okuyucusunu çok açıdan tatmin edecek bir eser olmuş.

24 Haziran 2012 Pazar

Hiç bir işi askıya almamak


Erol Evgin konserini izledik çok eğlendik çokça gülümsedik. Babalar gününde Evgin' e Sultan Süleyman'ın bire bir kopya, el işçiliğiyle yapılan kavuğunu hediye ettiler. Koca alışveriş merkezi bundan daha orijinal bir hediye bulamamış mıydı ? Mutlaka  Gökçeğe yaranmışlar dı,  mühim olan da buydu.
''Namazın kazası olur keyfin kazası olmaz'' diyormuş Evgin' in  ataları, biz de öyle yaptık ...

Perşembe günü staja başladım.

Bugün oğlumun başarısını Leman Kültürde  yemek yiyerek,  sohbet ederek,  gelecek planları yaparak kutladık.
Sonra da Kuğu Gölü Balesi' ni 3. kez izlemek üzere yerimize oturduk.
Bale gösterisine bizi davet eden hanımefendi

Prof.Dr.
Pınar Aydın O'Dwyer, 55 yaşında (soldan 4)
 Bir bale fanatiği: , hayatta  çok şeyden zevk alan bir adım öteye götürüp mutlaka konuyla ilgili bilgi sahibi olan bir göz hekimi , hayranlıkla kutladım onu.
 Baş dansçı Bahri Gürcan gözetiminde Ankara'da faaliyet gösteren bir merkezin yetişkinler kategorisinde öğrenci.
10 güne kadar da bale kitabı piyasada satışta olacak.
Umarım bir gün ideallerini herkes gerçekleştirir, askıda kalmayan güzellikler yaşamak dileğindeyim.
Sağlıcakla...

Kuğu Gölü denince bu dörtlüyü hatırlamayan olur mu?
Adile Naşit, Asuman Arslan, Ayten Erman ve Belkıs Dilligil

-

4 Haziran 2012 Pazartesi

Akıyor zaman


Dönem sonları hep bir koşturmacanın içinde geçiyor.
Oğlumun ressam Hikmet Çetinkaya ile beraber yaptığı bu tablo gibi,
barış dolu olsun bu dünya. Çetinkaya , Gelincikleri çok seviyor. Hakikaten özgürdür gelincikler istedikleri yerde boy gösterirler. İsterdim ki o tablo evime gelsin ama okulda kalacak.

Dün uçurtma şenliği vardı. İzlemek güzel, ah içinde olamadığım o zaman
ah gençliğim diye dövünmelerle dolu iç sesim.
Sonra dönen dünya

ıslatma klasiği, gözümüzün önünden geçti de bizi görmedi bile.

Sonunda beraberiz.

Eldeki patatese gelince, orada satış rekoru kıran yiyecekti. Bu kadar uyduruk bu kadar kötü ama çocuklar, büyükler kapış kapıştı. Patatesteki bu vazgeçilmez koku. Tek patates 5 liraydı. Sanırım 4-5 çuval patates sattılar.

1 Haziran 2012 Cuma

Akıbeti

30 mayıs 2012,
Yarım dönemdir, bireysel projeler hazırlıyoruz.
Çoğu çalıntı fikirler yapıyor, sosyal proje kapsamında 7-8 yaş çocukları için bilinçli tüketici kitabı hazırladım . Öncelikle tez yapar gibi tüm araştırma evrelerini tarihçesinden başlayarak kağıda döktüm. Projelerimizi
geri iade edecekleri için sadece bir adet kitap bastırdım. Güzel oldu.
sunum yaparken, daha da albenili olsun diye annemin Viyana' dan getirdiği bu solfej anahtarı kalemi içine ekledim. Sunumum bitince
Hocam-
Bu sunum ben de kalsın dedi .Sevinemedim...İlk fırsatta vermesini umuyorum.

Gönlümün götürdüğü yere..

29 Mayıs 2012
Zor bir sınav sonrası,
kendine zaman ayırmalısın dedi. Kim? Gizli özne :)
önce bir anasınıfının mezuniyeti varmış hiç tanımadığım çocukları gelecek nesli alkışladım bir süre.
Bir kadeh kırmızı ile aparatif birşeyler almak istedi canım.
Sonra çıktım. Karşıda 14 Milyar yaşında olduğumuzu söyleyen afişi gördüm.


Karanlık yuvarlak bir alanda anlatılan bu evrenin yolculuğunu ve bu sergiyi hazırlayanları hayranlıkla izledim.
elimizin son halinden başlayıp ilk halini dizilişini resimlemişler.
Nerede olacağımı bilmeden arabaya bindim. Önüme liseli gençlerin
ingilizce münazara yaptığı bir salon çıktı.
Büyük büyük alkışladım.
Sonra bir çok ilden gelmiş ilköğretim çocuklarının çalışmalarının, sergisini gördüm.
Tek tek, önemseyerek izledim.
Serginin bir yerinde oğlumun bir çalışmasını gördüm. Doğrusu beni haberdar etmediği için biraz içerledim. Sonra öğrendim, haberi yokmuş
Marc Chagall resmi.
Mersin' den gelen bu çalışmayı çok beğendim, bunlar da chagall sembolleri
Bu kadar güzel geçen saatlerden sonra da oğlumu aldım.
Bir şükür, bir teşekkür ederek, güzel bir akşama doğru yola çıktık.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Dingin insanlar

