Mevlana der ki;
Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,
sen dağları seyret...
Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma,
kalbindeki uçsuz bucaksız sevgiyi hisset...
Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma ay ışığını seyret SABRET...
Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun...
Sabret ki her şey gönlünce olsun.
Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma.
Mümkün mü? Özlemlerime yenik düşmeme rağmen aldırmamam.
Bu sıralar çok özlüyorum ve bazen bu özlemlerin ani bir gidişe alıştırma
olabileceğini düşünüp kaygılanıyorum.Kilometrelerce öteden alınan o nefesi
istiyorum.
Ne o ? Şaşırdın mı?
Çocukluğumun neşesi var gözlerimde...
Mutluyum bugün bir başka mutluyum
ancak bir dostla kutlamak isteyecek kadar heyecanlı ve mutluyum.
"Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder.
Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır" diyor. Montaigne
Olmuyor...
Gönlünden geçen olmayınca teselli adını verdiğin umutsuzluğa da düşüyorsun.
Yetiniyorsun o çok sevdiğin kendinle barışıyorsun.
Ve tekrar mutlu olduğun saatlerdeki heyecanını fısıldıyorsun evrene
ruhunu bir amaca bağlıyorsun.
Anlayacağın sol yanım gülümsemede,
şimdi sabır dönemine giriyorsun, ta ki yeniden çıkıncaya dek
sabret ki herşey gönlünce olsun...
ufak tefek önerilerim var hayata, anlayana,sen ister sağ kulağından sok solundan çıkar
istersen samimiyete inan sakla bir yerinde kalbinin.
Yaşanmış, denenmiş her ne varsa
tekerrürdür şartlar konumlar değişsede bende ki, senin yaşayacaklarının artçısıdır.
Mümkün mü? Mümkün...
Değer mi? Değer, bunca yaşama...
Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,
sen dağları seyret...
Daha çok konuşacağız,yeni günün hatrına,
Kır artık kilidini...
13 Aralık 2011 Salı
26 Ekim 2011 Çarşamba
Mendilim kan kokuyor
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça
Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
Edip CANSEVER
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça
Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
Edip CANSEVER
13 Haziran 2011 Pazartesi
Koca bir ay
Yeni bir güne yeni döneme daha Merhaba,
En son 8 Mayıs'da yazınca aradan geçen bir ayda neler
yaptım acaba?
Beklediğimden umduğumdan daha
yoğun geçen bir okul maratonu oldu.Dün son sonuçları aldım.
on dersin onundan da geçmiş olmaktan çok mutluyum.
Ertelenmez zannettiğim bir çok işi erteledim. Sadece sevdiklerimi
ve sevdiğim hiç bir şeyi ötelemedim. Allem ettim, kallem ettim
bir yerden sevdiklerime ve sevdiğim işlere ulaştım.
Üç ayrı facebook sayfası edindim,
biri 100 küsürlü arkadaş sayısına ulaşan okul gurubu
(bunları arasındaki memaatçılar nedeniyle ayrı tutmayı yeğledim.)
İkincisi daha yeni tanımaya başladığım baba tarafımla ilgili
aile face sayfası
ve üçüncüsü mutlaka hayatımda bir yerde var olmalarına
özen gösterdiğim kişiler için bir face sayfası.
Geçtiğim bir birbuçuk ay içinde
Cemal Süreyya Şiirlerinin Hakan Gerçek tarafından seslendirildiği
gösteriye kızlarla gittim.Çok beğendim

Şu sıralar, sansasyon yaratan ve son kez Ankara' da oynanan "Özel Hayatlar"
isimli oyunu izledim. Oyun özellikle dekor ve oyuncuların
yetenekleriyle etkiliyordu. Hande çok hoştu.
Yalancı çoban hikayesinin en iyi güncel örneği olur bu durum.
O kadar çok magazine karışınca hiç kimsenin Hande'ye inanmaması çok normal.
Oysa zaman gösteriyor ki "Asla" diye bir şey yokmuş. Cihan yapmaz
Hande yalan söylemez diyemem...
Sonra Çok keyifli geçen bir Ankara kalesi gezisi sıkıştı araya

Hevesle beklediğim Bülent Ortaçgil ve Zuhal Olcay Konseri
için kızlarla buluştuğumuzda ben son sınavdan çıkmış
içimin hararetiyle, bir bluz bir pantolonla gittiğim konserde
çim amfide saatlerce ıslana ıslana oturdum.
Bazen Gülay'a bazen Ferda'ya
sarıldım.Sanırım onların sevgisiyle hastalanmadım.
Bülent Ortaçgil sevmeyen yoktur diye düşünüyorum,fakat o gün beni
delirtti, evinde oturmuşuz bize zorla çalıyormuş havalarındaydı sanki
gelmiş olmak için gelmiş, gelmişken yeni çıkacak kasetinin reklamını yapsam
yeter diye düşünmüştü. Cidden ruhsuzdu o kadar kalabalık vardı herkesin
beklentisi bambaşkaydı o yüzden çok az alkışlandı.
Beraber söyleyeceklerini düşünüyordum ama ayrı ayrı çıktılar konsere
Nihayet Zuhal Olcay çıktı. Sahnesi çok güzeldi az önce milleti geren Ortaçgil' den sonra ilaç gibi geldi. Fakat o da toplam paranın çeyreğini almış olmalı ki sahnede Ortaçgil'den az kaldı:)

Ve geldik 12 Haziran Tarihine
Özel bir gün, Ferda 40.Yaşına girdi.
Ben sigarayı bırakmamın 4.yılını bitirdim.(Bir püf bile almadan)
11 haziran Cumartesi günü Saat 17:00 de apartman önünde buluştuk kızlarla
Tunalı Hilmi caddesinde dolaştık randevu saatimizde DailyNews Restoran da
yemeğimizi yedik, bizi çok sarmadı müziği beklemeden yakındaki
Flamingo pastanesinde çaylarımızı içip Ferda'nın pastasını yedik.
İçimiz kıpır kıpır gece bitmesin istiyoruz,
insanın bildiği en doğrudur mantığıyla Kırmızı restorana
gittik canlı müzik eşliğinde ben yerimde onlar ayakta
çok çok çok eğlendik.İyi ki hayatımda bu hatunlar.
Ve tabi Sevgili Lale, ikizler burcu kadını
denge kadını, seni tanımadan da beğendiğimi biliyorsun.
Gönülbahçen varolsun. Doğum günün kutlu olsun.
Seçimler mi Gani söyleyeceğini söyledi bende öyle düşünüyorum
hazırız bi daha bi daha :(
En son 8 Mayıs'da yazınca aradan geçen bir ayda neler
yaptım acaba?
Beklediğimden umduğumdan daha
yoğun geçen bir okul maratonu oldu.Dün son sonuçları aldım.
on dersin onundan da geçmiş olmaktan çok mutluyum.
Ertelenmez zannettiğim bir çok işi erteledim. Sadece sevdiklerimi
ve sevdiğim hiç bir şeyi ötelemedim. Allem ettim, kallem ettim
bir yerden sevdiklerime ve sevdiğim işlere ulaştım.
Üç ayrı facebook sayfası edindim,
biri 100 küsürlü arkadaş sayısına ulaşan okul gurubu
(bunları arasındaki memaatçılar nedeniyle ayrı tutmayı yeğledim.)
İkincisi daha yeni tanımaya başladığım baba tarafımla ilgili
aile face sayfası
ve üçüncüsü mutlaka hayatımda bir yerde var olmalarına
özen gösterdiğim kişiler için bir face sayfası.
Geçtiğim bir birbuçuk ay içinde
Cemal Süreyya Şiirlerinin Hakan Gerçek tarafından seslendirildiği
gösteriye kızlarla gittim.Çok beğendim
Şu sıralar, sansasyon yaratan ve son kez Ankara' da oynanan "Özel Hayatlar"
isimli oyunu izledim. Oyun özellikle dekor ve oyuncuların
yetenekleriyle etkiliyordu. Hande çok hoştu.
Yalancı çoban hikayesinin en iyi güncel örneği olur bu durum.
O kadar çok magazine karışınca hiç kimsenin Hande'ye inanmaması çok normal.
Oysa zaman gösteriyor ki "Asla" diye bir şey yokmuş. Cihan yapmaz
Hande yalan söylemez diyemem...