25 Mayıs Cuma, adam gibi adam Suavi' nin konserindeydim. Gümüşay'ın daveti ile yemeğimizi sakin keyifli sohbet eşliğinde yedik.Mezunlar derneğinin cafe kısmında oğlumun çektiği bir resmi duvarda görünce çok mutlu olduk, şaşırdık.
Gümüşay mezuniyetine neden beni çağırmadın diye sitem etti . (Bu unutulmasın diye yazıldı buraya)
BANANA SPLİT , TİRAMİSU neden büyük yazdım bunları ben de bilmiyorum . Yedik.
Hava gerçekten soğuktu. Değerdi...
Suavi çok akıcı,  cümleleri birbirine  sevdirerek konuşan, vurgusu mükemmel
kelime dağarcığı çok geniş bir adam. Her konuşmasında hop oturuyor hop kalkıyor yüreğim. Duru tertemiz bir ses. Ruhun gıdası olsa olsa böyle bir sesi ima eder. Nihayetinde de öyle dinlenmiş uyandım sabahına.Mümkün değildirki her fikrini doğrulıyayım. 
Birilerinin sizin yerinize söylemesi, adabınca kelimeleriyle güreşmesi çok güzel ...
Hayatım boyunca, herşeyini abartısız yaşayan insanları çok sevdim.
Eğer o soğukta, bir okul yapımı için bağışlanan bu konsere bu kadar emek veriyorsa, kendine insana
canlıya cansıza ne kadar özenli ve inançlı olduğunu görüyorum. O zaman onun inandıklarına saygıyla eğiliyorum.
Sınavlarım devam ediyor.
Bir devi daha kaybettik. Oraya götürdüğün anıların ve kalplerde bıraktığın sevgi ve saygılar ışık olsun sana...Nur içinde yat Orhan Boran iyi, güzel, doğru insan.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Öğretmen Dilek...

Başlığı böyle atmamın sebebi var elbette,
izlemeye gelen onlarca ailenin gururu oldu evlatları, bende durum tam tersi idi. Öğretmen andı
 ve diploma töreni tüyleri diken diken yapmış, ismimin başına eklenen Öğretmen sıfatı o an oğlumun küçük kalbini pır pır ettirmişti. Üst üste gönderdiği öpücük ve o mesafede hissedilen gururlu bakışını gördüm. , Öğretmen andını canlı canlı telefonda anneme dinlettim. Diplomalarımızı almak için davet anonsu yapan hocanın Öğretmen Dilek ! Dediği anı hıçkırıklarla dinlendi.İyi ki iyi ki gelmesini istemedim , aramızda çok  restleşmeler oldu ama ben dayanamazdım. Benim için gücün sembolüdür ve yanında aciz kaldığım tek insan. Allah ona uzun ömürler versin. Ailem ve okul dışından hiç bir arkadaşıma mezuniyetim var demedim. Tuhaf bir durum var bende hep zahmet verirmişim, benim için insanlar külfete girerler de ben de gereken ilgiyi gösteremesem çok ayıp olurmuş gibi hissediyorum, bu nedenle talepte dahi bulunmuyorum.
 Ummadığım, beklemediğim bir gelişme oldu  Mavianne gelmek istediğini söyledi ...

Sevgili Fatma (Maviannemiz) çok büyük bir jest yaparak diploma törenime katıldı.
Bu geliş öyle basite alınacak,öyle es geçilecek, öylesine vız gelir bir mevzu değil ...
Kendisine nasıl ve ne kadar teşekkür etsem az. Oğlumun deyimiyle ''Fatmaanne''  sağduyusu ile
yanımızda olarak bir anne gibi sevincimizi , bir arkadaş gibi heyecanımızı, bir dost gibi
yüreğini, ve bir kardeş gibi gururumuzu paylaştı.
Dilerim o da evlatlarının en güzel okullardan mezuniyetini görür, aynı heyecanı beraber paylaşırız.

Tüm yüreğiyle coşkumuza ortak olan dostlara ve Mavianne' nin bu güzel jestine binlerce kez teşekkür ediyorum.

18 Mayıs 2012







13 Mayıs 2012 Pazar

Tiyatro bahane oldu, muhabbet şahaneydi ..

12 mayıs 2012












Öncelikle,  tiyatro davetimi kırmayıp kabul eden mavianneye çok teşekkür ediyorum.
Sezon kapanmak üzere olduğu için biraz acele ettim.
Ne iyi ettik daha fazla sohbet etme şansı bulduk. Zaten o kadar samimi geçti ki çoğu kez özelimizden muhabbetleri yaparken buldum kendimi.
Geçirdiğimiz blogcu döneminin bıraktığı iz bu...