Sonra Çok keyifli geçen bir Ankara kalesi gezisi sıkıştı araya
Hevesle beklediğim Bülent Ortaçgil ve Zuhal Olcay Konseri
için kızlarla buluştuğumuzda ben son sınavdan çıkmış
içimin hararetiyle, bir bluz bir pantolonla gittiğim konserde
çim amfide saatlerce ıslana ıslana oturdum.
Bazen Gülay'a bazen Ferda'ya
sarıldım.Sanırım onların sevgisiyle hastalanmadım.
Bülent Ortaçgil sevmeyen yoktur diye düşünüyorum,fakat o gün beni
delirtti, evinde oturmuşuz bize zorla çalıyormuş havalarındaydı sanki
gelmiş olmak için gelmiş, gelmişken yeni çıkacak kasetinin reklamını yapsam
yeter diye düşünmüştü. Cidden ruhsuzdu o kadar kalabalık vardı herkesin
beklentisi bambaşkaydı o yüzden çok az alkışlandı.
Beraber söyleyeceklerini düşünüyordum ama ayrı ayrı çıktılar konsere
Nihayet Zuhal Olcay çıktı. Sahnesi çok güzeldi az önce milleti geren Ortaçgil' den sonra ilaç gibi geldi. Fakat o da toplam paranın çeyreğini almış olmalı ki sahnede Ortaçgil'den az kaldı:)
Ve geldik 12 Haziran Tarihine
Özel bir gün, Ferda 40.Yaşına girdi.
Ben sigarayı bırakmamın 4.yılını bitirdim.(Bir püf bile almadan)
11 haziran Cumartesi günü Saat 17:00 de apartman önünde buluştuk kızlarla
Tunalı Hilmi caddesinde dolaştık randevu saatimizde DailyNews Restoran da
yemeğimizi yedik, bizi çok sarmadı müziği beklemeden yakındaki
Flamingo pastanesinde çaylarımızı içip Ferda'nın pastasını yedik.
İçimiz kıpır kıpır gece bitmesin istiyoruz,
insanın bildiği en doğrudur mantığıyla Kırmızı restorana
gittik canlı müzik eşliğinde ben yerimde onlar ayakta
çok çok çok eğlendik.İyi ki hayatımda bu hatunlar.
Ve tabi Sevgili Lale, ikizler burcu kadını
denge kadını, seni tanımadan da beğendiğimi biliyorsun.
Gönülbahçen varolsun. Doğum günün kutlu olsun.
Seçimler mi Gani söyleyeceğini söyledi bende öyle düşünüyorum
hazırız bi daha bi daha :(
8 Mayıs 2011 Pazar
Tadılacak duygular
Her geçen gün annemin ne kadar özel,
ne kadar farklı olduğunu anlıyorum ve onu çok seviyorum.
Blog vesilesiyle tanıdığım tüm güzel insanların
bu yüce gününü kutluyor,en içten sevgilerimi yolluyorum.
Hazır açmışken iki kelam edeyim.
Öncelikle Gülay' cım,yeni yaşını bir kez de burdan kutlarım. Nice yaşlarında
beraber olmak dileğiyle bitanem.
Nasıl yoğun bir döneme girdiysem kendimde inanamıyorum bunca olup bitene
hafta bir günüm boş diye sevinirken beş altı haftadır evime yakın,
bir ilköğretim okulunun anasınıfında uygulamaya gidiyorum, çok ama çok yorucu bu iş...kesin bana göre değil aslında sistem bana göre değil :))
resimde gördüğünüz hamur bebek Furkan tarafından bana yapıldı
"Bak bu sensin" diyerek sevgiyle verdi:))Benziyorum dimi yusyuvarlak tostoparlak:))
Okul tam gaz gidiyor, meğer ne zormuş eğitim dersleriyle
branş derslerini bir arada götürmek.
Ödev yapmaktan bilgisayarın karşısında uyuklamaktan,
sürekli sunum hazırlamaktan ve sunmaktan bu koca bedenim çok ama çok yoruldu.
Bu arada da hafta sonları 4 haftalık bir mutfak kursu bitirdim.