Hepinizin bir bir kulağını çınlattık. Mavianneye henüz elime geçmeyen kitaptan bahsediyordum ki
bana imzalısını getirdiğini söyledi, hem de ne şartlarda bir imzalatma, beni unutmayacak yazar.
Ardından da mezuniyet hediyesi verdi bana mutlu oldum.
Doğrusu mezuniyet törenime gelmek istemesi bile benim için hediye, ben kimseciklere söylemedim bile, güzel bir tören olmasını umuyorum.

Çok sevdiğimi bir mekandır Kırmızı Rouge orda tavuk dürüm pek güzel olur bugün de öyleydi.
Bu keyifli sohbet için ,ciciler için çok çok teşekkürler
En kısa süre de tekrarı dileğiyle ....

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Huzur

9 Mayıs Çarşamba
http://www.dogaicincal.com/index.asp?sayfa=caldiklarimiz&id=60
doğa için hazırlamışlar nasıl hoş ,bu türküler eşliğinde bekledim Yankı Yazgan'ı
Pek bir beğenirim kendilerini:) Yaşlanmış gerçi :))
konu 'Değişim'di  bir psikiyatristen değişimi dinlemenin, bir psikologdan dinlemekten farklı
yönleri vardı. En çok ilgimi çeken de bir annenin bebeğine baktığı anda çekilmiş kan akışının beyindeki seyriydi. Bu yöntemle çekilen resimlerde hata payı yok denecek kadar azmış.
İşin ilginci babalara yapılan testte babada hiçbir değişiklik olmaması:)
tam 6.aydan sonra babalarda bu değişiklik görülüyormuş:)) Algılama süreçlerimi acaba  ?
Değişen bu kan basıncı neye eş değermiş peki...İşte bu biraz tuhaf, kaygı evet
anne o baktığı an korku ve endişe taşıyormuş kaybedersem korkusu uff ya çok  garip bizim dururumumuz.
Bir başka bilgi
özellikle çocuklarının altını değiştiren mamasını yediren vb.ilgileri gösteren babalar
kesinlikle ne kendi çocuklarına ne de başka çocuklara tacizde bulunmuyormuş.

Aynı yöntemle bir matematik problemini 3 ayrı yaş grubundaki algılamayı kan dolaşımı fotosu ile gösterdi.
Hani şu, ne var bunu anlamayacak  dediğimizde onun kafasındakileri.Yok yok demeyelim bir daha algılanmıyormuş gerçekten.

Bu sohbetten sonra;




GENÇLERİN ARASINDA KAYBOLDUM.BİLİNÇLERİNE,O GÜNKÜ HEYECANLARINA ORTAK OLDUM . 
Önceden ne korkardım değişim bu mu acaba?
Yani kendimi iyi hissettiğim yerdeydim:) Bir de yılların geleneği ''Devrim Ateşi '' (ateşle devrim) yaktılar .

  Bir yıl olmadan yeniden  Şevval Sam ile eğlenceli 
biraz hüzünlü güzel bir akşam geçirdim....

8 Mayıs 2012 Salı

Laylay lom

Çok çok tatlı telaşlar içerisindeyim.
Gözüm hiç bir kötüyü görecek ,kalbim de hissetmeyecek kadar mutlu...
On gün sonra, kep atma heyecanı içimi kıpır kıpır ediyor,yıllar sonra kocaman
bir göbekle, anne olarak onca işin içerisinde, bir başarının altına üstüne çizgi çekmekten çok mutluyum.
Nasıl yorgunluklarım oldu,  tuhaf duygularla savaştım,  ne zor dersleri aştım bazen ben de inanamadım nasıl bir istekti beni besleyen.

Hiç bir işimi şansa bırakmadım o yüzden şansta beni bırakmadı.
Başarısız olduğunu düşündüğüm işlerden dahi başka güzel sonuçlar elde ettim.
Yirmi yıllık dostum, komşum Ferda,
ona en çok ihtiyacım olduğunu düşündüğüm bir zamanda
taşınmak zorunda kaldı , gel gör ki öyle bir ders saati programım oldu ki,  okuldan her seferinde oğlumdan önce evde oldum. (şans)
Şehir trafiğini hiç sevmediğinden  Gölbaşı' na taşınmış olmasına okulumun ne çok sevindim.
İhmal ettim bazı şeyleri onlar, zaten ihmali hakkedecek değerde olduklarını zaman içinde kendiliklerinden ispatladılar.

Derler ya, '' Bir görünen , bir de görünmeyen yüzü var'' diye.
Şimdi o görünmeyenlerle hesaplaştım. Löng diye söyleyemediklerimi söyledim . Bu alemin de perde arkasındakilerini gördüm..
İdrak ve gönül vazgeçilmez iki iyi dost
Ve nihayet
Yine baş başayım düşündüklerim ve ben.  Kibarlığın da var bir cabası
olacak o kadar fiyakası.  Hep mutlu kal.


Mavianne'cim, cumartesi gününe biletimiz hazır sen de hazır mısın?:)
Asisciğim kitabın elime henüz geçmedi . Olmayan olmaz da umarım en kısa süre de sende olur:)
Leylak dalı, Ahmet Ümit  Antalya  mı ?Ankara'ya mı gelsin?