Birde üstüne zaman ve stres yönetimi seminerine katılarak belgemi aldım.
oğlumun derslerine daha fazla önem vermesi için ayakta uyuyorken vaazlar verdim.
Kurdukları grubun elemeleri kazanmasıyla çok mutlu oldu. İnanamıyorum ama solistlik yapıyor :))Californication söylerken anne olduğum için bir kez daha tanrıya şükrediyorum. Tadılacak ne güzel bir duygudur bu.
Herşeye rağmen zaman sevmeye yetecek kadar var. Sevilmeye yetecek kadarda yüreğim........
Sabah beni ne bekliyor bilmiyorum.Ama tek bildiğim,
yüreğimde sevgisi hep büyüyen annem ve evladımın sıcaklıkları var olacak.
hepinize kocaman sevgimle.......
Evrene kocaman br gülücük yolluyorum kimin gölgesine düşerse:))
10 Nisan 2011 Pazar
İstanbul'a dönüşü güzel Ankara

Tam hadi görüşürüz,çok memnun oldum sözlerini birbirimize söylerken,
mini minicik fakat yüreği epeyce büyük, şirin mi şirin bir kızın sımsıkı
sarılması,o sıcaklığı bana geçirmesi,dünya üzerinde yok olmaya
başladığını düşündüğüm,bir çok duygunun bu nesilde de bitmediğinin
habercisiydi.
Sevgili Gamze gamze öğrencilerini tanıma fırsatım olsaydı eğer
derdim ki "Her biriniz,bu sevgi pınarının kollarında büyürken ,o kolun
dalları olacağını düşünmek beni çok ümitlendiriyor."
Sarılmak ne yüce bir iş,,,
hep bu sıcaklığında kal canım...
Lale ve Leylak dalı girdikten sonra restorana,
ortalığı saran hoş koku tüm gece boyunca sürdü.
Gümüşay ve ben, doğal ve sıcacık bir akşam geçirdik.
Eğer ben bu akşamı resimleseydim.
Gümüş bir vazo içine lale ve leylakları dizer,
elinde bal gibi tatlı kahvesini yudumlayan bilge kızın keyfini
resmederdim.
hepinizi tanımak,duygularınızı paylaşmak,bazısı özel,bazısı genel
hayatınızdan kesitler dinlemek,anlatmak, dokunmak, özel ve güzeldi
sağlıcakla kalın.
3 Mart 2011 Perşembe
Büyülendim.
Ne oluyor nasıl oluyor anlamakta çok zorlandım
Böyle bir karar olabilir mi?Bloger sayfama Ben günlüğüm gibi bakıyorum
cidden çok üzücü.Ayrıca madem digütürk maçlarıyla ilgili bir sorun var video
ekle ayrıntısını kaldırırsın olur biter.
Neyse bakalım google üzerinden buralara ulaştım
Çünkü dün akşam izlediğimiz konser, bir günlüğün
baş yapıtı olacak nitelikte,şahaserdi.
İlk kez bir ruhun dolaştığını hissettim.Fazıl Say öyle bir
atmosfer yarattı ki,bir başka zamanın içinde kendi hükümdarlığında
farkedilmesi güç bir büyülü ortamdaydım.
Bu nasıl bir tılsımdıki, beyniniz bir an kopsa yeniden içine bir nefes gibi çekiyordu.Oysa Fazıl Say seyirciyle değil,pianosuyla eğelenen bir çocuk
hatta kadınını seven bir erkek,bazen de sahibin benim diyecek kadar
güçlüydü.Bazen gözlerine bakıyordu Atatürk'ün, bu senin için
dediğini hissettiğim bakışlar atıyordu.
Diyorum ya bir başka ruh vardı,coşkusu coşkumuza karışmış
yüce bir ruh.Klasik müziği seviyorum.Bugün hayatımda kimler varsa seviyorum.
O anı yaşadığım için yaşamayı seviyorum......
Böyle bir karar olabilir mi?Bloger sayfama Ben günlüğüm gibi bakıyorum
cidden çok üzücü.Ayrıca madem digütürk maçlarıyla ilgili bir sorun var video
ekle ayrıntısını kaldırırsın olur biter.
Neyse bakalım google üzerinden buralara ulaştım
Çünkü dün akşam izlediğimiz konser, bir günlüğün
baş yapıtı olacak nitelikte,şahaserdi.
İlk kez bir ruhun dolaştığını hissettim.Fazıl Say öyle bir
atmosfer yarattı ki,bir başka zamanın içinde kendi hükümdarlığında
farkedilmesi güç bir büyülü ortamdaydım.
Bu nasıl bir tılsımdıki, beyniniz bir an kopsa yeniden içine bir nefes gibi çekiyordu.Oysa Fazıl Say seyirciyle değil,pianosuyla eğelenen bir çocuk
hatta kadınını seven bir erkek,bazen de sahibin benim diyecek kadar
güçlüydü.Bazen gözlerine bakıyordu Atatürk'ün, bu senin için
dediğini hissettiğim bakışlar atıyordu.
Diyorum ya bir başka ruh vardı,coşkusu coşkumuza karışmış
yüce bir ruh.Klasik müziği seviyorum.Bugün hayatımda kimler varsa seviyorum.
O anı yaşadığım için yaşamayı seviyorum......
27 Şubat 2011 Pazar
Bazen İstemeden
işte böyle Gamze' cim seni seviyorum:)
Geçenlerde abilerle ilgili bir yazım olmuştu, orayla ilgili
bambaşka gelişmeler var:))Dilek ağacı gibi benim burası
çok çabuk kabul oluyor:)Hahaha deneyin isterseniz:))
Ay ne güzel bir gece geçirdim çarşamba akşamı, Zekai Tunca coştu coşturdu
o gecenin ertesinde de üniversiteden kızlarla Buz pateni,Bowling
ve Bilardo aktiviteleri yapınca pilim sinyal vermeye başladı.
Oğluş
gece aniden ateşlenince uykusuz ve yorgun
cuma günü tüm gün okulda da olunca, bittimmm .Eve geldiğimde ne gözümde
Buket Uzuner'le yapılacak sohbet,nede davetli olduğum Zerrin Özer'in
programda olduğu ödül töreni umrum da olmadı.
20 Şubat 2011 Pazar
Ayhan Sicimoğlu
Sen nasıl bir adamsın? Doğuştan karizma hastanız hasta...
Ev halkına gecikmemem lazım dedim. Erkenden hazır olunacak gidilecek
500 bilet bir çırpıda satılınca 1000 bilet ertesi gün tükenince
1500 bilet bile yetmeyince 2000 bilet de dur denince biliyordum ki
kalabalık ve trafik öyle böyle olmaz. Bilkent otel konferans salonu yıkılır.
gittiğimizde son provalarını yapıyorlardı dışarı çıktılar
paşamla acil bir fotoğraf çektirdim.
Nar çiçeği kırmızısı pantolonu değişmemiş, üzerine çiçekli bir gömlek giymişti
fit ötesi bir durum:) Anlamadığım şey bu pantolonu gömleği eşimiz dostumuz giyse durum bambaşka olur da bu keratalara nasıl yakışıyor:)
Tamı tamına 61 yaşındaymış inanılır gibi değil henüz 40 yaş çizgileri
yeni çıkıyor gibi,alnını bakmayın mimik o.
Başka hangi sevgi beş saate yakın ayakta durdurabilirdi ki beni. Eve geldiğimde bel ağrım, ayak ağrım dayanılmazdı ama mutluydum. Protokol için kenarlara sandalye koymuşlar.Kimmiş protokol, ateşeler konsolosluklar,ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Joseph Ricciardone olay adam:)
walla üçümüz ve diğer gelenler doya doya dans ettik.Latin all star grubunun tek tek üyeleri harikaydı caz festivaliydi ama
latin müziği dinledik ziyadesiyle.Türkçe parçalardan çok
bir küba parçasında bittim. Oğluşun acil dans kursuna gitmek isteğini bildirmesi o akşamın müthiş geçmesiyle ilgiliydi:)
Uzun yıllar MFÖ üçlüsüyle çalışan
Sicimoğluna, Mazhar Alanson şu şarkıyı yazıyor."Peki peki anladık"
adamın tarzı bu "en iyiyi ben yaparım".Tüm hobilerini paraya çevirmiş
iyi bir usta, yakında Show Tv de haberlerde bir şeyler yapacakmış.
Dansı seviyorum, latin seviyorum. Ayhan Sicimoğlu'nun hastasıyımmmm
Yaşam seni seviyorummm.
12 Şubat 2011 Cumartesi
Yıldız İbrahimova ''Dört oktav''
Yaşasın sanat!
Eğer, güzel bir ses duymuşsam, güzel bir görüntü görmüşsem,
ve ışık aydınlatmaya devam ediyorsa istediğim türden
ben huzurla yatıyorum o akşam...
4 oktavlık ses ile doğaçlama yapılan programla
bir caz festivalinin bir gecesinde daha ruhum dinlendi.
Bu akşam için kızlarla gideceğimz kesindi
Ferda'nın annesi bu sabah ameliyat olduğu için
gümüşaycığımında oğlu önemli bir diş problemi yaşadığı için
gelemediler, biz de ev ahalisi gittik. Her şey de bir hayır vardır
basın için bir kit hazırlamışlar bir tane bu kitten aldık
çok mutlu oldum tabii..Her biri kendi dalında ünlenmiş
müzisyenler havayoları mağduruydular çok yorgundular
prova yapmadan, yanımızda gelişti her şey işin mutfağına
girdik :))Yıldız İbrahimova'yı bundan tam 17 sene önce bir yemekte
tanımıştım. Rahmetli eşi sevdiğim bir siyasetçiydi, ortamdakileri
kırmamış üç dört eser (doğaçlama) söylemişti.
Hatta o gün ortamda bulunan Muazzez Abacı (Kapris yüküdür)
kulisten alkışlayarak gelmiş şaşkınlığını ve beğenisini sunmuştu)
Balkan türklerinden örnekler ve romanların marş olarak kabul ettiği
bir parçayı da dinledik, en az kendi kadar ünlü işinin piri
klarnetçi İvo Papasov ile..
Melodilerin ritmiyle oynarken onlar içimden geçti
biri bana müjdelesin istedim diğer tarafta da konserler
gösteriler ve sanat olsun diye:)))
Cazz dinlemeyi seviyorum. Hayat seni seviyorummmmmmm
2 Şubat 2011 Çarşamba
İstiyorum

Az önce bir bloğa yorum yazarken avazımca
YAŞAMAK İSTİYORUM diye haykırdım, ne kadar kaliteli
ne kadar standart üstüdür bilmiyorum ama yaşama arzumun
varlığı bir başkasının hayatının yok olmasını da istemeyecek
kadir asil.
42 yaşında üniversite okumak (yol ve zaman) keyfi kadar zorda.
paşam güzel bir karne getirdi, annesi de ona güzel karne verdi:)
sonuçlar açıklanıncaya kadar bilgisayar başından ayrılamadım.
tatilde stres atmak için akşamları bilgisayarda okey oynuyorum.
müthiş bir yer orası, Türkiye profilini gördüğünüz bir alan.
bayan ismiyle oynadığımda her masa açık
slm
as
bş mu
bş
tşk
rc
diye başlayan konuşma bir süre sonra
nerden
hımmla devam ediyor, asılan erkekler kadar
bana asılsanıza diyen cüretkar hatunlar da var.
böyle cüretkar davranışlar birazda maya işi olunca
oğluşun facebook'undan katılıyorum.Erkek ismiyle
gayet rahat oyunumu oynuyorum. Kim bilir kaç kişi böyle yöntemler
le idare ediyor. Bu gün son gün bundan sonra büyük temizlik ve
ikinci dönem için hazırlıklar var bir de acilen okunacak iki kitap.
Bu arada kafama yazdığım tarihler var sizde de olur mu bilmem
her yıl 31 ocak da gümüşaycığımın kızının doğum gününü kutlarım
içimden:)) sonra bir öğrenirim ki 30 ocak doğum günü
yuhh yani taktım bu tarihe, bir de isimler konusunuda
birine bir isim yakıştırırım, öldürsen bir daha kimse değiştiremez
onu aklımdan,ufak tefek arızalar dışında fena sayılmam:)
Defne'nin ölümü de gösteriyor ki,boşa kürek boşa yürek
Ben yaşamak istiyorum var mı itirazı olan:))))
Uf ya meydan okumaya da gelmiyor:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)